MAZLUMDER Heyeti Komisyon Başkanı Ayhan Sefer ÜSTÜN'le yaptığı görüşmesinde toplumun her kesimini mağdur eden temel insan hakları konularını 7 ana başlık altında yazılı ve sözlü olarak ifade etti.
Yaklaşık 1 saat süren görüşmeden sonra heyet, MAZLUMDER'in "İfade ve Toplu Eylem Özgürlüklerinin İhlali Raporu" nu Komisyon Başkanına sundu.
MAZLUMDER Heyeti'nin 18.10.2011 Tarihinde TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'na Yaptığı Ziyarette Dile Getirdiği Konular ve "İfade ve Toplu Eylem Özgürlüklerinin İhlali Raporu"nun Takdimi
1- İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE ADİL YARGILANMA
a- 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası, 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasası 7/2 ve Ceza Yasası'nın 215, 220/6, 220/8 ve 314. Maddelerinin yeniden ele alınması gerekir.
İfade hürriyetinin tezahürü olan basın açıklamaları, meşru siyasi çalışmalar ile toplantı ve gösteri hakları son dönemlerde aşırı cezalandırıcı ve müdahaleci bir anlayışla baskı altına alınmaktadır. Türkiye'de bugün yaşanan değişim sürecinin ifade özgürlüğünün önünde bir engel olmaması, aksine ifade özgürlüğünü geliştirmesi beklenir. İfade hürriyetinin birer kullanım şekli olan kitlesel basın açıklamaları, toplantı, gösteri ve protestolar aslında kamu gücünün kullanım ve denetimini, toplumsal gelişmeyi ve demokratik uyumu sağlayacak önemli araçlardır. Bu araçlar geldiğimiz süreçte sürekli terörize edilmekte ve zaman zaman kullanılamaz hale getirilmektedir. Terörle Mücadele Kanunu başta olmak üzere Ceza Kanunundaki bazı maddeler hem içerikleri, hem de çok geniş yorumlanarak her türlü toplumsal muhalefet sindirilmesinin araçlarına dönüştürülmektedir. Gösteriler aşırı polis tacizine ve sert müdahalelere uğramakta, göstericiler hakkında sayısız davalar açılıp cezalar verilmektedir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı anayasa tarafından da güvenceye alınmış evrensel bir insan hakkı olduğu ve izne tabi olmadığı halde hem kamu kesiminde hem de basında "izinsiz gösteri" kavramı ile sık sık karşılaşılmaktadır. Özellikle kolluk mensuplarına ve yargı mensuplarına bu konuda gerekli insan hakları eğitimi ve bilinçlendirmesinin sağlanması konusunda yeterli bütçenin ayrılması konusunda Komisyonu'nuzun katkıda bulunacağına inanıyoruz.
b- Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri kaldırılmalıdır.
Bugün DGM'lerin işlevini gören ve kaldırılması gereken Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri aracılığı ile asayişçi bir bakış açısıyla yargılayan bir devlet yapısı, taraf olduğu AİHS ve diğer uluslararası anlaşmalarla kabul ettiği yükümlülüklerine uygun davranmamaktadır. Yargının tekliğinin yeni Anayasa'nın temel tartışma alanlarından birisi olduğu da göz önüne alınarak bu ilkeye aykırılık teşkil eden ve adil yargılanma hakkını da ihlal eden bu mahkemelerin kaldırılması gerekmektedir.
2- EĞİTİM MÜFREDATI
a- Ders kitapları ayırımcı dilden arındırılmalı ve Süryani'lere ilişkin yanlış, eksik, ayırımcı ifadeler düzeltilmelidir.
