MAZLUMDER 2013 İNSAN HAKLARI ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

MAZLUMDER Geleneksel İnsan Hakları Gecesi yurt dışı ve yurt içinden önemli isimlerin katılımıyla Başakşehir Emin Saraç Kültür Merkezi’nde büyük bir coşkuyla gerçekleştirildi. 

Program öncesi MAZLUMDER gönüllülerinin organize ettiği gıda kermesiyle başlayan ve katılımın yoğun olduğu gecenin sunuculuğunu Yusuf Özkan Özburun yaptı. Gece Nadir Beyhan’ın Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Kur’an-ı Kerim meali ise MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Beyhan tarafından yapıldı. 

Daha sonra MAZLUMDER İstanbul Şube Başkanı Cüneyt Sarıyaşar tarafından hoş geldiniz konuşması yapıldı. Sarıyaşar konuşmasına 23 yıllık insan hakları mücadelelerinde ‘sizleri her zaman bizimle omuz omuza bulduk’ dediği katılımcılara, MAZLUMDER üye ve gönüllülerine teşekkür ederek başladı. Sarıyaşar konuşmasını şöyle sürdürdü: “Gecemizi iki temel üzerine bina ettik. Son 3 yıldır Ortadoğu halklarının kendi iradesine sahip olma refleksi hayata geçti ve bu süreç içinde zalimler de boş durmadı. Hala Arap coğrafyalarında kanlar akmakta ama önemli bir eşik de geçildi. Bu sürecin en önemli merhalesi de Mısır’daki direniş ve onun sembolü Rabia işaretidir. Bizim gecemizde önemli bir yer aldı bu işaret. Diğer önemli konu da çözüm süreci. Bizler bu süreç ile 100 yıllık zulmü tarihin sayfalarına gömmek istiyoruz. Bu irade için toplumumuz yoğun bir şekilde çözüm sürecine destek veriyor. Ama birçok acıyı da birlikte yaşıyoruz. Ödüllerimizin bir kısmı da bunlarla alakalı”. 

Sarıyaşar’ın ardından açılış konuşmasını Ahmet Faruk Ünsal yaptı. Ünsal, gecenin hazırlıklarında emeği geçenlere ve katılımcılara teşekkür ettikten sonra son bir yılın insan hakları ihlallerine kısaca değindi. Ünsal, “Geçtiğimiz günlerde idam edilerek şehit olan Abdülkadir Molla’yı ve beraber şehit olan arkadaşlarını ve sonrasındaki olaylarda hayatlarını kaybeden kardeşlerimizi rahmetle anıyor ve Bangladeş’teki rejimi lanetle anıyorum. Bu sene de Filistin sorunu çözülmedi, Mescid-i Aksa bu sene de özgürlüğüne kavuşamadı. Mali ve Orta Afrika’da kolonyalist işgallere şahit olduk bu sene. Ve Suriye. 3 yıl önce meşru taleplerle sokağa çıktıklarında vahşice katledilmeye başlandılar. Umarız bir barış masası kurulur ve Suriyeli kardeşlerimizin meşru talepleri iyi bir netice ile sonlanır. Bu noktada Cenevre toplantılarını önemsiyoruz. Mynmar meselesi devam ediyor. Arakanlı kardeşlerimizin yaşadığı en büyük dram Bangladeş’teki çetenin Arakanlı kardeşlerini zalim Mynmar yönetimine teslim etmeleridir” dedi. 

Son bir yıl içinde NATO’nun Afganistan’da sivil katliamlara imza attığını belirten Ünsal, Mısır meselesinin de çok önemli olduğunu, İnsan Hakları Gecesi’nde hem verilen ödüller hem de Mısır’dan gelen misafirlerle konunun önemine dikkat çekmek istediklerini ifade ettiler. Ahmet Faruk Ünsal, “Mısır, tarihinde seçilmiş tek cumhurbaşkanını Siyonist bir darbe ile indirerek hapse attı. Ve kendi iradeleri ile seçilen cumhurbaşkanını geri isteyen halk ise katledildi. Oradaki davayı biz kendi davamız olarak görüyoruz. Mısır’daki darbenin gayrı meşruluğunu bir kez daha ilan etmek istiyoruz” dedi. 

