Hatay Dörtyol İlçesi Olayları MAZLUMDER İnceleme Raporu
RAPORUN BİR BÖLÜMÜ AŞAĞIDADIR TAMAMINI LİNKTEN İNDİRBİLİRSİNİZ.

b- OLAY HAKKINDA GENEL TESPİTLER

1- Öldürme olaylarının üstlenilmesi: "26 Temmuz günü HPG gerillaları Hatay'ın Dörtyol ilçesinde TOKİ lojmanları etrafında devriye gezen bir polis aracına yönelik bir eylem gerçekleştirmiş, bu eylemde 4 polis öldürülmüştü. HPG-BİM tarafından bugün yapılan ayrı bir açıklamada gerillaların bu eylemde 1 adet Roger marka tabancaya da el koydukları bildirildi. Yapılan açıklamada ayrıca Kürtlere yönelik gerçekleştirilen linç olaylarına da değinildi. Eylem ardından gerillaların Emniyet Müdürlüğü'nü de taradığı söylentilerinin tamamen yalan olduğunu belirten HPG-BİM, kimliği belirlenemeyen kişi ya da kişilerce bu olayın örgütlendiği ve faşist çevrelerin galeyana getirildiğini kaydetti." (http://www.gundem-online.net/haber.asp?haberid=94450 - 30 Temmuz 2010

Abdullah Öcalan 1 ay önceki avukat görüşme beyanlarında: "Eğer bir diyalog ve çözüm süreci gelişmezse Türk-Kürt çatışması gündeme gelir. Kimse bu tehlikenin farkında değil." Demişti.

2- Olayda kullanılan araç:

26 Temmuz Pazartesi gerçekleştirilen saldırıda kullanılan aracın MHP'li Payas Belediye Meclis üyesi Bestami Kılıç'a ait Volkswagen Passat marka 06 AY 5697 plakalı araç olduğu anlaşılmıştır. Olaydan sonra Dörtyol'a bağlı Çağlalık köyü yakınlarında (olay mahalline yakın Amanos dağı eteklerinde) kaçış güzergahında terk edilmiş şekilde araç bulunmuştur. Yetkililerin beyanlarında aracın bulunduğu esnada, aracın motorunun halen sıcak olduğu, saldırganların yaklaşık 5 dakikalık mesafede olabileceği belirtilmiştir.

3- Muvazzaf uzman çavuşun provokatör olabileceği: "Önceki gün polis, protesto eylemi yapan grup içinde kalabalığı yönlendiren birini tespit etti. Ahmet Büyük isimli şahıs, kendisini MİT görevlisi olarak tanıttı. Uzman Çavuş olduğu belirlenen Büyük, Jandarmaya teslim edilmesinin ardından serbest kaldı... Büyük, Bingöl 49. Piyade Tugay Komutanlığı'nda görev yapıyor."( Star gazetesinin haberi) Denilmektedir.

4- Olay öncesinde gerginliğin bir sebebi:

21 Temmuz 2010 tarihinde Hakkâri'nin Çukurca ilçesinde örgüt tarafından öldürülen Piyade Uzman Çavuş Ayhan Say (23) için Dörtyol ilçe merkezinde cenaze töreni yapıldığı ve törene binlerce kişinin katıldığı, bu törenden 5 gün sonra 26.07.2010 tarihinde 4 polisin öldürülerek var olan gerginliğin artmış olabileceği değerlendirilmektedir.

İ- AYDINLATILMASI GEREKEN HUSUSLAR

Heyetimiz yapmış olduğu araştırma ve incelemeler neticesinde aşağıdaki hususların aydınlığa kavuşturulması gerektiği kanaatine ulaşmış ve kanaatini bu rapor vasıtasıyla yetkililerin ve kamuoyunun dikkatine sunmayı uygun görmüştür.

1- Polislerin öldürülmesi sonrası, saldırganların takip edildiği anlaşılmaktadır. Ancak, saldırganların kaçmasını kolaylaştıracak şekilde, "Dörtyol ilçe emniyet müdürlüğünün saldırıya uğradığı" yönünde polis telsizlerinde beyan geçmiş midir? Bu yalan haberi kim / kimler hızla yaymıştır?

2- Emniyet müdürlüğü önüne toplanan kalabalık uzun saatler boyunca neden dağıtılmamıştır?

3- Olaylara karışan ve Dörtyol'un daha çok beldelerinden gelerek şiddet fiillerini yapan kişilerin, oraya nasıl geldikleri, çağırılma usulü ve yerliler içinden veya dükkanları gösterip zarar verdirerek onları kullanan kişiler- bu kişiler arasında Cemal Karabulut isimli bir zabıta olup olmadığı- kimlerdir? Bu kişiler tespit edilmiş midir? Haklarındaki deliller toplanmış mıdır?

