Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün kapatılan Refah Partisi'nin (RP) genel başkan yardımcılığı yaptığı dönemi kapsayan 'kayıp trilyon' davasıyla ilgili olarak 'sahtecilikten' yargılanmasına karar verdi. Cumhurbaşkanlarının başbakan-bakan ve milletvekilleri kadar dahi dokunulmazlığı olmadığı gerekçesini içeren kararda Abdullah Gül'den 'şüpheli' diye söz edildi. Halen sonuçlanmayan 'kayıp trilyon davası', 1998'de kapatılan Refah Partisi'nin (RP) aldığı hazine yardımını harcanmadığı halde harcanmış gibi gösterdiği gerekçesiyle açılmıştı.
RP'nin son genel başkanı Erbakan ile birlikte partinin genel merkezdeki ve illerdeki 83 parti yöneticisinin mahkumiyetleriyle biten davada, o dönem milletvekili olan Gül'ün de aralarında bulunduğu kimi genel başkan yardımcıları dokunulmazlıkları nedeniyle yargılanamamıştı.
Başsavcılık yargılanamaz demişti
Ancak daha sonra yeniden vekil seçilemeyince dokunulmazlığı biten ve Recai Kutan'ın da aralarında bulunduğu kimi parti yöneticileri yargılanıp aklanmıştı. Abdullah Gül ise devamında da bu kez AKP'den milletvekili olduğu için dokunulmazlığını sürdürdü.
Gül, 2007 'de Cumhurbaşkanı seçilip milletvekilliği sona erince hakkındaki fezleke TBMM Başkanlığınca Ankara Başsavcılığı'na iade edildi. Böylece de Gül'ün bu sıfatına rağmen yargılanıp yargılanamayacağı tartışması başladı.
Ankara Başsavcılığı, TBMM'den iade edilen fezleke üzerine Gül hakkındaki tartışmayı takipsizlik kararıyla sonuçlandırdı. Başsavcılık, Cumhurbaşkanlarının bu göreve seçilmeden önce yargılanabileceklerine ilişkin hüküm bulunmadığına dikkat çekti. Kararda, "yasalar yönünden dokunulmazlığı bulunan ve yasalarda yargılanmaları istisna kabul edilen kişiler ile (milletvekili, bakan, başbakan) kıyas yapılarak şüphelinin cumhurbaşkanı olması nedeniyle milletvekili ve bakanlara tanınan dokunulmazlığının cumhurbaşkanını da kapsadığı" gerekçesi kullanıldı.
Şüpheli sıfatı kullanıldı
Ancak bu karara itiraz edilince dosya 'en yakın mahkeme' sıfatıyla Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gitti. Yasa gereği bu itirazı mahkeme başkanı Osman Kaçmaz değerlendirdi. Kaçmaz, Gül'ün Cumhurbaşkanı seçilmeden önce işlediği öne sürülen suçlama nedeniyle yargılanabileceğini savunarak Başsavcılığın aksi yöndeki takipsizlik kararını kaldırdı.
Gül'e işlem yapılmasına olur verirken, hakkında 'şüpheli' sıfatını da kullanan Başkan Kaçmaz, kararını şöyle gerekçelendirdi: "Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yasalar yönünden dokunulmazlığı bulunan ve yasalarda yargılanmaları istisna kabul edilen kişilerle kıyas yaparak milletvekili ve bakanlara tanınan dokunulmazlığın cumhurbaşkanını da kapsadığı yönündeki görüşünün, hukuktan yoksun ve kanunlara aykırı olduğu açıktır. Eğer cumhurbaşkanlarının yargılanmaması isteniyorsa Anayasa'da gerekli düzenleme yapılmalıdır."
Sincan Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararı, mevzuata göre itiraz üzerine verildiği için kesin nitelik taşıyor. Buna göre, Ankara Başsavcılığı'nın kendi verdiği takipsizlik kararı kaldırıldığı için, Sincan'ın kararı kendine ulaştığında Gül ile ilgili soruşturmayı başlatması gerekecek.
Ancak Başsavcılığın, soruşturma dışında bir seçeneği daha bulunuyor. Bu da Adalet Bakanlığı'ndan kanun yararına bozma istemek. Bu durumda Başsavcılık, dava dosyasını kendi mütalaasıyla birlikte Adalet Bakanlığı'na gönderecek. Bakanlık başvuruya katılırsa, Sincan'ın kararının bozulması istemiyle Yargıtay'a gidecek. Yargıtay da Gül'e yargılama kararını kanun yararına bozarsa tartışma sonuçlanabilecek. Aynı mahkemeden bugüne kadar başka çarpıcı kararlar da çıkmıştı. Bunlardan akılda kalan biri de Başbakan Erdoğan hakkında 'Sayın Öcalan' sözü nedeniyle yargılama isteği olmuştu.