Ünsal Doğu Türkistanlıların meşru taleplerini her dillendirdiklerinde vahşice katledildiklerini ve hapse atıldıklarını belirterek Gazze’yi yalnızlaştırmak isteyen İsrail’in ise bedevileri Gazze’den çıkarmak suretiyle gerçekleştirmeye çalıştığı planının bir an önce iptal edilmesi için İsrail rejimine çağrıda bulunarak şunları söyledi: “Müslümanların birliğini bozmaya yönelik çabaların boşuna olacağını ilan ediyoruz”. 

Ünsal konuşmasına şöyle devam etti: “Bu yıl onurun ve eşitliğin büyük savaşçısı, büyük dava adamı Mandela’yı kaybettik. Kendisini özlemle hatırlayacağız. Türkiye’de Kürt sorununu diyalog zemininde çözmek için bir irade ortaya çıktı. Biz bunu destekliyoruz. Hiç kimsenin kanının dökülmesini istemiyoruz. Demokratikleşme paketi çok önemli adımlar ihtiva etti ve çok önemli bir girişimdir. Buna vesile olan herkese bir kez daha teşekkür ediyorum. Anadilde eğitim aşamasında daha atılacak adımlar var, inşallah onlar da atılacak. Umarız ki başörtülülerin subaylık, hakimlik ve polislik için de önü açılacak ve yaşananlar kötü bir hatıra olacak kalacaktır. Bu yıl toplantı ve gösteri hakkının kullanılması hakkında da güvenlik güçlerinin ölçüsüz davranışlarının da takipçisi olacağımızı ve çözülmesi gereken sorunların çözülmesi için gerekenlerin yapılması konusunda çağrımızı dillendirdik ve yeniden hatırlatıyoruz. Ayrıca terörün finansmanı yasası maalesef çıktı ancak bir an önce kaldırılması gerekiyor. Çünkü ABD’nin terörle mücadele konseptine uygun olarak işleyen bu kanun ile Müslüman ülkeler zora sokuluyor ve üzerlerinde denetim sağlanmak istiyor. Basın özgürlüğü konunda da çalışmalarımız devam edecek. Geçen seçim sürecinde özel hayatın gözler önüne serildiğini görmüştük. Bu yıl da benzer şeyler yaşamayacağımızı ümit ediyoruz. Bu yıl insanlarımızın kent estetiği ve kent planlaması konusunda duydukları hassasiyet ve bunun sonucunda ortaya koydukları irade ile ilgili bazı şeyler yaşadık. Bunlar tarihi günlerdi. Biz, bundan sonra bütün siyasi aktörlerin kent rantı, kent estetiği konusunda o kentte yaşayan insanların da onayını almadan bir adım atmamaları gerektiğini gördük. Uzun zamandır beklediğimiz sivil anayasa konusunda ise geçtiğimiz günlerde Cemil Çiçek bir sivil anayasa yapılamayacağını ilan etti. Bunun halka bir borç olduğunu hatırlatıyoruz. MAZLUMDER olarak son bir yılda yaptığımız, devam ettiğimiz bazı kampanyalardan da bahsetmek istiyorum. PVSK’nın (Polis vazife ve salahiyet kanunu) değiştirilmesi kampanyası, 28 Şubat Yargı Kararları İptal Edilsin kampanyası. Eğer 28 Şubat gayrı meşru ise onunla yargılandırılıp cezaevine konan kardeşlerimiz dışarı çıkarılmalı. Askeri yargının da tamamen kaldırılması gerekiyor. Bütün dünyada Askeri Danıştay, askeri ceza kanunu ordu içi disiplin ile ilgiliyken bizde iki başlı bir yargıya dönüşüyor. Eğitim konusuna gelince; biz MAZLUMDER olarak eğitimin asıl konusunun ne 4+4+4 ne de dershaneler olmadığını, devlet eliyle eğitimin tekelleştirildiği Tevhid-i Tedrisat kanunu olduğunu düşünüyoruz. Bu kanun kaldırılırsa daha özgür bireyler yetişecektir. Öğretim üzerinde devletin tekeli kaldırılmalıdır”. 

