06.05.2008
DTP
SAKARYA İL ÖRGÜTÜ'NÜN YAPMIŞ OLDUĞU "BARIŞ VE KARDEŞLİK ŞÖLENİ"
SIRASINDA YAŞANAN OLAYLARLA İLGİLİ İNCELEME VE ARAŞTIRMA RAPORU İHD GENEL MERKEZİ
MAZLUMDER SAKARYA ŞUBESİ
İHD İSTANBUL ŞUBESİ
MAZLUMDER KOCAELİ ŞUBESİ
İHD SAKARYA ŞUBESİ
A.OLAY
27
Nisan 2008 akşamı DTP Sakarya İl Örgütü'nün Funda Düğün Salonunda saat
19:00-23:00 arası düzenlediği "Barış ve Kardeşlik Şöleni" isimli
programa, yaklaşık 400-500 kişilik bir grubun müdahalesi sonucunda
900-1000 kişinin düğün salonunda mahsur kalması; çıkan olaylar
esnasında içeride mahsur kalanlardan Van'ın Özalp İlçesi doğumlu 65
yaşındaki Ebubekir KALKALI'nın kalp krizi geçirerek hayatını yitirmesi;
3 hamile kadının ortamda fenalaşarak hastaneye kaldırılması ve
bazılarının yaralanmasıyla sonuçlanan olaylar yaşanmıştır. Olay
sonrasında başta yaşam hakkının, işkence ve kötü muamele yasağının
ihlal edildiği, toplantı hakkına müdahale edildiği yönünde iddialar öne
sürülmüştür.
B. GÖZLEM HEYETİNİN OLUŞUMU
Meydana gelen
hak ihlallerini tespit etmek; kamuoyunun doğru bilgiye ulaşmasına,
çeşitli ulusal ve uluslararası mevzuatla güvence altına alınmış bulunan
başta yaşam hakkı, işkence ve kötü muamele görme yasağı, kişi güvenliği
hakkı, örgütlenme hakkının korunmasına katkı sunmak amacıyla İHD ve
MAZLUMDER'den oluşan bir İnsan Hakları gözlem heyeti oluşturulmuştur.
C. HEYET GİRİŞİMLERİ
Heyetimiz
çeşitli görüşme, izlenim ve tespitlerde bulunmak amacıyla, tarafsız ve
objektif bir rapor hazırlamak üzere, Sakarya Valiliği, Sakarya Emniyet
Müdürlüğü, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı ve DTP İl Örgütü
temsilcilerinden randevu talep etmiş, fakat Sakarya Valisi il dışında
olduğu gerekçesi ile, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı da gerek olmadığı
ifadesi ile görüşme talebimizi reddederken, İl Emniyet Müdürü 1 Mayıs
yoğunluğu nedeni ile görüşme imkanlarının olmayacağını belirtmişlerdir.
1 Mayısın dan sonra Emniyet Müdürü ile defalarca görüşme talebimize
özel kalem aracılığı ile konu hakkında açıklama yetkisinin olmadığı,
Valiliğin yetkisi olduğunu ve Valiliğinde açıklama yaptığını beyan
etmişlerdir. Yine hakkında iddialar bulunan Emniyet Müdür Yardımcısı
Mehmet İŞBİTİREN ile defalarca görüşme girişimlerimiz sonuçsuz
kalmıştır. Çağrımıza DTP yetkilileri olumlu cevap vermiş, görüşme
talebimizi kabul etmiştir. Bunun yanı sıra Şanlıurfa Milletvekili Sayın
İbrahim BİNİCİ çalışmalarının yoğunluğu nedeniyle yaşadıklarını yazılı
olarak sunacağını ifade etmiştir. Olayda isimleri geçen, haklarında
iddialar bulunan Alperen Ocakları Sakarya temsilci ile ve gözlemde
bulunan iki avukatla görüşülmüştür. Ayrıca 27 Nisan gecesi, düğün
salonunda olan mağdurlar ve dışarıda olaya tanıklık eden görüşme
kişilerle de gerçekleştirilmiştir.