'İyi niyetle bağdaşmaz'
Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nden mahkemenin kararına tepki geldi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün "Sanığı olmadığı ve yargılanmadığı bir davadan dolayı bazı çevrelerce şüpheli gibi gösterilmeye çalışılmasının iyiniyetle bağdaştırılamadığı" belirtilen Köşk açıklamasında, "Kaldı ki, Anayasaya göre Cumhurbaşkanlarının 'vatana ihanet' dışında herhangi bir suçlama ile yargılanması mümkün bulunmamaktadır" denildi.,
Karara tepki: Görev süresi boyunca dokunulmazlığı var
TBMM Başkanı Köksal Toptan, Sincan Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararına ilişkin yaptığı değerlendirmede "Kanaatime göre, Cumhurbaşkanı en az milletvekili dokunulmazlığı kadar dokunulmazlığa sahiptir. O nedenle Sayın Gül'ün Cumhurbaşkanı sıfatı taşıdığı sürece yargılanması bana göre mümkün değildir" dedi. TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu da Cumhurbaşkanı'nın görevdeyken hiçbir şekilde yargılanamayacağını söyledi. Konuyu değerlendiren Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, "Cumhurbaşkanlarının görev süresince yargılanmasının söz konusu olamayacağı, ancak zaman aşımı süresinin de işlemeyeceği, görevi sona erdiğinde yargılanabileceği görüşündeyim" dedi.
DTP'nin hukukçu kökenli milletvekili Hamit Geylani'den de "Bu dava kesinleşmemiş bir dava ve iddiadır. Gül'ün bu davası, cumhurbaşkanlığı sıfatı bitene kadar durdurulabilir" değerlendirmesi geldi.
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart ise, "Dosya 8-9 ay Adalet Bakanlığı tarafından sümenaltı edildi. İlgili savcı, hukuk adına 'harikalar yarattı' ve dosyayı ortadan kaldırdı. Neyse ki Sincan Ağır Ceza Mahkemesi hukukun gereğini yaptı" dedi.
Çözümün anahtarı Çankaya Köşkü
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün son Suriye ziyaretinde yeniden gündeme getirdiği Kürt sorununun çözümü konusundaki düşünce ve çağrıları geniş yankı buldu. Doğu ve Güneydoğu'daki sivil toplum örgütleri ile daha önce Gül'le görüşen aydınlar, açıklamalara olumlu tepki verirken, CHP ve MHP ise Gül'ün tavrına karşı çıktı.
Geçtiğimiz günlerde kendisine eşlik eden gazetecilerle Şam'da bir araya gelen Cumhurbaşkanı Gül, Kürt sorunu konusunda önemli mesajlar verdi. "İster Güneydoğu meselesi deyin, ister Kürt meselesi, terör deyin ne derseniz deyin, çözüme gitmek durumundayız" diyen Gül, çözümün demokrasinin standartlarını yükseltmekten geçtiğini vurgularken, muhalefet ve aydınlara 'hamasetten kaçınarak sürece olumlu katkı yapın' çağrısında bulundu. Taraf'a konuşan aydın ve sivil toplum örgütü temsilcileri ise, Gül'ün çağrılarına "Katkı sunmaya hazırız, inisiyatif sizde" mesajıyla karşılık verdi:
Güven artırıcı 20 öneri tartışılmalı
Türk Tabipler Birliği Genel Başkanı Prof. Dr. Gençay Gürsoy: Kürt sorununun demokratik yollardan çözümüne yönelik Cumhurbaşkanı ve değişik çevrelerce olumlu gelişmeler var. Diyalog süreci başlatılabilir. Taraf'ın 20 maddelik çözüm önerisi çok önemli bir adım. Tartışmaya açılmalıdır.
Öğretim Görevlileri Derneği Başkanı Prof. Dr. Tahsin Yeşildere: Gül çözüme yönelik ılımlı hava yaratıyor. Gül'ün tutumu ve düşünceleri hükümet üzerinde daha etkili olacağına inanıyoruz.
ÖDP PM Üyesi Hakan Tahmaz: Kürt sorunundaki şiddet dışı arayışlar çözüm için çok önemlidir. Medya ve diğer kurumlardan gelen çözüm önerilerini hükümet, dikkatli ele alınıp değerlendirmelidir. Taraf'ın 20 önerisi de önemli bir adımdır.
