SORUNLAR VE YENİ BİR ANAYASA

31.12.2010

SORUNLAR VE YENİ BİR ANAYASA

Son günlerde Ülkemizde cereyan eden olaylarda meydana gelen tabloyu büyük bir kaygı ile izliyor, bu durumun ülkemiz açısından oldukça kötü bir imajın sürekli malzemesi haline gelmesinden büyük rahatsızlık duyuyoruz. Herşeyden önce her toplantı, yürüyüş, gösteri ve basın açıklaması sonrasında ortaya çıkan manzaraların ''ORANTISIZ GÜÇ'' sözleri ile geçiştirilmesini büyük bir talihsizlik olarak değerlendirmekteyiz.

21 yüzyılda hukuk devletinde her türden bir hak arayışı sonrasında ortaya çıkan tablonun sıradan bir olay olarak değerlendirilmesi ve adeta sorumlularının cezalandırılmaması, bu ülkede çok büyük bir kitleyi hem mağdur etmekte, hem de insanların devlete ve hukuka olan inancını zedelemektedir. Bu ülkede herkesin hukuka bağlı olduğu gerçeği son dönemde çok büyük bir ölçüde toplumsal olaylara müdahalede gözardı edilmektedir. Bu konuda daha fazla hukuk dışı uygulamalar her şeyden önce toplumsal yaşamda varolan gerginliği tırmandıracaktır. Yine hukuku ve vicdanları zorlayan bu müdahaleler, süreç içinde her türden provakasyona zemin hazırlayacak, büyük kaoslar yaratabilecektir.

Kamu otoritesinin kullanılmasında siyasi gücü kullananların aynı zamanda sorumlulukları hatırlatılmalı, bu konuda ortaya çıkan çirkin tabloların sorumlularından hesap sorulabilmelidir. Dünyanın hiçbir uygar ülkesinde, başbakanlar kendi kamu güvenlik gücünün kefili olmazlar, ortaya çıkan olumsuzların bir tarafı psikolojisi ile olaylara yaklaşmazlar. Çünkü siyasi iktidar bir icracı güç olarak, hukuktan ve demokrasiden yana aldığı erki kullanır ve uygulamaları ile birlikte, yurttaşların vicdanında yargılanır. Bu noktada daha fazla yürekleri yaralayan ve vicdanlarda derin iz bırakan, hukuk dışı uygulamalardan vazgeçilmeli, bizleri 28 şubat dönemindeki polis devleti anlayışına yakınlaştıran bu tür uygulamalar cezasız kalmamalıdır.

Düşünce ve eylemleri nedeni ile ülkemizde her yurttaşın en doğal hakkı olan Gösteri yürüyüşleri ve toplantı hakkına yönelik eylemleri, bir kamuoyu yaratılarak adeta mahkum edilmek istenmekte, bu konuda siyasi iktidar doğrudan bu hakkı kullananları hedef almakta, önemli ölçüde toplumda çatışmacı bir hal olan, varolan durumdan vazife çıkarma gibi tehlikeli bir durumu dolaylı olarak tetiklemektedir. Bu her şey den önce hukuken ve ahlaken doğru olmadığı gibi, toplumsal barış içinde oldukça tehlikeli bir durumdur. Bu konuda çağdışı olan yasal mevzuat hemen değiştirilmeli, kamu otoritelerini iki dudağı arasında bir hak anlayışının dağıtılmasından vazgeçilmeli, iç mevzuat evrensel sözleşmelere uygun bir şekilde ivedilikle değiştirilmelidir.

Demokratik yaşamın kurulmasında ve yaşatılmasında siyasal ve sosyal açıdan büyük sorumluluğu bulunan siyasi iktidar her şey den önce toplumsal yaşamda demokratik bir işleyişin devamını sağlamakla yükümlüdürler. Bu konuda varolan sorunlara yaklaşımında, işleyen adil ve etkin hukuk ile demokratik kültür büyük önem taşımakta, uygar dünyada gelişen değerlerle toplumsal olaylara yaklaşım, hem bireysel mutluluklar hem de toplumsal barış için vazgeçilmez olmaktadır. Bunun olmadığı bir siyasi yaşam sakat ve eksiktir. Çünkü demokrasi çoğunluk yada konsensüs değil, çoğulculuktur. Bu çoğulculuğu sağlayan iktidarlar, siyasi yaşama erdem ve fazilet katabilirler. Bunun dışında ki her siyasi anlayış, zaman tünelinde kaybolmaya mahkûmdur.

Son günlerde ülkemiz gündeminde farklı siyasi noktadan tartışılan ve değerlendirilen ''Anadilde Eğitim'' ve Çok dilde Belediyecilik'' hizmetleri başlıkları yanında gelişen yerel özerklik tartışmalarında, MAZLUMDER olarak şiddeti savunmayan ve şiddet çağrısı içermeyen her türlü fikrin ve tartışmanın en özgür şekilde yapılmasından yana olduğumuzu bir kez daha ifade etmek isteriz. Bu ülkede çok uzun yıllar siyasiler özgürce konuşmadıkları için, militer güçlerin siyaseti belirlediği gerçeğini artık aşmamız gerektiğini yüksek sesle ifade ediyoruz. Fikirler, özgür tartışma ortamında, bu ülkenin sorunlarının kolaylıkla çözülmesi için, gerekli olan ortak yaşam iradesini ve uygun zemini hazırlayacaktır.

Bu siyasi tartışma sürecinde farklı ve özgün fikirleri ile ortaya çıkan herhangi bir siyasi partinin bu noktadan, kim tarafından olursa olsun,''düşman, bölücü, siyasi suikastçı ve tahrikkar''olarak tanımlamasını doğru bulmuyor, bu müdahalenin ülkemizde varolan demokratik değişimin bir çifte standartı olarak kabul ediyoruz. Bu ülkede her siyasi fikir ve örgütleme özgürlüğünü hiç kimsenin iznine tabii olmadan kullanmasının, en doğal hak olduğu gerçeğini hatırlatıyoruz. Siyaseti farklı ve kendi siyasi görüşleri ile bir partinin kamuoyu ile paylaşmasının, bu ülkenin zenginliğinin ve farklılığının bir yansıması olarak görülmesi gerektiğini ifade etmek istiyoruz. Bu ülkede varolan tüm sorunların kaynağında devletin dayattığı tek tipçilik olgusunun adeta unutularak, siyaseten parti ve kişileri terbiye etme eylemi ve siyasi parti kapatma utancı, artık ülkenin gündeminden hiç geri gelmeyecek şekilde ortadan kaldırılmalıdır.

Türkiye toplumunun yıllardan beri ısrarla talep ettiği sivil, demokratik ve katılımcı bir anayasanın Türkiye toplumunun var olan sorunlarını asgari seviyeye düşerebileceği kanaat ve ümidimizi Türkiye kamuoyu ile bir kez daha paylaşmak isteriz.

Av. Emrullah BEYTAR

MAZLUMDER Gen. Baş. Yrd

FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basın AçıklamalarıTarih 2010-12-31
Okunma Sayısı : 1352
Şube ve Temsilcilerimiz
mazlumder-genel-merkez
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER GENEL MERKEZ
Adres: Molla Gürani Mh. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk, No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: mazlumder[a]gmail.com | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2438

Ziyaretçi Sayımız : 5587312