Ders kitaplarındaki insan haklarına aykırı unsurlar titizlikle ayıklanmalıdır. Bu kapsamda son örnek Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu'nun 2009 yılında ders kitabı olarak okutulmasına izin verdiği ortaöğretim 10. Sınıf Tarih kitabında Süryaniler'e yönelik nefret söylemine temel teşkil edebilecek ifadelere yer verilmiş olmasıdır. . Vicdan Cazgır, İlhan Genç, Mehmet Çelik, Celal Genç ve Şenol Türedi'nin yazdığı, editörlüğünü ise Doç. Dr. Osman Köse'nin yaptığı kitabın 65. ve 66. sayfalarında 'Osmanlı Devleti'nde Süryaniler'in Durumu' başlıklı bilgilerin yeniden araştırılarak eksikliklerin giderilmesi ve toplumu kin ve düşmanlığa sevk edebilecek ayrımcı ifadelerden arındırılması gerekir. Bir ders kitabı ideolojik yorumlardan ziyade objektif bilgi vermelidir. Ayrıca insanlara farklı kimliklerle dostça yaşamayı, kardeşliği ve sevgiyi aşılamalıdır. Ders kitaplarında Süryanilerin tanıtılması olumludur ama bu Süryani halkının tarihi, dili, edebiyatı ve kültürü üzerinden olmalı ve bu konuda Süryaniler'e de danışılmalıdır. Aynı hassasiyet diğer etnik unsurlar açısından da gösterilmelidir.
b- Türkiye Cumhuriyeti Tarihi boyunca yapılan darbelerin, ders kitaplarında objektif olarak yer alması gerekir.
1960 dan başlayarak, yapılan bütün darbeler, sivil yönetimlerin beceriksizliği nedeniyle askerin mecbur kaldığı bir durum olarak meşrulaştırılmamalı, toplum, hukuk, demokrasi ve ekonomi üzerindeki bilançoları ile ele alınmalıdır. Toplumsal yaşamın demokratikleştirilmesi ve darbelere karşı toplumsal bilincin geliştirilmesinde eğitim sistemi üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmek zorundadır.
c- Tarih Ders kitaplarının sadece bir tek yerinde"Kürt" kelimesi geçmekte, orada da olumsuz anlamda kullanılmaktadır.
Kürt kelimesi sadece Milli Mücadelede zararlı cemiyetler arasında, "Kürt Teali Cemiyeti" olarak geçmektedir. Kürtler, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasından önce de bu coğrafyada yaşayan, Osmanlı İmparatorluğunun ve T.C. devletinin kurulmasına ve gelişmesine katkı yapmış/müdahil olmuş bir halktır. Dolayısıyla ilgili yerlerde "Kürt" kelimesinin objektif olarak yer alması sağlanmalıdır. Yanı sıra kendine özgü dili, edebiyatı ve kültürü olan Kürtler ve diğer halklar tanıtılmalıdır.
d- Yakın Tarihin tüm aktörleriyle tanıtılması.
Yakın tarihin edebiyatçısı, sanatçısı ve bütün aktörlerinin yer alacağı bir biçimde güncellenerek, ilgili ders kitaplarına alınması sağlanmalı.
e- Eğitim sistemindeki militarist ve tek tipleştirici uygulamalar kaldırılmalıdır
Milli Güvenlik Dersleri kaldırılmalı, kaldırılamıyor ise içeriği korku toplumu yaratmaktan çıkartılarak demokratikleştirilmeli, bu dersleri askerlerin vermesine son verilmelidir, okullardaki bayrak törenleri ve "Andımız" töreni ve metni kaldırılmalıdır.
f- Herkese "anadilde eğitim" imkânı sağlanmalıdır. Bu amaç doğrultusunda öğretmen yetiştirilmesi için gerekli önlemler alınmalıdır.
g- Başörtüsüne yönelik yasakçı uygulamalar eğitim hayatında tamamen sonlandırılmalıdır.
h- Tevhid-i tedrisat yasası kaldırılmalıdır.
i- Heybeliada Ruhban Okulu açılmalıdır.