4- Provokasyon, onlarca işyerine zarar verme, yağma, linç ve saldırı gibi ağır suçlara katılanlar ve resmi verilere göre gözaltına alındıkları bildirilen 24 kişi ile 63 plakalı araçtaki kişiler ve yine MHP'nin belde meclis üyesinin, olayların ciddiyeti ve ağır suçların işlenmişliği dikkate alınmadan aynı gün serbest bırakılması etkin bir soruşturmanın yapılmadığını göstermektedir. (MHP'li kişi rapor tarihinde yeniden gözaltına alınmıştır) Olayın çok yönlü araştırılmadığı, diğer faillerin tespitinin engellenmiş olabileceği ve faillerin korunduğu kanısı oluşmaktadır.

5- Halkın galeyana gelmesinin gerekçesi olarak gösterilen 63 plakalı araçta bulunan kişiler kimlerdir? JİTEM veya farklı bir oluşumla ilgileri var mıdır? (Şanlıurfa- Akçakaleli oldukları ve Akçakale'de kollukla iyi! ilişkileri olan bir topluluktan oldukları söylentisi bulunmakta- Kaymakama göre de, vatansever insanlar)

6- Olay mahallinde onlarca görgü tanığı bulunmakta ve saldırıyı yapanların kaçtığı Passat marka aracın yol kenarında olduğu, bu araçla kaçarken sivil yurttaşların dahi bu aracı takip etmeye çalıştığı ve telefonla emniyetin bundan haberi olduğu halde, 300-400 mt. Mesafede olay yerine yakın kişileri hemen yakalayabilen kolluk kuvvetlerinin, neden kaçış yönü belli olan Passat marka aracın ve asıl faillerin değil de, 63 plakalı Brodway marka araç ve içindekileri gözaltına almıştır?

7- Olay mahallinden bir polis memuru tarafından karakola götürülen 63 plakalı araç içindeki kişilerin neden karakol önünde "ters yoldan geldiği", "dur ihtarına uymadığı" gibi halkı yönlendirecek hatalı bilgiler verilmiş ve yerel yetkililer dahil neden bunu söylemektedir?

8- Karakola getirilen 63 plakalı araçta bulunan Mehmet Bozkurt (8 kurşun) ve arkadaşlarına karakol bahçesinde ateş eden, saldıranlar kimlerdir? Emniyet bu kişileri neden korumamıştır? Ayrıca bu kişilerin saldırıyı yapan PKK elemanları olduğu şayiasını kim çıkarmıştır?

9- Görgü tanığı Metin Doğaç isimli vatandaş, olay anında polisi direk arayarak haberdar etmiştir. Tüm kolluğun bu olaydan aynı anda haberi olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca bu kişi saldıranları ve kaçtıkları passat marka aracı ve kaçtıkları yönü kolluğa bildirmiştir. Kolluk bu şekilde failleri, araçlarını ve kaçış yönünü bildiğine göre neden gerçek failleri yakala(ya)mamıştır?

10- BDP'lilerin Dörtyol'a girişini hukuken ve fiilen engelleyebilen devlet yetkililerinin, aynı gün Dörtyol'a çevre illerden, Adana, Osmaniye, Mersin illerinden ve beldelerden gelen kişileri (BDP'lilerin geleceği gün, şehir merkezinin aşırı kalabalık olduğu belirtiliyordu) neden engelleme girişiminde bulunmadığı, bu ayrımcı muamele, ihtiyaçtan mı yoksa yetersizlikten midir?

11- Aynı şekilde Dörtyol İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün saldırıya uğramadığı, basit bir telefon yada telsiz görüşmesiyle öğrenilebilecek iken, bu haberin alınmasıyla birlikte 5 dakika mesafede saldırganları takip ettikleri söylenen Jandarmanın, neden bu yalan haber gerekçesiyle şehre geri döndüğü, takibe son verildiği açıklanmalıdır? Saldırganlar korunmak mı istenmektedir?

12- Bir de 63 plakalı aracın 19.15 civarında karakol önünden geçtiği ve iddia edildiği şekliyle gözaltına alındıkları ifade edilmektedir. Bazı kişiler, bu olayı gerekçe göstererek, kolluk kuvvetlerinin saldırganları bırakıp döndüğünü belirtmektedir. Oysa bu olay ile polislere saldırı olayı arasında en azından 45 dakika zaman geçmiştir.5 dakikalık takip mesafesi yanında 45 dakika sonra gerçekleşen olayın gerekçe gösterilmesi oldukça şüpheli, faillerin korunmasına yönelik bir bahane olarak görülmektedir.

