İslam Dünyası'nda STK'lar artıyor

Farklı ülkelerden toplam 130 sivil toplum kuruluşundan oluşan İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği 2005 yılında resmi olarak kuruldu ve uluslararası birçok başarılı programa imza attı. İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (İDSB) Genel Sekreteri Necmi Sadıkoğlu ile sizler için görüştük.
Fahri Sarrafoğlu/Dünya Bülteni

Bize kısaca İDSB'yi tanıtabilir misiniz?
Mayıs 2005 tarihinde İstanbul'da 40 ülkeden üç yüzü aşkın sivil toplum kuruluşunun katılımıyla "Uluslararası İslâm Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Konferansı: Değişen Dünyada Yeni Bir Vizyon Arayışı" başlıklı bir konferans düzenlendi. Konferansın ilk gününde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Bülent Arınç, ikinci gününde Dışişleri Bakanı Sayın Abdullah Gül birer konuşma yaptılar. Konferansın son oturumunda oluşturulmak istenilen Birliğin taslak tüzüğü tartışmaya açılarak konferansa iştirak eden temsilcilerin oyları ile İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (İDSB)'nin kurulmasına karar verildi ve ilk üç yıllık dönem için Birlik Genel Sekreterliğine bendenizi seçtiler. Birlik merkezi İstanbul olarak kabul edildi. 3335 Sayılı Uluslararası Nitelikteki Teşekküllerin Kurulması Hakkında Kanun göre, Uluslararası Kuruluş Statüsünde, İDSB'nin kuruluşu 31 Aralık 2005 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile resmileşti.

ULUSLAR ARASI ALANDA BAŞARILARIMIZ ARTIYOR

Sizce İslam dünyasını kısaca bir global bakış atacak olursak İslam dünyasının gidişini nasıl yorumluyorsunuz?
İslam dünyasının gidişini gayet iyi görüyorum. Bunu hem sahip olduğumuz inanç esaslarına bağlılığımızın bir gereği olarak söylüyoruz hem de ilmi, sosyal, iktisadi, siyasal ve uluslararası alanda Müslümanların yapmış olduğu başarılı faaliyet ve çalışmalara bakarak söylüyoruz.

Yıllardır gönüllü kuruluşların içindesiniz. Sizce gelecek açısından bakacak olursak İslam Dünyası'ndaki değişimi nasıl buluyorsunuz?
Aslında "değişim" kelimesi başlı başına büyülü bir kelime gibi. Hele bu kelime İslam Dünyasında içerisinde geçiyorsa işin rengi ve boyutu da değişiyor. Doğrusu sizin de belirttiğiniz gibi çok uzun süredir Allah (cc)'a şükürler olsun gönüllü teşekküllerimiz içerisinde hizmet etmekteyiz. Sorunuzdaki değişim kelimesi eğer Müslümanların sabitelerine bağlı kalarak ve içinde bulunduğumuz çağın da gereklerini yerine getirerek gerçekleştirdikleri bir değişimden bahsediyorsak bunu elbette gayet olumlu karşıladığımı ifade etmeliyim. Yok değişimden kasıt eğer medeniyet düzleminde bir değiş, geleneğin inkârı, sahih anlayışın iflası ve modernitenin tamamen hayata ve gönüllü teşekküllere sirayet etmesi ise elbette bu kabul edilebilir bir şey değildir. Şimdi her iki değişimin de halihazırda İslam dünyasında var olduğu gerçeğini göz önüne alırsak, İslam medeniyetinin yeryüzüne hakim olması idealimizde olumlu yönde bir değişimi kabul ettiğimizi ve onayladığımızı ifade etmeliyiz.

