MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, PKK'nın tek taraflı olarak ilan ettiği eylemsizlik kararının 20 Eylül'de bitecek olmasının kendilerini kaygılandırdığını söyledi. Ünsal, yeni eğitim yılı öncesi başörtüsü meselesi ve ana dilde eğitim için boykot kararının alınmasının da endişe verici olduğunu belirterek, "Daha fazla çatışma ve kana hayır diyor, siyasal çözüm için yetkilileri duyarlı olmaya çağırıyoruz" dedi.
Daha önce Diyarbakır ve Van şubelerinde toplanan Mazlum-Der, son yönetim kurulu toplantısını Şanlıurfa Şubesi'nde gerçekleştirdi. Toplantının ardından yönetim kurulu tarafından hazırlanan 'Daha fazla çatışmaya ve kana hayır, siyasal çözüme evet' başlıklı bildiri Ahmet Bahçıvan İş Merkezi önünde düzenlenen basın açıklaması ile duyuruldu.
Yönetim kurulu ve şube üyesi yaklaşık 30 kişi ile birlikte Ahmet Bahçıvan İş Merkezi önüne gelen Mazlum-Der Genel Başkanı Ünsal, yaşanan çatışmalı süreç nedeniyle yönetim kurulu toplantılarını bölgede yaptıklarını ifade etti. Diyarbakır ve Van'ın ardından Şanlıurfa'da bir araya geldiklerini söyleyen Ünsal, "Çatışmalı süreç sebebiyle son toplantılarımızı bölgede yapıyoruz. Yönetim kurulu kararıyla gerek çatışma sürecinin 20 Eylül'de sona ermesinden duyduğumuz kaygılarımızı ifade ediyoruz. Yine, eğitim yılının başlaması sebebiyle karşılaşacağımız Kürt sorunu ve başörtüsü meselesi ile ilgili görüşlerimizi dile getirme kararı aldık ve bu bildiriyi yayınladık" dedi.
Ünsal'ın ardından yönetim kurul tarafından hazırlanan bildiri Mazlum-Der Şanlıurfa Şube Başkanı Meral Dervişoğlu tarafından okundu. PKK'nın tek taraflı ilan ettiği eylemsizlik kararının bitiş tarihinin yaklaşmasının yerini endişeli bir bekleyişe bıraktığını belirten Dervişoğlu, "Başta bölgede yaşayan Kürt halkı olmak üzere ülke genelinde herkes yeniden çatışmalı bir sürece girilmesi korkusunu derinden hissediyor. PKK'nın yeniden silahlı eylemlere yönelmesi yaklaşık 30 yıldır devam eden çatışmaları derinleştirecek, bu da ülkenin bir kez daha şiddet sarmalına teslim olması sonucunu doğuracaktır. Sürecin kırılgan bir niteliğe sahip olduğu gelinen bu noktada gereken dikkate uygun adımlar atıldığını söylemek mümkün değildir. Nitekim bu süreçte Hakkari ve Şırnak'ta imamların öldürülüp, Kuran kurslarının yakılması gibi sivillere yönelik şiddet eylemleri, faili meçhuller zincirinde farklı bir eğilimin ortaya çıktığını göstermektedir" dedi.
EYLEM HAZIRLIĞINDA OLMAYAN 9 GENÇ KATLEDİLDİ
Bayram öncesi Hakkari'de öldürülen 9 teröristin katledildiğini ve sürecin gerilmesine yol açıldığını da ileri süren Dervişoğlu, şöyle devam etti:
"Bayram arifesinde, Hakkari'de hiçbir eylem hazırlığı içinde olmadıkları halde PKK'lı bir grup hedef alınmış ve bu operasyonla 9 genç katledilerek bilhassa referandum sürecinde ortamın alabildiğine gerilmesi sağlanmıştır. Yine Hakkari'de meydana gelen mayın patlamasında siviller hayatını kaybetmiştir. Gerekli adli tahkikat yapılmadan olayın failleri konusunda yapılan suçlayıcı açıklamalar ve buna dayalı olarak hükümet ve siyasi muhataplarla görüşmelerin kesilmesi kabul edilemez. PKK eylemsizlik kararını kalıcılaştırmalı ve provakatif olaylara muhatap kalarak sürecin sabote edilmemesi için tüm silahlı unsurlarını ülke dışına çıkartmalıdır. Hükümet TSK'nın bölgedeki tüm faaliyetlerinin siyasi bedelini ödeyen taraf olduğu sorumluluğu ve bilinci içinde ve yetkilerini TSK ile paylaşmamalıdır. Hükümet, yıllardır yok sayılarak görmezden gelinen Kürt sorununu operasyon mantığıyla ve şiddet araçlarıyla çözmenin mümkün olmadığını idrak ettiğine kendini ve herkesi ikna etmelidir. Açılım siyasi gözden geçirilmeli, daha fazla vakit kaybetmeden ciddi bir zemine taşımalı ve sorun muhataplarıyla konuşulmalıdır."
Dervişoğlu, son olarak ana dilde eğitim talebi ekseninde yapılan okul boykotu çağrısını sivil itaatsizlik eylemi olarak değerlendirdiklerine vurgu yaparak, "İktidar aygıtının valiler eliyle, savcıları birer memur gibi kullanarak okul kapılarında suçlu avlamaya heveslenmesi uluslararası metinlerde yeri olan, şiddet içermeyen ve meşru bir hak talebinin ifadesi olan sivil itaatsizliği hazmedememesidir. Ana dilde eğitim talebi, Kürt sorunun siyasal ve hukuki çözüm gerektiren bir parçasıdır" diye konuştu. Okunan bildiriye alkışlarıyla destek veren grup, daha sonra sessiz şekilde dağıldı.