13- Kolluk kuvvetleri, 27.07.2010 tarihinde çarşı merkezinde 50-60 kişilik aralarında BDP ilçe başkanının da olduğu, Kürt kökenli yurttaşlara taş atan ve saldıran çok daha kalabalık grubun (polisin sırtının bu gruba dönük olduğu ifade ediliyor) neden toplanmasını engellemediği ve müdahale etmediği, buna karşılık polise saldırmamış Kürtlere karşı neden gaz kullanıp saldırarak onları dağıttığını açıklamalı ve fiili yapan kolluk mensupları tespit edilip, cezalandırılmalıdır.

14- Valinin de hazır olduğu ve BDP ilçe başkanının beyanlarına karşı toplantı da, Jandarma komutanı: "Sayın başkan dört polis ölmüşken bu olayları normal karşılamak gerekir" demiş midir? Eğer demiş ise, bu kişinin "normal karşılamaya yönelik" kendisinin veya göstericilerin katkısı olmuş mudur?

15- 27.07.2010 tarihinde çarşı merkezinde BDP'lilere yapılan saldırıda, bir Subayın ilçe başkanına "Sizi şuradan çıkaracağız" dediği ve onları yönlendirdiği yerde binlerce saldırganın olduğu iddia edilmektedir. Bu subayın yönlendirme amacı, linç sonucunu doğurma tehlikesi nedeniyle araştırılmalıdır.

16- Kürt kökenli 4 veya 5 kişinin daha önce adi olaylar nedeniyle, Dörtyol'un yerlileri tarafından öldürüldükleri ve bu olayların aslında siyasi yönü olabileceği, bu hususun araştırılmadığı iddia edilmektedir. Bu husus araştırılmalıdır. Ayrıca, daha önce Dörtyol'da Kürtler ve Türkler arasında küçük çaplı saldırı ve gerginlikler araştırılmalıdır. Bu hadiselerin, olayımıza bir ön hazırlık olup olmadığı, olaya karışan ve yönlendiren kişilerin aynı kişiler olup olmadıkları araştırılmalıdır.

17- Dörtyol'daki olaylar sonrası bazı kişilerin Türk bayrağı asılması hususunda baskı yaptıkları ve bazı işyerlerine bayrak asılmadığı için taşlanıp zarar verildiği belirtilmektedir. Bu husus araştırılmalıdır.

18- TÜRKAV (Türkiye Kamu Çalışanları Vakfı) ile Türk Eğitim Sen gibi eğitim camiasını yönlendirebilecek grupların aşırı milliyetçi, nefret söylemini körükledikleri iddiaları araştırılmalıdır.

Konumuzla ilgili ve doğru sorular olması nedeniyle Taraf gazetesinin sorularını da sormaktayız.

TARAF GAZETESİNİN SORDUĞU SORULAR:

» Mermer ocağında Bestami Kılınç ile görüşmeye giden üç istihbarat personelinin görev emri var mıydı? Bu kişileri kim görevlendirmişti? Bestami Kılınç ile niçin ve ne görüştüler? Görüşmeye sivil kıyafetlerle mi gittiler? Görüşme bittikten sonra 14.30-19.30 arasında nerede, ne yaptılar?

» Üç istihbarat personelinin Kılınç ile görüşmeye gittiği ISUZU marka aracın plakası nedir? Bu araç kimin üzerine kayıtlı? Üzerine kayıtlı olduğu kişi ya da kişiler kim? Bu kişilerin İl Jandarma Komutanlığı ile ilişkileri var mı?

» Üç istihbarat personeli maden ocağından ayrıldıktan çok kısa bir süre Bestami Kılınç rehin alınıyor. Bindiği Passat marka araca el konuluyor. Kılınç'ın görüştüğü istihbaratçılar, maden ocağı yakınlarına kadar gelen saldırganlardan nasıl oluyor da haberdar olamıyor?

» Rehin alınan Bestami Kılınç'ı kim, ne zaman ve nasıl kurtardı? Rehin alındığı süre zarfında kendisine ne yapıldı? Bestami Kılınç kurtarılırken kendisini rehin alanlar da yakalandı mı? Bestami Kılınç'ın el konulan telefonu nerelerde dolaştı, telefonuyla kimlerle ne zaman hangi görüşmeler yapıldı?