Hasan Ahmed El-Dıqqi: “Suudi Arabistan’da 30.000’in üzerinde siyasi tutuklu bulunuyor”

Ünsal’ın ardından BAE’den Ümmet Partisi BAE Genel Sekreteri/Ümmet Konferansı Lideri Hasan Ahmed El-Dıqqi konuştu. El-Dıqqi, “Türkler 600 yıla yakın bir süre bu topraklara hakimiyet kurmuş bir toplum. Yahudiler bile güvenli bir yer bulamadıklarında Osmanlı’ya sığınmışlardır. Bağdat düştüğünde de Türklerden başkasından yardım istememiştir. Bu yüzden MAZLUMDER gibi bir kurumun 23 yıldır bu topraklarda ve dünyanın her yerindeki ihlallere karşı çalışmalar yapması çok doğaldır” dedi. El-Dıqqi, Ümmet Partisi hakkında kısaca bilgi verdikten sonra ABD’nin Irak ve Afganistan’da zulümlere devam ettiğini, Arap coğrafyasının haritasının da hapishaneler ile dolu olduğunu, ABD ordusunun altında yer alan özel istihbarat örgütü Blackwater’ın hiçbir hukuka uymadan insanları rahatça öldürebildiğini ifade etti. El-Dıqqi, Arap siyasal sisteminin veraset sistemi, baskıcı güvenlik sistemi, ümmetin verasetinin hırsızları ve kukla yönetimleri olmak üzere dörde ayrıldığını söyledi. Arap Baharı’nın ortaya çıkışındaki unsurlardan da bahseden Hasan Ahmed El-Dıqqi, “Körfez ülkelerinde kalkınma arttıkça siyasi haklar azalmakta. Suudi Arabistan sistematik olarak işkence yönetimini kullanıyor. Suudi Arabistan’da 30.000’in üzerinde siyasi tutuklu bulunuyor. Suudi Arabistan’da hukuk vatandaşlara işkence için kullanılıyor. Ancak bunlara rağmen umudumuzu hala koruyoruz” dedi. 

Şeyh Muhammed Saad El-Müferreh: “Kur’an ve sünnet adına zulüm uygulayan şimdiki rejimimizin ortadan kalkmasını istiyoruz”

Daha sonra Suudi Arabistan Ümmet Partisi Genel Sekreteri Şeyh Muhammed Saad El-Müferreh MAZLUMDER’e teşekkür ederek başladığı konuşmasında şunları söyledi: “Biz ortak dine sahibiz, ortak bir tarihin çocuklarıyız. Sömürgeci büyük güçlerin bölgemize yönelik oyunlarını çok dikkatli değerlendirip ülkelerimizin geleceğini inşa etmeliyiz. Sömürgeci devletler ümmeti paramparça etmek için işbirlikçilerini, rejimleri ve çeşitli inanç gruplarını kullanmaya devam ediyorlar. Suudi Arabistan’da geçmiş yıllarda pek çok reform çağrıları yapılmış ancak yönetim alanında bir değişim olmamıştır, gerçek anlamda toplumun beklediği değişim yaşanamamıştır. Kur’an ve sünnet adına zulüm uygulayan şimdiki rejimimizin ortadan kalkarak seçimle başa gelen yöneticiler olmasını istiyoruz. Bizler ortak bir ümmetin çocukları olarak İslam medeniyetini yeniden diriltecek bir fırsat doğdu bizlere. Arap alemi uyanıyor ancak Türkiye’nin yardımlarıyla mevcut durumdan kurtulunabilir. Arap alemi uyanış ve kalkınmanın yanı sıra kimliğini korumanın derdindedir. Tüm komplolara rağmen Türkiye’nin desteği ve Allahın izniyle Arap halkları özgürlüğe kavuşacaktır. Rabbim hayırda hepimizi muvaffak etsin”.  