UFUKLAR ÖTESİ BİR VİZYONA SAHİP OLMALIYIZ

İslam dünyasındaki gençleri değerlendirebilir miyiz? Gençlerimizin dünyaya bakış açıları sizce nasıl olmalı?
Şüphesiz. Şimdi ellili yaşları devirmiş biri olarak genç iken nasıl bir dünya tasavvur etmekteydim onu hatırlıyorum. Şimdi çağın aletleri, yaşam tarzı ve konjonktör anlamında değişiklikler eskiye nazaran çok daha geniş boyutlu ve karmaşıklaşmış olabilir. Ancak fıtraten insanların Hz. Adem (as)'den kıyamete kadar değişmeyeceği hakikatine vurgu yaparsak şunu söyleyebilirim; gençlerimizin dünyaya bakış açısı varlıklarını ilahi bir köke dayayan, içinde bulunduğu zamanı bi-hakkın idrak edip çağlar üstü mesajı yaşayan ve yayabilecek donanıma sahip olan ufuklar ötesi bir vizyon taşıyan bir bakış açısı olmalıdır.

Türkiye'de sivil toplum örgütlerine katılım maalesef istenilen seviyede değil. Yani STK'larımız silahlı kuvvetler gibi güçlü olması gerekirken Türkiye'de de olmak üzere diğer ülkelerde de zayıf. Bunu teşvik etmek için neler yapılmalı?
Dediğiniz gibi üzücü olmakla birlikte önemli bir meseleye işaret ediyor sorunuz. Tabi gönüllü teşekküllere katılımın istenilen seviyede olmamasındaki en önemli saikin ülkemizdeki maruf mihrakların yürüttüğü politikalar ve icraatların etkili olduğunu açıkça belirtmeliyiz. Örneğin uzun dönem başkanlığını yaptığım ülkemizdeki en önemli çatı teşkilatlarından bir tanesinde post-modern darbe sonrasında sayıca kalabalık yönetim kurulu toplantılarımızı iki veya üç kişi ile yaptığımızı hatırlıyorum. Zira insanlar bu alanlara katıldığından, çalışmalar yaptığından dolayı göz altına alındılar, baskı ve takibata uğradılar, mahkemelerde süründürüldüler.

Peki, o zamandan beri yol aldık mı?
Şimdi elhamdulillah o dönemler geride kaldı, daha özgür ve serbest bir ortam ile imkanların daha fazla olduğu bir dönem içerisindeyiz. Geçmişle kıyaslanamayacak derecede geniş imkan ve araçlara sahip olan sivil toplum kuruluşlarına katılım işine gelince. Kanaatimce öncelikle vakıf ve dernek çalışmalarında Allah (cc) rızası gözetilmesi gerektiği akıllara iyice kazınmalı. Sonrasında güvenilir, işini bilen profesyonel kadroların yönettiği; ellerinde projeleri ve uzun soluklu çalışma takvimleri olan ve sağlıklı bir mekanizma ile sistematik bir şekilde çalışmalar yürüten sivil toplum kuruluşlarının varlığı geliyor. Eğer bu iki şey; yani temelinde Allah (cc) rızası olan bir düşünce ve profesyonel bir kadronun da iş başında olduğu teşkilatlar ortaya -tıpkı şimdi olduğu gibi - güzel hizmetler sunarlar ise inanıyorum ki o nispette de insanlarımızın takdir ve tebriklerini hak edeceklerdir. Bu da beraberinde maddi ve manevi katılımı getirecektir diye düşünüyorum.

BATI PAKİSTAN VE ENDONEZYA İÇİN İKİYÜZLÜ DAVRANDI

Batının özellikle Pakistan'da yaşanan felaketle ilgili olarak iki yüzlülük yaptığı veya ağır davrandığı söylenebilir mi neden?
Yani sadece Pakistan'da yaşanan felaket için değil, Endonezya'daki deprem felaketi için de iki yüzlülük yaptıkları söylenebilir. Dahası batı dünyasının Ruanda'da yaşanan iç savaş için, Çeçenistan'da, Doğu Türkistan'da, Filistin'de, Irak'ta, Afganistan'da ve hatta Latin Amerika'daki onlarca ülkede cuntaların yaptıkları katliamlar karşısında da bir şeyler yapmadığı, bizahiti işgal veya katliamlara ortak olduğu hatırlanabilir.

14.10.10 Dünyabülteni

FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basın AçıklamalarıTarih 2010-10-14
Okunma Sayısı : 1182
Şube ve Temsilcilerimiz
mazlumder-genel-merkez
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER GENEL MERKEZ
Adres: Molla Gürani Mh. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk, No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: mazlumder[a]gmail.com | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2438

Ziyaretçi Sayımız : 5587312