D. HEYET'İN GERÇEKLEŞTİRDİĞİ GÖRÜŞMELER
MAĞDURLARLA YAPILAN GÖRÜŞMELER
E. Mehmet BAYRAM - GÖRGÜTANIĞI MAĞDUR
Ben,
saat 18:30-18:45 sularında salona girmek için geldiğimde, üzerlerinde
ve ellerinde Türk bayrağı taşıyan insanların düğün salonunun önünde
toplandığını gördüm. Salona gelenlere, "ne işiniz var, bu memleketin
ekmeğini yiyorsunuz, ihanet içindesiniz" diyorlardı. Ben buna müdahale
etmeye çalıştım, fakat bana da tepki gösterdiler. Sonra ellerinde
bayraklarla Çark Caddesine doğru sloganlarla yürüyüşe geçtiler. Daha
önce tanıdığım Sakarya Emniyet Müdür Yardımcısı Mehmet İŞBİTİREN
yanlarında olduğu halde maçtan çıkanları toplamaya başladılar. Biz
düğün salonuna 19:15'de girdik. Saat 21:00'a doğru kapı tarafından bir
hareketlenme oldu. İçerden de dışarı doğru bir hareketlenme oldu.
Emniyet güçleri gelerek sorumlularla görüşmek istedi. Milletvekili ile
görüşmeleri söylendi, ancak vekili muhatap almadılar. Kalp krizi
olayından sonra sağlık ekipleri geldi ve yarım saat kadar içeride
kaldılar. Tansiyon ölçümü yaptılar, tansiyonu yüksek çıkanlara dil altı
hapı verdiler. Sağlık görevlileri "ilacımız tükendi" deyip çıktılar ve
bir daha gelmediler. Kalp krizinden önce hamile 3 kadın salondan dışarı
çıkarıldı. Gelen otobüslerle dışarı çıkarılan insanları evleri şehir
içinde olanları, şehir içinde bırakmadılar ve şehir dışına götürdüler.
Bindiğimiz otobüsü üç motosikletli takip etti. Otobüs önde polis,
arkada jandarma eskortu olmasına rağmen, motosikletli 3 kişi bizi
sürekli taciz edip otobüsün camına taş attılar. Otobüsün camları
kırıldı, 5 kişi yaralandı, yaralılar arasında bir de çocuk var. Bu
saldırganlara polis yada jandarma tarafından her hangi bir müdahale
olmadı.
F: Ömer KILIÇ - FUNDA DÜĞÜN SALONU SAHİBİ
Ben
ticaretle uğraşırım. Bu salon genelde düğünlerde, seçimlerde,
kongrelerde kullanılır. Paramı alırım ve işimi yaparım ben. Yapılan son
kanun değişikliklerine göre izin alınmıyor biliyorsunuz. Sadece
bildirim yapılıyor. Ben makbuzu kişinin eline veririm ve bunu Valiliğe
vermesini söylerim. Burada 600 sandalye var 700-800 kişi alabiliyor.
Olay nedeni ile hiçbir eşyam kırılmamış, dökülmemiştir. Gördüğünüz gibi
her şey sağlam durmaktadır. Camlarda da atılan taşlar duruyor,
görüyorsunuz. Camlarda kırık yok, çünkü tel örgüler taşların girişini
engelleyecek şekilde. Buranın havalandırma sistemi var ve olay akşamı
sular kesilmemiştir. Yalnız Emniyet güçleri iyi tedbir aldı. Ben
dışarıyı göremiyorum ama ne dışarıdan ne de içeriden kimse girip
çıkamadı ve büyük bir olay çıkmadı.
1.Fesih SAYAR-DTP İL ÖRGÜTÜ YÖNETİM KURULU ÜYESİ MAĞDUR
Bir
şölen vardı. Barış ve kardeşlik adı altında. Davetiyelerimizi dağıttık.
3 gün önce bir asker cenazesi gelmişti. Valiliğin iptal etmesi
mümkündü, ancak herhangi bir değişiklik olmadı. Düğün salonunun önünde,
Alperen ocaklarından olduklarını öğrendiğimiz 30-40 kişilik bir gurup
vardı ve üzerilerinde Türk bayrakları vardı. Valiliğe telefon açtık.
Vali münferit olaylardır dedi, dağıtıyoruz dedi. Saat 20.00-20:30
gençler toplanmaya başladı ve kalabalık giderek yoğunlaştı. Maçtan
çıkanları da toplayarak almışlar. Camlar taşlandı, sloganlar atıldı.
Emniyet, şöleni keserseniz kalabalığı dağıtırız dedi. Saat 24.00'a
kadar kapalı kaldık. Araçlara bindiğimizde araçlar taşlandı. Hendek
arabasında bulunanları çoğu öğrenci, Sakarya Emniyet Müdürlüğü'nün
orada durdurulup polis tarafından kameraya alınmışlar ve
tokatlanmışlar. Emniyet o kalabalığı istese dağıtabilirdi. Olaydan
sonra hiçbir göz altı olmadı.
