Tevhid-i Tedrisat Kanunu Kaldırılsın Kampanyamız Başladı!

 


Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 3 Mart 1924 tarih ve 430 Kanun Numarası ile kabul edilmiş olan Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kaldırılması için Milli eğitim bakanlığı önünde Bakanlığı önünde MAZLUMDER Genel Merkezi ve Ankara Şubesi tarafından basın açıklaması yaptı.

‘’Öğretimde Birlik Değil Tek tipçilik Kanunu; Tevhidi Tedrisat Kaldırılsın’’ pankartları taşındı. Eylemde ilk olarak MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal söz olarak; MAZLUMDER, Eğitimde devlet tekelinin kaldırılarak adil, özgür bir gelecek için eğitim sisteminin özgürleştirilmesi gerektiğini savunmakta, bu beklentiyi paylaşan herkesi kampanyasına güç katmaya çağırmaktadır. Talebimiz karşılanana kadar sürdürmeyi planladığımız bu kampanyanın, eğitim sisteminin temel sorunlarına ilişkin önemli ve gerekli tartışmalara zemin hazırlayacağına inanıyoruz’’ dedi

MAZLUMDER üye ve gönüllülerinin yoğun katılımlarıyla devam eden eylem MAZLUMDER Ankara Şube Başkanı Mehmet Can ÇAĞLAYAN’ın basın açıklaması metnini okumasıyla sona erdi.

 

 

Basın Açıklamasının Tam Metni Aşağıdaki Gibidir.

  TEVHİD-İ TEDRİSAT KANUNU KALDIRILSIN!

Dershanelerin kapatılarak özel okula dönüştürülmelerini öngören yasal değişiklik gündeme geldiği günden bugüne birçok tartışma yapılıyor. Dershanelerin eğitim sisteminde yeni sorunlara yol açtığından, dershanelerin eğitimdeki sorunların sonucu olduğuna kadar bir çok argüman ileri sürülüyor.

MAZLUMDER olarak, siyasal boyutlar kazanarak genişleyen bu meseleyi doğrudan ilgilendiren fakat tüm bu tartışmalardan çok daha önemli ve temel bir soruna dikkat çekmek istiyoruz: Tevhid-i Tedrisat Kanunu!

Bundan tam 91 yıl önce, 7 Aralık 1922 tarihinde “Halk Fırkası” namıyla siyasi bir parti teşkil edileceği bilgisi basına yansımıştır. Bu fırkanın takip edeceği programda, yeni siyasal düzene uygun bir toplumun inşası için devletin resmi ideolojisine uygun, tek tip bir eğitim modeline özel bir önem verildiği görülmüştür. Eğitimin toplumsal mühendislik projesine dönüştürüldüğü bu programın ilk uygulamalarından biri ise 3 Mart 1924 tarihinde çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu olmuştur. Bu kanun; halifeliğin kaldırılması, Osmanlı Hanedanı’nın yurtdışına çıkartılması ve Şer’iye ve Evkaf Vekâletinin kaldırılması gibi siyasal amaçları açısından birbiriyle irtibatlı kanunlarla birlikte çıkarılmıştır. Haliyle asıl amacı, yeni bir egemenliğin inşasında, tüm okulların devletin ideolojik amaçlarına hizmet edecek şekilde tek merkezden kontrolüne yasal dayanak hazırlamaktır.

Kanunun en önemli sonucu, yüzyıllar boyu din eğitimi veren medreselerin kapatılması olmuştur. Çünkü medreseler, topluma seküler bir kimliğin dayatılabilmesi ve dini, sosyal ve kültürel dokunun çözülerek yeni bir ulus kimliğin kazandırılabilmesi için engel görülmüştür. Dinin ve dini eğitimin devlet tekeline alındığı bu dönemde, azınlık okulları da ciddi baskılara maruz kalmıştır.

Eğitim kurumlarının tamamen devletin kontrolüne girmesinden sonra, okullar devletin ideolojik aygıtlarına dönüşmüş; maalesef tüm eğitim sistemi tek tipçi, ırkçı ve militarist bir karaktere bürünmüştür. Aradan geçen onlarca yılda, eğitimde birçok şey değişmiş fakat eğitim sisteminin bu özü her defasında muhafaza edilmiştir. Böyle bir eğitim anlayışı, farklı kimliklerin, inançların, kültürlerin ve değer sistemlerinin var olduğu coğrafyamızın toplumsal gerçekliğiyle kesinlikle örtüşmemektedir. Toplumdaki farklılıklara rağmen eğitimde hâlâ tektipçiliğin hüküm sürmesinin en önemli nedeni ise Tevhid-i Tedrisat Kanunu’dur.

