Eğitim-Sen Çaycuma Temsilciliğinin 19 Nisan tarihinde, ilçede yerel yayın yapan bazı gazete ve internet sitelerinde yer alan basın açıklamasına, sivil toplum örgütleri olarak tepki gösteriyoruz.
İlçede yapılan Kutlu Doğum Haftası etkinliklerine dair söz konusu sendikanın yapmış olduğu basın açıklamasının haberleştirilmesinde de hedef gösterici ve yanlı bir üslup kullanılmış olduğunu tespit etmiş bulunmaktayız.
Basında yer alan açıklamada, sendikanın din özgürlüğü ile sorunu olduğunu anlamaktayız.
Din ve vicdan özgürlüğü, en temel insan haklarındandır. Bunların teminat altına alınamadığı bir ülkede insan haklarına saygıdan bahsedilemez.
Herkes dilediği dine inanabilmeli ve onun gereklerini yerine getirebilmelidir. Bu özgürlük, önemli günlerde kutlama programı ve dinin tebliğini de içine alan bir özgürlüktür.
Din özgürlüğü;
Bir dine inanma veya inanmama özgürlüğüdür.
Din özgürlüğü;
İnanıyorsa inandığı dine dilediği şekilde inanma özgürlüğüdür.
Din özgürlüğü;
İnanıp inanmaması veya dilediği şekilde inanması sebebiyle kınamaya maruz kalmama özgürlüğüdür.
Din özgürlüğü;
İnandığı dinin esaslarını öğrenme özgürlüğüdür.
Din özgürlüğü;
İnandığı dinin esaslarını öğretme, yayma ve kendisinden sonraki kuşaklara (çocuklarına, torunlarına) aktarma özgürlüğüdür.
Din özgürlüğü;
İnandığı dinin ibadetlerini yapma özgürlüğüdür.
Din özgürlüğü;
Dinin diğer gereklerini yerine getirme özgürlüğüdür.
Türkiye’de dini inançları sebebiyle Müslümanların; kendilerine devlet adına eğitim, bilim, çağdaşlık ve güç vehmeden bir takım kişi, kurum ve kuruluşların sürekli “kınama” ve “aşağılaması” altında bulunduğunu ifade etmek gerekir. Dinin temel kitabı Kur’an-ı Kerim’de yer alan bazı hususlarla ilgili olarak bile, inanç değerlerinin “gericilik”, “çağ dışılık”, “irtica”, “yobazlık”, “geri kafalılık”, “dinselleştirmek”, “İmam Hatipleştirmek”, “bilime aykırılık”, “karanlık” diye kınandığını, inanan insanların da aşağılandığını sık sık görmekteyiz.
Konuyla ilgili örnekler sınırsız bir şekilde çoğaltılabilir. Bu “kınama” ve “aşağılama”nın sadece medyada veya bazı sivil toplum kuruluşları tarafından yapılmadığını sivil, asker, bürokrat, akademisyen ve siyasetçiler tarafından da yapıldığının altını kalın çizgilerle çiziyoruz. Üzülerek belirtmeliyiz ki bu durum Çaycuma’da birileri tarafından alışkanlık haline getirilmiştir.
Son olarak kendi rızası olmadan ve kişilik hakları hiçe sayılarak elde edilen bir fotoğraf hedef tahtasına konulmuştur. Burada sanki yasa dışı bir çalışma yapılıyormuş görüntüsü verilerek şahıs üzerinden dindar kesimler ve dindarlık üzerinde psikolojik baskı yaratılmak istenmiştir.
Şu bilinmelidir ki, hiç kimseye zorla din eğitimi verilemeyeceği gibi din eğitimi istemeyen ve karşı olanların toplumun din eğitimi taleplerini yok saymaya ve onlar adına karar vermeye hakları yoktur. Böyle bir hakkı kendinde görmek haddini bilmezliktir ve faşizan bir anlayışın tezahürüdür.
Eğitim hakkı ve özgürlüğü konusunda örgütlenmiş sendikal bir hareketin din eğitimi ve kutsal sayılan olguları, toplumsal hassasiyetleri göz ardı ederek sorunlu bir üslupla hedef göstermeye kalkması düşündürücüdür. Kuşkusuz bu sendikanın üyeleri ve sempatizanları arasında dindar insanların bulunması sendikayı daha da sorumlu davranmaya itmeliydi.
Bilindiği gibi, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde güvence altına alınan eğitim hakkı için devlete görev veriliyor.
—Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. Devlet, eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin yerine getirilmesinde, ana ve babanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir. (İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi 1 Nolu Ek Protokol Madde 2)
—Ana baba, çocuklarına verilecek eğitimi seçmede öncelik hakkına sahiptir. (İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Madde 26)
Türkiye’deki Müslümanların büyük çoğunluğu başörtüsünün bir dini gereklilik olduğuna inanmaktadır. Bu gerçek ortada iken, insanların başörtüsü, yani Müslümanlığın gereği olarak inandıkları bir davranışları sebebiyle kınanması, ayrımcılığa tabi tutulması, öğrenim ve çalışma dâhil bazı haklarından mahrum bırakılması din özgürlüğü bakımından kabul edilemez bir durumdur.
Aşağıda imzası bulunan sivil toplum kuruluşları olarak, bu basın açıklamasıyla vurgulamaya çalıştığımız; Bireysel ve toplumsal alanda en temel evrensel insan haklarını hiçe sayan, yasaklayan, korkutarak terk etmeye zorlayan, kamuoyunu manipüle eden, ötekileştiren, ayrımcılığa tabi tutan söz konusu jakoben, despotik ve tek tipçi anlayış karşısında şimdiye kadar olduğu gibi bundan böyle de sessiz kalmayacağımızı Çaycuma kamuoyuna duyururuz.
EĞİTİM-BİR-SEN
SAĞLIK-SEN
BEM-BİR-SEN
TOÇ-BİR-SEN
DİYANET-SEN
DİVA-SEN
MAZLUMDER
İ.H.H
AHYAR
ÇAYİAD
ÇAYİMDER
ANADOLU GENÇLİK DERNEĞİ
ÇAYCUMA ANADOLU DAYANIŞMA DERNEĞİ
BURUNKAYA EĞİTİM VE KÜLTÜR DERNEĞİ
ERZURUM İSPİR ÇAYIRÖZÜ YARDIMLAŞMA DERNEĞİ
DEREKÖSELER EĞİTİM VE KÜLTÜR DERNEĞİ