2. Mintaz KALKALI -KALP KRİZİ NEDENİ İLE YAŞAMINI YİTİREN EBUBEKİR KALKANLI'IN GELİNİ MAĞDUR
Salonda
şarkı söyleniyordu babam bir şarkı söyledi, sonra sustu ve düşüp
bayıldı. Hemen yanına gittik. Görümcem yanındaydı. Ambulans baya
gecikti yarım saat, kırk beş dakika kadar. Babamı yere yatırdılar ve
çevresini açmaya çalıştılar, açılın dediler. Uzun bir süre sonra
ambulans geldi ve babamı ambulansa taşıdılar. Babamı götürürlerken
bağırıp çağırmalar oldu. Ambulansa saldırdılar taşlarla ve
küfrediyorlardı. Ardından ben başka ambulansa bindirildim. Ambulansa
giderken bize de hakaretler, küfürler savurdular. Ambulansa taş
atıyorlardı ve üzerine çıkmaya çalışıyorlardı. Ambulansın lambalarını
kapattılar ve bizi karanlıkta götürdüler. Ambulanstan inince kaynım
koluma girdi ve yürüyerek beni doktorun yanına götürdü. Doktor muayene
etti, bebek hakkında bilgi vermedi ve bir şeyin yok dedi. İlaç vs.
verilmedi. Ancak uzun bir süre hastanede bekletildik. Doktor muayeden
sonra gitti. Çıkış parasını verin öyle çıkın dediler. Üzerimize para
almamıştık. Bir süre sonra öylece yürüyerek çıktık hastaneden.
3. Abdulbaki YÜREKLİ
Saat
18:30 gibi organize edilen şenliğe bir çok insanla birlikte gittik.
Bizimle birlikte Ebubekir amca da geldi. Böyle bir geceye ilk defa
geliyordu gecenin başlamasına kısa bir süre kalmıştı ki, dışarıda 40-50
kişinin Türk bayraklarıyla slogan atarak göster yaptıklarını duyduk.
salonda yaklaşık olarak 1000 kişi vardı bunların bir çoğu da
kadınlardan ve çocuklardan oluşuyordu. polisler gelip müziği kesmemiz
gerektiğini söylüyorlardı. tabi gerek DTP gerekse de Milletvekilimiz
İbrahim BİNİCİ sürekli telefonlar ve birebir görüşmeler yapıyorlardı.
İçerde çok gerginlik vardı ve insanların gözlerinden ne kadar çok
korktukları belli oluyordu. içeri havasızdı, sıcaktı insanlar bayılmaya
başladılar. kimse sesini korkudan çıkartmıyordu. Kimse dışarı çıkmasın
diye içerde insan zinciri oluşturuldu. Bu arada dışardan slogan
sesleri, camlara taşlar atılıyordu. Bir kaç defa kısa süreli elektrik
kesildi bu da içerde bulunan insanların korkusunu ikiye katladı. O
arada Ebubekir amca dengbej olduğu için bize bir klam (şarkı) söyledi.
Şarkısı bitikten kısa bir süre sonra saat 23:00 gibi birden yere
yığıldı, biz yüksek sesle Ambulans diye bağırıyorduk, ama hiçbir şey
yoktu aradan yarım saat kırk beş dakika geçtikten sonra, ambulansın
geldiğini söyledi polisler biz bir kaç kişi Ebubekir amcayı ambulansa
taşımaya çalıştık, dışarıya kadar götürdükten sonra polislerin
yardımıyla ambulansa binebildik. Tabi o arada bize göstericiler
tarafından ağza alınmayacak küfürler ediliyordu. Çok korktuk bizi
öldüreceklerini düşündüm. Ambulansa bindikten sonra yola çıktık, fakat
ambulansta ne bir doktor, nede hemşire vardı, sadece ben, Ebubekir
amcanın kızı ve şoför vardık tıbbi müdahalede bulunacak kimse
olmadığından, ben amcaya masaj yapmaya başladım. ne yapacağımı
bilmiyordum, ambulans yavaş gidiyordu, siren çalmıyordu farlarını
söndürmüştü, belirli bir süre sonra hastaneye ulaştık ama bizi
karşılayan sedye, doktor yada hemşire yoktu kendi imkanlarımızla acile
götürdük. ondan sonra acile aldılar ve biz dışarıda kaldık. Olay
yerinden gelen sivil kıyafetli polisler vardı hastanede, bize umarız
bir şey olmaz ve kurtulur dediler. saatler geçtikten sonra yani amca
fenalaştıktan iki buçuk saat sonra saat 01:30 hastanede yaşamın
yitirdi. Sabah erken İstanbul'a otopsi için gönderildi. Bize saat 17:00
a kadar devam edeceğini söylediler ama sonra kimseye haber vermeden,
28.04.2008 saat 14:00 gibi aileden kimseye haber vermeden, cenazeyi bir
ambulansa bile bindirmeden kimseden habersiz, kaçırırcasına sivil polis
aracına bindirerek, bizi telefonla arayarak cenazeyi Sakarya'ya doğru
getirdiklerini söylediler. Saat 17:20 gibi bize cenazeyi teslim ettiler
ve bizde Sakarya'da defnettik. Bu ifademin aynısını savcı ya da
söyledim. Ama savcı bana bunları kimseye anlatmam gerektiğini söyledi
ve beni bu konuda uyardı. Ben ise bunu kabul etmedim. Hala olayın
etkisinden kurtulmuş değilim aklıma Maraş ve Madımak olayları geldi.