» Bestami Kılınç kurtarıldıktan sonra polis tarafından yakalanan üç kişi ile yüzleştirildi mi?

» Saldırganların yakalanması için bölgede helikopter, İHA, Nikon, Termal Kamera vs. kullanıldı mı? Bölgede bu çerçevede herhangi bir tespit yapılmış mı? Tesbit yapılamadı ise neden yapılamadı?

J- SONUÇ:

a- Polis memurlarına yönelik yaşam hakkını ihlali ve sonrasında BDP ilçe merkezi başta olmak üzere Kürt kimlikli yurttaşlar ile diğer yurttaşların can ve mal güvenliğini ihlal eden, toplumsal linç saldırılarını, saldırının faillerini ve organize eden güç odaklarını kınıyoruz. Söz konusu saldırılar, toplumsal barışı ve halkların kardeşliğini hedef alan provokatif eylemlerdir.

b- Zarar gören BDP ilçe merkezi ile Kürt kimlikli yurttaşlar ve diğer yurttaşlarımızın can ve mal güvenliği sağlanmalıdır. Zarar gören BDP ilçe merkezi ile Kürt kimlikli yurttaşlar ve diğer yurttaşlarımızın tüm maddi ve manevi gerçek zararları karşılanmalıdır.

c- Kürt yurttaşlara yönelik ırkçı saldırı yapanlar ile 40 civarı yere saldırıp, mala zarar veren, halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehditte bulunan, suç işlemek için alenen tahrik eden, kanuna aykırı toplantı ve gösteriye yapanlar ile seyahat ve toplanma hakkını engelleyen kişilerin tümünün tespit edilip etkin bir şekilde cezalandırılması gerekmektedir.

d- Kürtlerin hak meselelerinin çözümsüzlüğü ve bununla bağlantılı gelişen şiddet ve çatışmalar, her şeyden önce bu toplumda yeni bir ayrışma ve gerilim atmosferi yarattığı kadar, birçok alanda insan hakları ihlallerine de zemin hazırlamaktadır.

e- Toplumsal ayrışmayı derinleştirecek saldırı ve linç fiillerinin önüne geçilmesi için hükümet daha etkin tedbirler almalı, toplumsal barışa hepimiz katkı sunmalı ve sağduyunun hakimiyeti için çalışmalıyız.

f- Şiddet ve ölüm haberleri karşısında ortaya konulacak tepkinin, yeni hak ihlalleri doğuracak nitelikte olmaması ve şiddet içermemesi gerekmektedir.

g- BDP yetkilileri ile diğer STK'ların 29.07.2010 tarihinde olay mahallinde yapacağı görüşme, araştırma ve incelemelerin engellenmesine yönelik tutumlarını (idarenin güvenlik gerekçesi de olsa) kabul edilemez buluyor ve idarenin engelleme yapmadan Anayasal hakların kullanımına imkan veren şart ve ortamı hazırlama yükümlülüğünün ihlal edildiğini belirtmekteyiz.

h- Tüm siyasi partileri tahrik edici, çatışmacı ve militer bir dil kullanmaktan vazgeçmeye çağırmaktayız.

ı- PKK, Kürt ve Türk yurttaşlara birer saldırı olarak dönen eylemlerine son vermeli; silahı bir hak arama yöntemi olarak kullanmaktan vazgeçmelidir.

i- Yakın dönemde İnegöl, Erzurum başta olmak üzere, daha önce gerçekleştirilen linç hadislerinin aynı kaynaktan yönlendirilip yönlendirilmediği, bir programın parçası olup olmadıkları etkin bir şekilde araştırılmalıdır.

j- Olayların oluşum ve gelişiminde, oldukça fazla şüpheli nokta bulunmaktadır. Bunların kimse korunmadan aydınlatılması gerekmektedir. Bu araştırmanın sadece yerel sorumluların incelemesine bırakılmaması, yerel sorumluların kusur veya kasıtlarının araştıracak müfettiş görevlendirilmesi, TBMM inceleme komisyonu kurulması ve özel yetkili C. Savcılarının olaya el koyması gerekmektedir. Etkin ve adil bir soruşturma için bunlar hayati önem taşımaktadır.

Kamuoyuna sunulur.
FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basın AçıklamalarıTarih 2010-08-03
Okunma Sayısı : 3013
Şube ve Temsilcilerimiz
mazlumder-genel-merkez
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER GENEL MERKEZ
Adres: Molla Gürani Mh. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk, No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: mazlumder[a]gmail.com | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2438

Ziyaretçi Sayımız : 5587315