Eğitimin zorunlu tutulması da, zorunlu eğitimin ailelerin talep ve tercihlerine rağmen yapılması da temel hak ihlalleridir. Halen yürürlükte olan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ise bu ihlalleri adeta yasal bir dayatmaya dönüştürmektedir. Oysaki gündem konusu dahi olması istenmeyen bu kanun, devletin ve yöneticilerin, topluma dilediği gibi gömlek biçme niyetlerini gerçekleştirmelerini kolaylaştırmaktadır.

Eğitimin düşünsel altyapısından, felsefesine, ideolojisine, öğretim programlarından yöntem ve tekniklerine ya da fiziki mekân tasarımına kadar her ayrıntıda, yalnızca ve yalnızca devleti tartışmasız söz sahibi yapan bu kanun, eğitim sisteminde toplumsal taleplerin karşılık bulmasını da engellemektedir. Böylece, toplum, vergileriyle işleyen bu eğitim-öğretim sürecine hiçbir şekilde dâhil olamamaktadır. Bir yandan eğitim zorunlu tutulurken, diğer yandan küçük yaşlardan itibaren yasal dayatmalarla çocuklarına el koyulan velilere,  ne söz ne de tercih hakkı tanınmaktadır.

Eğitimin zorunluluğunun tartışma dışı bırakılması ve insanların yalnızca kendisine sunulan şıklardan herhangi birisini tercih etmek durumunda kalması tartışılması gereken bir sorundur. Zorunlu eğitimin süresi, okula başlangıç yaşı, ilkokul tercihi, ders seçimi, haftalık ders saati, öğretim programları, ders kitapları, sosyal ve kültürel etkinlikler, resmi törenler ve ritüeller gibi kişinin karakterine doğrudan etkisi bulunan konularda, öğrencilere ve velilere herhangi bir tercih hakkı sunulmamasını doğru bulmuyoruz.

Şurası iyi anlaşılmalıdır ki, çocuklar devletin değildir! Bu sebeple devlet, eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevleri; kendi siyasal hedefleri, ideolojik amaçları doğrultusunda değil, çocukların velayet hakkını taşıyan ana ve babanın kendi dini ve felsefi inançlarına, diline ve kültürüne göre yerine getirmek zorundadır.

MAZLUMDER, kuruluşundan bugüne geçen süre zarfında, eğitim-öğretim süreçlerinde insanın hakkını, hukukunu, onurunu ve özgürlüğünü kısıtlayan her türlü uygulamaya karşı mücadele etmeyi önemli bir sorumluluk saymıştır.

Bugün, bu sorumluluğun bir gereği olarak yeni bir kampanya daha başlatıyoruz:

 

TEVHİD-İ TEDRİSAT KANUNU KALDIRILSIN!

Talebimiz, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 3 Mart 1924 tarih ve 430 Kanun Numarası ile kabul edilmiş olan Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kaldırılmasıdır.

MAZLUMDER olarak, talebimiz karşılanana kadar sürdürmeyi planladığımız bu kampanyanın, eğitim sisteminin temel sorunlarına ilişkin önemli ve gerekli tartışmalara zemin hazırlayacağına inanıyoruz.

Bu kanunun kaldırılması, şüphesiz eğitim sistemindeki tüm sorunların çözümünü sağlamayacaktır! Fakat eğitimde yeni anlayışların ya da alternatif eğitim modellerinin geliştirilebilmesi için çok önemli bir başlangıç sayılacaktır. Böylece, zorunlu eğitime tabi tutulan toplumun; devletin baskıcı, yasakçı, inkârcı, tektipçi uygulamalarından kurtularak, kendi istediği gibi bir eğitim verebilmesinin yolu açılacaktır. Eğitim-öğretim hizmetlerinde tepeden dayatmacılığın yerine, toplumsal taleplerin karşılığını bulabileceği pedagojik anlayışlar ve okullar ortaya çıkacaktır.

MAZLUMDER, Eğitimde devlet tekelinin kaldırılarak adil, özgür bir gelecek için eğitim sisteminin özgürleştirilmesi gerektiğini savunmakta, bu beklentiyi paylaşan herkesi kampanyasına güç katmaya çağırmaktadır!

 

MAZLUMDER Basın Bürosu

 

 

 

 

 

FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basın AçıklamalarıTarih 2013-12-07
Okunma Sayısı : 3311
Şube ve Temsilcilerimiz
mazlumder-genel-merkez
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER GENEL MERKEZ
Adres: Molla Gürani Mh. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk, No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: mazlumder[a]gmail.com | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2438

Ziyaretçi Sayımız : 5587271