Diyarbakır Eski Baro Başkanı Sezgin Tanrıkulu: Sayın Cumhurbaşkanı, inisiyatif alıp devletin kurumları, siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları aracılığıyla bir eşgüdüm sağlayarak çözüm için zemini yaratmalıdır. Somut olarak Gül, DTP Genel Başkanı ile görüştü. Bu diyalogun daha güçlendirici bir biçimde toplumu da ikna etme yollarını arama noktasında devam etmesi lazım.
Şırnak Barosu Başkanı Nuşirevan Elçi: Kürt sorunu ateşlekten gömlek gibi. Hiçbir siyasi parti bunu giymek istemiyor. Bu konuda inisiyatif alması gereken kişi de Sayın Gül'dür. Toplumsal uzlaşıyı sağlama konusunda rol üstlenebilir.
Van Barosu Başkanı Ayhan Çabuk: Sayın Gül iktidar ve muhalefet partilerini toplayarak, sorunun tartışılmasını ve çözüm için yol haritası çıkarılmasını sağlayabilir.
Van Ticaret Borsası Başkanı Feridun Irak: Cumhurbaşkanımızın parlamentodaki ve dışındaki tüm siyasi partileri, sivil toplum örgütleri ile Kürt sorununun yol haritasını çıkarması gerekir.
CHP ve MHP'den karşı çıkış
DTP Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş, Cumhurbaşkanı AbdullahGül'ün açıklamalarına destek verirken, MHP ve CHP'den ise "Karnından konuşmasın" tepkisi geldi. CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, "Neye yardımcı olacağız, öneri ne, belli mi, değil. Somut kaçırdığımız fırsat ne ya da kaçırmadığımız fırsat. Böyle karnından konuşma, yoruma açık insanları zorlayan-aramak zorunda değiliz" derken, MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural ise "Cumhurbaşkanı da o partiden, hükümette o partiden. Ne yapacaklarsa söylesinler" dedi.
Bakanlar Kurulu'ndan Cumhurbaşkanı'na destek
Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısından sonra Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Anayasa'nın 104. maddesine göre cumhurbaşkanının Türkiye Cumhuriyeti'ni ve milletin birliğini temsil ettiğini belirten Cemil Çiçek, "Bugün anayasada ifade edilmemiş olması bizi cumhurbaşkanının dokunulmaz olmadığı sonucuna götürmez. Yani milletvekili için bile dokunulmazlık varken sayın cumhurbaşkanlarından bunun esirgenmiş olmasını düşünmek mümkün değildir" diye konuştu.
Çiçek, ''Cumhurbaşkanı iyimser bir havadan bahsetti. Bu iyimserliğin nedeni ne? Bu sorunun çözümü konusunda siz de bu kadar iyimser misiniz?" sorusu üzerine şunları söyledi: "Hepimiz şunu iyi biliyoruz ve bilmeliyiz ki sorun Türkiye'nin sorunu ise bunu çözecek olan da bizleriz. İster benim içinde bulunduğum hükümet, ister bugünkü parlamento, ister gelecekte, bunu genel sorunlar için söylüyorum, dolayısıyla ortada bir sorun varsa bunun çözümü de içimizde olacaktır; bu yöndeki pozitif çabalarımızı, gayretlerimizi birleştirebilirsek. Derinliği olan sorunlarda, iç politika mülahazalarıyla bakmaz da sorunu Türkiye'nin gündeminden çıkarmak adına bir çaba ve gayret içerisinde olabilirsek geleceğe daha güvenle bakabiliriz. Derinliği olan sorunlarda devletin tüm kurumlarının görüş birliği içinde olması çözümü kolaylaştıracaktır.
20 adıma destek
Vatan Gazetesi yazarı Okay Gönensin, Taraf'ın Kürt sorununun çözümü için bir süre önce önerdiği 20 öneriyi köşesine taşıdı. Önerilerin tek tek tartışılmasını isteyen Gönensin'ın yazısı özetle şöyle: "Sorunun adı konuldu: Kürt sorunu. Silahların susması için çok güçlü bir halk iradesi olduğu da Ankara tarafından anlaşıldı. Çözüme yönelik düşünce üretmeye çalışanlara artık kimse kötü gözle bakmıyor. 'Çözüm' kelimesinin arkasında tuzak arayanlar da bu kelimeye ısınmaya başladı. Taraf Gazetesi geçen hafta, çözüme yönelik fikir üretme çabasında olanların önerilerinden 20 maddelik bir liste hazırladı. Böyle bir liste, yeni fikirlerin oluşması için yararlı olabilir. Ancak öneriler tek tek tartışılmaya muhtaçtır."
19.05.09 Taraf