3- İNSAN HAKLARININ KORUNMASI
a- 15 Ağustos 2001 tarihinde kurulmuş olan İnsan Hakları Danışma Kurulu yönetmelik gereği yılda 3 kez toplanması gerekir iken toplanmamaktadır.
b- Yönetmeliği olmasına rağmen hiç oluşturulmamış olan İnsan hakları İhlalllerini İnceleme Heyetleri'nin işletilmesi gerekmektedir.
c- Kamu Denetçiliği (Ombudsman), Ulusal İnsan Hakları Kurumu ve Eşitlik Kurumu yasaları kendi aralarında olumlu ve olumsuz görev çakışmalarını önleyecek ve Paris Prensipleri'ne uygun sivil katılım düzeyi ile yeterli bütçe ve personel imkânını sağlanacak şekilde düzenlenmelidir. Bu kurumların kurul üyelerinin seçiminde İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun bir alt komisyonu tarafından mülakat yapılmalı ve belirlenen üyeler Genel Kurul tarafından seçilmelidir. Kurumlar TBMM ile ilişkilendirilmelidir.
d- Yurtdışında tedavi görmesi gereken Abdullah Demirbaş'ın yurt dışına çıkış yasağı kaldırılmalıdır.
Yargılandığı KCK davasında kanser hastası olması nedeni ile tutuksuz yargılan Abdullah DEMİRBAŞ'ın gerekli tedavisinin yapılabilmesi için konulan yurt dışına çıkma yasağı kaldırılmalıdır.
4- KADINA YÖNELİK ŞİDDET VE AYRIMCILIK
a- Boşanmış kadınların nafakalarının tahsilinde Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu'nun görevlendirilmesi.
Ülkemizdeki kadınların ekonomik güç paylaşımındaki dezavantajlı yerleri göz önüne alınarak, boşanmış veya boşanma sürecindeki kadınlara yönelik son dönemlerde çok sayıda örneğini yaşadığımız şiddet ve saldırılara zemin hazırlayan unsurlar arasında yer alan ve ödenmemesi halinde takip yükümlülüğü kadına yüklenen "nafaka ödemelerinin", Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu tarafından kadına ödenerek, bu tutarın "Amme Alacaklarının Takibi Usulü"'ne uygun olarak sorumlu eşten tahsilinin Fon tarafından yapılması sağlanmalıdır. Nafaka ödemelerinden yapılan ve kendisine nafaka ödenenden alınan bütün kesintiler de kaldırılmalıdır. Konunun bütün taraflarının sorumluluğunun aynı Bakanlıkta olması nedeniyle gerekli siyasi iradenin gösterilmesi halinde ciddi bir sorun alanı olan bu hususun çözümünün nispeten kolay olabileceğini değerlendirmekteyiz.
b- Başörtülü kadınlara yönelik eğitim ve iş hayatındaki ayrımcılık sona erdirilmelidir.
TBMM üyeliği dâhil anayasal eşitlik güvencesi altındaki vatandaşlık hakları arasında yer alan kamu hizmetine girişte başörtülülere uygulanan hukuki ve fiili engeller ortadan kaldırılmalıdır. Özel sektördeki benzer ayrımcı uygulamaların da ortadan kaldırılması için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
5- HAKİKAT KOMİSYONLARININ KURULMASI
Kürt sorununun yanı sıra yakın geçmişte yaşanan ve nesilden nesle aktarılarak kökleşen diğer sorun alanlarının geçmişle barışmak suretiyle çözümü ile demokratik ve çoğulcu bir toplum düzeninin oluşturulabilmesi için Hakikat Komisyonları kurulmalıdır.
6- MECLİS İNSAN HAKLARI KOMİSYONU'NUN STKLAR İLE KURUMSAL İLİŞKİ GELİŞTİRMESİ.
Dünyada örnekleri olduğu üzere (hearing sistemi v.b.) ülkemiz parlamentosunda da Komisyon çalışmalarının demokratik katılım ilkesine uygun şekilde yeniden yapılandırılmasına niteliği itibari ile İnsan Hakları İnceleme Komisyonu öncülük yapabilir. Düzenli olarak aylık veya iki ayda bir gerçekleştirilecek danışma toplantıları ile komisyon gündemine ve ülkenin insan hakları gündemine ilişkin insan hakları kuruluşlarının katkıları alınmalıdır.