H:Y Mağdur
27
nisan Pazar günü saat 19:00 gibi gece başlayacaktı. Onun öncesinden biz
görevli arkadaşlar ve diğer gelenlerle birlikte Sakarya DTP il
binasından Funda düğün salonuna gittik. 17:30 gibi biz salondaydık ve
gerekli düzenlemeleri yapıyorduk. Saat 18:00-18:30 yakın salona
davetliler gelmeye başladı. O sırada sivil 8 polis salonu aramak için
geldiler. Gelen bütün konukları dışarı çıkarıp üst araması yapacağız
dediler. herkes kapı önüne çıktı. Yaklaşık 20 dakika o şekilde bekledik
salon araması yapılsın diye. Daha sonra onlar gittiler. Biz kapı önünde
gelen kişileri salona davet ediyorduk. Saat 19:00 gibi dışardan gelen
davetliler bize dışarıda yaklaşık 200 kişilik bir topluluğun olduğunu
söylediler. Birçok salona gelmek isteyen davetli olduğunu ama bunlardan
kaynaklı gelemediklerini söylediler. Bizim bulunduğumuz kat ikinci
kattı. Biz arada görevli arkadaşlar aşağıya inip durumu kontrol
ediyorduk. Önce tabi çok fazla toplanan yoktu. Birazdan dağılırlar diye
bekledik. Davetlileri içeriye almaya devam ediyorduk. Yerel basından
gazeteciler gelip görüntü alma istediler. Biz içerden görüntü
alınmasını istemedik. Buna rağmen gazeteciler kapı önünde duran görevli
arkadaşların görüntüsünü almaya çalışıyorlardı. Kapı önünde duran
birçok arkadaş ta zaten öğrenciydiler. Daha sonra saat 18:30 gibi
hendekten öğrenci arkadaşlarımız geldi. Kapıda karşıladım onları da ,
paniklemiştiler. Neler oluyor diye sordum çünkü daha dışarıda kalabalık
toplanmamıştı ve böyle bir bilgi bize gelmemişti. Yolda bu arkadaşlara
birkaç gurup sataşmış. "siz neden bu toplantıya katılıyorsunuz,
amacınız nedir, PKK yandaşları" diye buna benzer sözler söylemişler.
"gidin gidin birazdan başınıza gelecekleri görürsünüz" diye de tehdit
etmişler. Buradan da anlaşılıyor ki önceden sanki her şey planlanmış
gibi. Biz geceyi 19:45 gibi başlattık. Daha 10 dakika geçmeden aşağıda
toplanan kalabalıktan birkaç kişi yukarı kadar çıkabilmişti. Bunlar
bizim arkadaşlara saldırmaya başladı. Öyle 10 dakika gibi bir süre kapı
önünde kargaşa yaşandı. Bu sırada biz bütün genç arkadaşları kapı önüne
çağırdık siper olsunlar diye çünkü aşağıdan diğer gurupların da gelmesi
çok kolaydı ve içerde kadın, çocuk, yaşlı vardı. En ufak bir hareket
onlara zarar verirdi. Neyse bunu da atlattık. Tabi aşağıdan haberler
geliyor bize kalabalık 200 kişiden 1000 kişiye çıktı daha fazla artıyor
diye. Artık mikrofondan ses gitmesini yasakladılar. Şarkı çalınmayacak
denildi. Çünkü dışarıya ses gittikçe durum daha kötü oluyordu.
