KCK Davasına Bakan Mahkeme Heyetine MAZLUMDER'den Suç Duyurusu

KCK DAVASINA BAKAN DİYARBAKIR 6 NOLU AĞIR CEZA MAHKEMESİ HEYETİ ANAYASA SUÇU İŞLEMİTİR!

KCK Davası'nda tutuklu yargılanan sanıkların anadilde savunma talepleri 19/10/2010 tarihinde Mahkeme heyetince reddedildi.

Halen yürürlükte olan Anayasa'nın 90. Maddesi son fıkrasına göre temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslar arası sözleşmeler en üst norm olup anayasanın üzerindedir.

Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran bir uluslararası anlaşma olan Lozan Anlaşması'nın 39/5 maddesinin hükmüne göre TC vatandaşlarının mahkemelerde anadilde savunma yapabilmeleri taahhüt altına alınmıştır. Bu durumda mahkeme heyeti anayasa ihlali suçu işlemiştir.

Hukuka ve evrensel değerlere duyarlı savcıları göreve davet ediyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Ahmet Faruk Ünsal

MAZLUMDER Genel Başkanı

SUÇ DUYURUSU METNİ
TC
ADALET BAKANLIĞ'I
CEZA İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

MÜŞTEKİ : İnsan Hakları Ve Mazlumlar için Dayanışma Derneği Genel Merkez Adına

Genel Başkan Ahmet Faruk ÜNSAL

ADRES : Antetdedir.


ŞÜPHELİ : Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti

ADRES : şüphelilerin adresleri Diyarbakır adliye sarayı olması kuvvetle muhtemeldir.


SUÇ :TCK 'nın 257. maddesindeki Görevi Kötüye Kullanma suçu


SUÇ TARİHİ: 19.10.2010

OLAYLAR :

1- Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinde derdest bulunup (kamuoyunda KCK dosyası olarak bilinir) bugünlerde yargılaması yapılan dosyada sanık olarak bulunan kişilerin Kürtçe savunma hakları mahkeme heyetince reddedilmiştir. Mahkeme heyetinin bu yönde bir tavır ve tutum sergilemesi anayasa ve uluslar arası sözleşmelerine aykırı olduğundan dolayı şüpeheliler 5237 sayılı yasanın 257.maddesinde tanımı yapılmış bulunan "görevini kötüye kullanma" suçunu işledikleri düşüncesindeyiz. Şöyle ki;

1.1- Türkiye Cumhuriyetinin kurucu belgesi niteliğinde olan Lozan Antlaşmasının 39.maddesi bütün Türkiye vatandaşlarının özel ilişkilerinde, ticarette, basın-yayında ve kamuya açık toplantılarda diledikleri herhangi bir dili kullanma hakkını, Türkçe bilmeyen Türkiye vatandaşlarına ise ayrıca mahkemelerde kendi dilleriyle savunma hakkını tanımaktadır.

1.2- Anayasanın 90. maddesinin son fıkrasına göre "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 07/05/2004 - 5170 S.K./7. md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." Diyerek temel hak ve özgürlükler konusunda en üst normun Türkiye Cumhuriyeti devletinin taraf olup onaylamış olduğu uluslar arası sözleşmeler olacağını ulusal ve uluslar arası kamuoyuna taahütte bulunmuştur. Bu anayasal ilke kapsamında Türkiye Cumhuriyeti devletinin taraf olduğu Avrupa insan Hakları sözleşmesi, temel hak ve özgürlükler konusunda en üst norm olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye'deki yargı mekanizmasının, yargılama sürecinde bu ve benzeri sözleşmelere uygun yargılamalar yapmadığından dolayı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çok defa Türkiye Cumhuriyeti devletini "sözleşmeyi ihlal" gerekçesiyle ağır tazminatlara mahkum etmiştir. Türkiye bir taraftan bu tazminatları ödemeye devam ederken, diğer taraftan "ihlalci devlet" sıfatıyla uluslararası siciline eksileri eklemeye devam etmektedir.

Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin 6.maddesi "adil yargılama hakkını" teminat altına almıştır. Sözleşmenin madde 6/3.a fıkrasına göre "Kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği ve nedeninden en kısa zamanda, anladığı bir dille ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek" ve yine madde 6/3.e fıkrasına göre ") Duruşmada kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı takdirde bir tercümanın yardımından meccanen faydalanma hakkına sahiptir" diyerek yargılamadaki tek dil dayatmasının adil yargılama hakkının bir ihlali olduğu vurgusunu yapmıştır.

AİHS kapsamında yargılama yapan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye Cumhuriyeti devletini adil yargılama ilkesinin bu bend ve fıkralarından dolayı çok defa sözleşmeyi ihlal tespitiyle ağır tazminatlara mahkum etmiştir.

1.3- 5271 sayılı Ceza muhakemeleri kanunun 202. maddesinde "Sanık veya mağdur, meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmiyorsa; mahkeme tarafından atanan tercüman aracılığıyla duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar tercüme edilir." Diyerek mahkemelerde Türkçe dışında bir dilde savunma hakkını yasal güvenceye bağlamıştır. Hukuk sınırları içerisinde hareket eden yargıç ve savcılar bu yasal düzenleme çerçevesinde sanık ve şüpheliler için tercüman istediklerine de tanıklık etmişizdir.

2 - Anayasa mahkemesi, birçok kararında hukuk devletini; "bütün eylem ve işlemlerinde hukuka uyan ve hukuka bağlı" şeklinde tanımlamıştır.

Hukukun üstünlüğü ilkesi, AİHM açısında sistemin temel kavramlarından biri olarak nitelendirmiştir.(Silver ve diğerleri/İngiltere,1983)

Anayasa'nın 10.maddesinde, herkesin kanun önünde eşit olduğu ve hiçbir kişiye, aileye, zümreye ve sınıfa imtiyaz tanınamaz ve devlet organları bütün işlemlerde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır hükmü bulunmaktadır.

3- Tüm bu açıklamalarımızdan anlaşılmaktadır ki kamuoyunda KCK davası olarak bilinen davada sanıkların Kürtçe savunma yapma isteklerinin mahkeme heyetini teşkil eden şüpheliler tarafından reddedilmiş olması, şüphelilerin; hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkesine aykırı bir şekilde davranarak görevi kötüye kullandıkları açıktır. Şüpheliler görevlerini kötüye kullanarak, aynı zamanda anayasa ve uluslar arası normları açıkça ihlal etmişlerdir.

.

SONUÇ VE İSTEK: Yukarda izah ettiğimiz sebeplerden dolayı vatandaşın anadilde savunma taleplerini anayasa ve uluslar arası sözleşmelere aykırı bir şekilde reddeden şüpheliler hakkında idari ve cezai soruşturma yapılmasını dileriz. 20.10.2010

MÜŞTEKİ

İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği Adına

Genel Başkanı Ahmet Faruk ÜNSAL

Suç duyurusunda bulunmak isteyenler aşağıdaki linkten örnek metni indirip Adalet Bakanlığı ceza işleri genel müdürlüğüne başvurabilirler.
FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basın AçıklamalarıTarih 2010-10-20
Okunma Sayısı : 1561
Şube ve Temsilcilerimiz
mazlumder-genel-merkez
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER GENEL MERKEZ
Adres: Molla Gürani Mh. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk, No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: mazlumder[a]gmail.com | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2438

Ziyaretçi Sayımız : 5587312