Hassan Çelebi: “Suriye devrimi ile devletlerin ve STK’ların gerçek yüzünü gördük”

Suriye’den Tayyar-ı Vatani Suri Sekreteri Hassan Çelebi ise birkaç ay önce hayır işleri için geldiği Türkiye’den ambargo nedeniyle geri dönemediğini belirterek başladığı konuşmasında Suriye devriminin aslında gerçekleri ortaya çıkaran bir devrim olarak nitelendirildiğini, devletlerin ve STK’ların gerçek yüzünü gördüklerini söyledi. Çelebi, “Biz insanların bu zulmü seyretmekten başka bir şey yapmadıklarını gördük. Mazlumlara el uzatılmamasına rağmen uluslararası STK’ların insan haklarını savundukları bize söyleniyor ve buna inanmamız bekleniyor. Biz bu toplantıyı düzenleyen MAZLUMDER’e de geçmiş yıllardaki çalışmalarından dolayı teşekkür ediyoruz. Bugün katliamlar ve yıkım konusunda birçok ülke koalisyon oluşturuyor, mazlumların hakkını oluşturacak koalisyonu kim kuracak? Bugün Guta bölgesinde bir buçuk milyon insan ambargo altındadır. Bugün dünya sistemi barıştan ve insan haklarından dem vururken Tunus’ta, Cezayir’de ve diğer yerlerdeki darbelere alkış tutabilmektedirler” dedi. 

Cemaat-i İslami İngiltere Sözcüsü Av. Ebubekir Molla 17 Aralık gününe dikkat çekti

Geceye canlı yayın ile katılması beklenen Bangladeş Cemaat-i İslami İngiltere Temsilcisi Av. Ebubekir Molla teknik aksaklık nedeniyle bağlanamayınca MAZLUMDER İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Sevim ile yaptığı telefon görüşmesinin notları katılımcılara aktarıldı. Hüseyin Sevim Ebubekir Molla’nın Abdulkadir Molla’nın somut hiçbir suçtan ceza almadığını, Cemaat-i İslami’nin Pakistan ve Bangladeş’in ayrılmaması gerektiğini düşündüğünü ve ayrılma sürecinde kendince kurtuluş savaşı veren bugünkü rejimin ‘sizler bizim kurtuluş savaşı verdiğimiz günlerde bu ülkeye hainlik ettiniz’ diye bugün Cemaat-i İslami liderlerini öldürdüğünü belirtti. Ebubekir Molla bugünkü rejimin çok ciddi suçları olduğu ve bunların çok rahat ortaya koyulabileceğini ifade ederek Abdulkadir Molla’nın ardından 30 kişinin daha öldürüldüğünü ve 300 kadar kişinin de yaralandığı ve Cemaat-i İslami’ye mensup olanların evlerinin ve işyerlerinin taciz edildiğini söyledi. Ebubekir Molla konuşmasının sonunda 17 Aralık gününde Bangladeş’te ortaya çıkacak büyük direnişi duyurarak tüm Müslümanları o günde Bangladeş Müslümanları konusunda teyakkuzda olmaya ve bu konuya hassasiyet gösterilmeye davet etti.

Yurt dışı protokol konuşmalarının ardından gece Grup Endişe konseri ile devam etti.  

Konserin ardından programa ev sahipliği yapan Başakşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal bir konuşma yaptı. Bugün İslam coğrafyasında çok kötü bir tablo olduğunu ancak MAZLUMDER gibi mücadele veren kurumlarla sorunların çözüleceğine inandıklarını belirten Uysal, “Biz başarıdan sorumlu değiliz, ne tarafta olduğumuzdan sorumluyuz” dedi. Konuşmasının ardından Mevlüt Uysal’a Ramazan Beyhan teşekkür plaketini takdim etti.

