Olayla
ilgili soruşturmayı yürüten savcılığın taraflı davrandığını ve
delillerin karartıldığını iddia eden Oktay CAN, "Benim oğlum komutanı
tarafından vurulmuştur" dedi. Oğlunun alnından ve burnunun kenarından
vurulduğunu, burnunun kenarındaki mermi izinin estetikle kapatıldığını
ileri süren Can, talep etmelerine rağmen mermi çekirdeğinin kendisine
verilmediğini iddia etti. Baba Oktay CAN, hukuk mücadelesinin ilk
dönemlerinde savcılığın ve askeriyenin iş birliği içinde olduğu, zaman
zaman komutanların tehditlerine maruz kaldığı, gibi çarpıcı iddialarda
bulundu. Ayrıca oğlunun nöbet mevkiinde cansız bulunduğunu, askeri
savcılığın soruşturmasında olayın intihar olduğuna karar verildiğini,
ancak olay yerinin yıkanarak delillerin karartıldığını ileri sürdü.
Oğlunun iddia edildiği gibi, G3 tüfeği ile intihar etmiş olmasının
mümkün olmadığını, G3'ün atım anında ve ağırlığı nedeni ile geriye tepme
yapan ateşli bir silah olduğuna dikkati çekerek, "İntihar durumunda
silahın savrulması gerekiyordu. Oğlumun silahı yere dikey vaziyette
elinde bulunuyor. Yeniden otopsi istiyorum" diyerek daha önce anne
Süsember CAN'ın görmediği olay anında çekilmiş fotoğrafları anne dışarı çıkartılarak, MAZLUMDER yetkilileri ve basın mensuplarıyla paylaştı.
Elazığ
8'inci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı ile Malatya Kara Kuvvetleri
Komutanlığı 2'nci Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nin olayla ilgili
kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdiğini dile getiren CAN otopsi,
kriminal ve balistik incelemenin sivil kurumlarda yapılması taleplerinin
de geri çevrildiğini kaydetti.
Baba
Oktay CAN konuşmasının devamında; "Murat Oktay Can'ın tetikte
parmak izi bulunmuyor. Otopsiyi yapan doktorlarla ilgili de suç
duyurusunda bulunduk. Eski Genelkurmay Başkanı Işık KOŞANER'in
açıklaması var, 'Alnından vurulan er' diyor. Bu vurulan er Murat Oktay
Can'dır. Biz bunu bir hukuki delil olarak değerlendiriyoruz. İlk kez
resmi bir kurum gayrı resmi bir biçimde askeriyedeki ölümlerin intihar,
eğitim zayiatı olmadığını, kendi içinde de ölümlerin olduğunu, askerin
askeri vurduğunu beyan etmiştir. Bu husus bir delildir. Baba Oktay CAN
konuşmasını şöyle bitirdi;" Sadece bizim acımız değil, herkesin acısının
son bulması ve bir daha böyle haksızlıkların yaşanmaması için
MAZLUMDER'in vurguladığı Sivil Anayasa'nın vakit kaybetmeden
hazırlanması gerekiyor."
Toplantının sonunda konuşan anne Süsember CAN , orada bulunan herkese duygulu anlar yaşattı. "Ben
oğlumu vatana emanet etmiştim. Benim tek oğlumdu, canım ciğerimdi.
Devlet neden benim oğluma sahip çıkmadı? Benim içim yandı, başka
analarında içi yanmasın. Başbakana, Cumhurbaşkanına sesleniyorum,
intihar etti denilerek acımızı ikiye katladılar. Biz hakkımızı
istiyoruz. Benim evladıma sahip çıkılmadı." diyerek gözyaşlarına boğuldu.
MAZLUMDER Basın Bürosu


