Ulusal Üstü İnsan Hakları Hukuku, Herkes Gibi Devleti Yönetenler ve Eşleri İçin de Bağlayıcıdır!
Türkiye, kuruluş yıllarından bu yana vatandaşını hiçe sayan yasakçı zihniyetini ve evrensel hukuk ve doğal hukuk kurallarıyla inatla çatışan uygulamalarını artık sürdüremez haldedir. Anadil eğitimi ve başörtüsü gibi konularda karaya oturan tekçi zihniyet lütuf görüntüsü altında bu iki temel hakkın nerede, kime ve nereye kadar verilebileceği hadsizliğini tartışırken ve adaleti değil gemiyi yüzdürebilmeyi öncelediğini ortaya koyarken zımnen sistemin jakoben köklerinin ne kadar derin ve etkili olduğunu da göstermektedir.
Anayasa'nın 90. Maddesi temel haklara dair usulüne uygun onaylanmış sözleşmelerin anayasanın üzerinde olduğunu hükme bağlamıştır. Türkiye'nin usulüne uygun olarak onayladığı BM Çocuk Hakları Sözleşmesi ve AİHS çocuğun dini, felsefi gelişimi ve ritüelleri konusunda mutlak söz sahibi olarak aileyi seçmiş iken burada devleti ailenin üzerine belirleyici ve zor kullanıcı olarak tayin etmeye çalışmak hem anayasa ile hem de uluslar arası hukukla çelişmektedir. Burada esas olması gereken, bir birey olarak çocuk üzerinde ne ailenin ne de devletin zor kullanmamasıdır; ya da devletin ve ailelerin sistem üzerindeki kavgalarını çocuklar üzerinden yürütmelerinin gayri ahlakiliğidir. Devletin kabullerinin hilafına ailenin istediği gibi giyinen her çocuğu ailenin sistemle mücadelesinde araçsallaştırılmış sayanlar, tutarlılık gereği, devletin aileye rağmen kendi istediği gibi çocuğu giydirmesini de devletin vatandaşına karşı ideolojik kavgasını çocuklar üzerinden yürütmesi olarak değerlendirmeli ve karşı çıkmalıdırlar. Ama öyle olmadığını ve temel haklara dönük taleplerin provokasyon olarak değerlendirildiğini müşahede ediyoruz. Bu cümleden olarak, son günlerde TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı, Milli Eğitim Bakanı, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı ve CHP Genel Başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU vatandaşına saygı göstermeyen, dönüştürücü ve tek tipleştirici zorba devlet anlayışında büyük bir mutabakat içinde olduklarını göstermişlerdir. Cumhurbaşkanı'nın eşi de "İlkokulda başörtüsünde diretenler var ise bu cehaleti ortadan kaldıracağız" buyruğuyla anayasal ve evrensel hakları baskı yoluyla yok etme niyetini izhar etme yarışına İngiltere'den katılarak modern devletin yetkilerini ne kadar içselleştirdiğini gösterdi.
MAZLUMDER, her kim olursa olsun ve devletin veya milletin hangi makamını işgal ederse etsin, hiç kimsenin ulusal üstü İnsan hakları hukukunu hiçe saymaya hakkı ve yetkisi olmadığına inanır.
Ahmet Faruk Ünsal
MAZLUMDER Genel Başkanı