İnsan hakları ödüllerinin verilmesi ile devam eden gecede ilk olarak Av. Aydın Durmuş Hukuk Ödülü Av. Mehmet Alagöz’e verildi. Av. Fikret Özdemir Vefa Ödülünü ise Mustafa İslamoğlu aldı. İslamoğlu, “Filistin’den dolayı, Mısır’dan, Suriye, Arakan’dan dolayı, Abdulkadir Molla’dan dolayı, İslam dünyasının başındaki diktatörlerden dolayı acı çekiyoruz, ama acı çekiyorsak yaşıyoruz demektir. Acılarımıza da Elhamdülillah. Mekke sahabenin mektebiydi. Hicret ve Medine şahadetnamesiydi. Şimdi İhvan Sisi’nin okulunda okuyor. Suudi’deki Müslümanlar Suud ailesinin okulunda okuyor. Suriye’dekiler Esed’in okulunda okuyorlar. Uhud’dan sonra Müslümanlar ‘bu başımıza nerden geldi’ dediler. Onlara şöyle denildi: ‘bu sizin yüzünüzden geldi başınıza’. Biz Müslümanlar olarak tövbe etmez aklımızı kullanmazsak bu sıkıntılar başımızdan gitmeyecek. Allah aklını kullanmayanları pisliğe mahkum eder. Yunus gibi bir tövbeye ihtiyacımız var. O bir kaçak köle gibi kaçtı. Ama sonra tövbe etti. O, ben zalimlerden oldum dedi. Biz de Amerika’yı Avrupa’yı suçlayarak geçmişte olduğu gibi haçlıları suçlayarak Moğollar’ı suçlayarak kendimizi aklayamayacağımızı biliyoruz. Biz suçluyuz, biz insanlığın kendisine emanet edildiği bir ümmet idik. Mazlumlar bizden sorulmalıydı. Yeryüzünün kalbi olmalıydık. Ama şu halimize bakın. Ben Amerika’nın bombalarından teessüf etmiyorum. Ben birbirimizi nasıl karınca gibi ezdiğimizden teessüf ediyorum. Ben başkalarının bizi bölmeye çalışmasından üzülmüyorum, dışarıdakilerin saldırılarından değil içimizdeki saldırılardan üzülüyorum. Biz eğer halimizi değiştirmezsek bu yaşadıklarımız da değişmez. Bu ödülü Rabia’nın kızlarına vermek lazımdı, bu ödülü Abdulkadir Molla’ya vermek lazımdı. Bu ödülü Suriye’de çocuğu kolinin içinde ölen kadına vermek lazımdı” dedi. 

İslamoğlu’nun ardından Metin Önal Mengüşoğlu şiir okudu. 

Ahmed Abdulaziz: “Bizler bu darbeyi yıkacağız. Halkımız yeniden özgürlüğüne kavuşacak”

Daha sonra Örgütlü Mücadele Ödülü Türkiye’den İGİAD’a verildi. İGİAD adına ödülü İGİAD Başkanı Şükrü Alkan’a MÜSİAD GYK Üyesi Yunus Aksu tarafından verildi. Örgütlü Mücadele Uluslararası Ödülünü ise Mısır Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu adına Muhammed Mursi'nin Siyasi Danışmanı/Şehid Gazeteci Habiba Ahmed’in Babası Ahmed Abdulaziz aldı. Abdulaziz’e ödülünü MAZLUMDER İstanbul Şubesi Mütevelli Heyeti Üyesi Av. Muharrem Balcı verdi. Balcı “Genlerimizdeki ve geleneğimizdeki mücadele yöntemlerinden uzaklaşmayalım. Örgütlü mücadele bizim dilimizde emri bil maruftur. Hak hiçbir zaman iktidar ile yan yana olamaz. Bunu unutmayın” dedi. Abdulaziz ise yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Sizlere şehitlerin kanlarıyla sulanan Mısır’dan selamlar getirdim. Onlar 25 Ocak devriminin izzetini ve onurunu korumak için yola çıkmışlardı. Mısır’ın ilk kez seçilmiş cumhurbaşkanı iç ve dış düşmanların birleşmesiyle devrildi. Mısır’da dünyanın gözleri önünde binlerce kişi katledildi. Şehit olanlar arasında benim kızım Habibe de vardı. El-Cezire adına Mısır’daki katliamları dünyanın gözleri önüne sunan bir gazeteciydi. Annesine facebooktan meydanın etrafında keskin nişancılar olduğunu ve görüntü almaya devam ederse öldürüleceğini yazmıştı. Annesi de onu görevini yapmasına devam etmesi konusunda teşvik etti ve kızım keskin nişancının kalbinden vurmasıyla şehit oldu. Bizler bu darbeyi yıkacağız. Halkımız yeniden özgürlüğüne kavuşacak. Ben Türkiye’ye, Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkürlerimi sunuyorum”.

Abdulaziz’in ardından Nurettin Durman şiir okudu.

Daha sonra sarı-siyah Rabia logosunu tasarlayan Saliha Eren ve Cihat Döleş’e Kültür-Sanat dalında aldıkları ödülleri takdim edildi. Tasarımcılara ödülü MAZLUMDER GYK Üyesi Ümit Aktaş tarafından verildi. Grafik Tasarımcısı Saliha Eren, logonun renklerinden sarının Kubbetu-s Sahra’nın kubbesine vurmuş güneş ışığının kendisini etkilemesi ile ortaya çıktığını, siyahın ise Mısır’da siyah giyinmiş bir kadının kıblede elleri havada dua ederkenki halinden esinlenerek ortaya çıktığını belirtti. Mühendis Cihat Döleş ise Rabia işaretinin ümmet hareketi olarak öne çıkmasını istediklerini ifade etti.  

Sıtkı Caney’in şiir dinletisinin ardından ise Kültür-Sanat dalında Roboski katliamını anlatan “Ağlama Anne Güzel Yerdeyim” belgeselinin yönetmeni Ümit Kıvanç’a ödülü MAZLUMDER Bursa Şube Başkanı Av. Şakir Çalışkan tarafından verildi.

Kültür-Sanat ödüllerinin ardından Grup Endişe kısa bir konser daha verdi. Konserin ardından gecenin son ödülleri olan Basın Ödülleri verildi. 

Basın dalında ilk ödül Suriye’de gazetecilik yaptığı sırada kaybolan Beşar Fehmi Kadumi’ye verildi. Kadumi adına ödülü eşi Arzu Kadumi aldı. Arzu Kadumi’ye ödülü MAZLUMDER Kocaeli Şube Başkanı Medine Küçük tarafından verildi. İkinci basın ödülü ise Mısır’da darbeyi dünyaya duyururken şehid olan fedakar basın mensupları Habibe Ahmed ve Ahmed Asım’a verildi. Habibe Ahmed ve Ahmed Asım ve Mısır’da hayatını kaybeden tüm gazeteciler adına ödülü Ahmed Abdulaziz ve Salma Ashraf aldı. Ödülü kendilerine MAZLUMDER Malatya Şube Başkanı Abdulkadir Yılmaz tarafından verildi.


 

Haber: Zeliha Altuntaş – MAZLUMDER İstanbul Şubesi Basın Sorumlusu

Fotoğraflar: Zeliha Altuntaş – Ahmet Furkan Onat – Nurefşan Caner – Muhammed Musab Sarın

 

 

FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basın AçıklamalarıTarih 2013-12-16
Okunma Sayısı : 2293
Şube ve Temsilcilerimiz
mazlumder-genel-merkez
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER GENEL MERKEZ
Adres: Molla Gürani Mh. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk, No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: mazlumder[a]gmail.com | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2438

Ziyaretçi Sayımız : 5587271