Davetlilerden genç olan erkekler vardı. Bu yapılan haksızlığa
dayanamıyoruz, bizi bırakın dışarı çıkalım diyorlardı ama biz buna
engel olmaya çalışıyorduk. Çünkü yapacağımız en ufak bir yanlışlık
oradaki 1500 insana mal olacaktı. Defalarca onlarla konuştuk
yatıştırmaya çalıştık onları. Ama o insanları onca saat orda tutmak çok
kolay olmadı. Saatler geçtikçe salon havasız kalmaya başladı. Hiçbir
pencere açılmıyordu. Arka tarafta pencereler vardı orayı da
taşlıyorlardı. Demir korkuluklara tutunup yukarı gelmeye
çalışıyorlardı. Biz kimseye zarar gelmesin diye masaları pencereye
dayadık. Salon hiçbir yerden hava almıyordu. Gecede uzun hava söylemesi
için degbej davet etmiştik. O yanılmıyorsam saat 11:30 gibi uzun hava
söylüyordu. Ebubekir Kalkalı da onun yanında beraberdiler. Tam bu
sıralarda Ebubekir Kalkalı kalp krizi geçirdi. Tabi bu tamamen salonun
oksijensiz kalmasından kaynaklıydı. Çünkü 2 arkadaşımız onun öncesinde
bayılmışlardı. Salonda ana vanadan kaynaklı sular kesikti. Hiçbir
şekilde lavabolarda su akmıyordu. Kalp krizinden sonra sağlık ekipleri
salona 2 saat sonra gelebildi. Tabi sonradan öğrendiğim kadarıyla da
yolda giderken ambulansın önünü kesmişler ve 10 dakikada gitmesi
gereken yere yarım saatte gidebilmiş. Saatler geçtikçe bayılan sayısı
artıyordu. 6 hamile kadın vardı içerde. Bunlardan bir tanesi olay
esnasında bebeğini düşürmüş.
Bize saat 00:30 gibi tahliye
olacağımız söylendi. Önce Sapanca'dakiler alındı. Yaklaşık bir buçuk
iki saat sonra sıra Hendek e geldi. Bizimle beraber Düzce'den geceye
katılan gurupta alındı. Araba AKM'nin önündeki caddeden geçti. Ama
merkezden geçerken araba çok yavaş hareket ediyordu. Tam AKM yi biraz
geçtik üzerimize taş yağdırmaya başladılar. Benim yanımda 11 yaşlarında
iki çocuk vardı. İkisini kafasını eğdim. Dört bir taraftan taş
yağıyordu üstümüze. Arabanın camları kırılmıştı. Bizim arabada iki
arkadaşın kafası kırıldı, bir arkadaşın gözüne de çam parçası saplandı.
Merkezden çıktık Düzce'deki gurubu yolda indirdiler onlar kendi
arabalarıyla yola devam ettiler. Bizde aynı arabayla Hendek e geldik.
Hendek şehir merkezine girmeden çevre yolunda inmek istedik çünkü
gideceğimiz birçok ev buraya yakındı. Ama ısrarla şoför bizi emniyete
götüreceğini söylüyordu. Biz itiraz ettik can güvenliğimizin
olmadığından kaynaklı merkeze gitmek istemediğimizi söyledik. Bunu
üzerine şoför çevre yolunda arabayı durdurdu. Kapıdan iki arkadaşımız
indi. Tabi bizimle beraber konvoy şeklinde yanılmıyorsam arkada 4 önde
de 3 araba vardı. Bunlardan bir tanesi Adapazarı- Hendek arası yolcu
taşımacılığı için kullanılan yaklaşık 30 kişi alabilen araba vardı. İki
arkadaşımız arabadan indi. Polisler arabadan inip bu arkadaşlarımıza
vurmaya başladılar neden iniyorlar diye. Tekrar arabaya bindirdiler.
Emniyetin oraya getirildik. Polislerden bir ses aranızda yaralı var mı
diye seslendi. Bizde kafası kırılan arkadaşımızı yanlarına yolladık.
Yaraya müdahale edecekler tedavi edecekler diye bekliyorduk ama bunlar
arkadaşın kafasına sırtına copla vurmaya başladılar ve sonra tekrar
geri yolladılar. Biz arabadan teker teker indirildik ve bizim birkaç
tane kamerayla(yanılmıyorsam 3 tane) görüntümüzü almaya başladılar.
Yüzümüzü kapatmak istedik ama izin vermediler. Sırtımıza kafamıza
vurmaya başladılar. Bayan arkadaşlarımızın saçlarını çektiler ve ağza
alınmayacak kadar kötü küfürler söylendi arkadaşlarımıza. Öğrenciler
dışında bizimle beraber hendekte yaşayan bir kişi vardı. Polisler "
özellikle bunu çekin, kameraya iyice bak" diye sözler söyleyip sert
çıkıştılar. Getirilen kamera da emniyetin biraz ötesinde bulunan bir
stüdyodan alınmıştı. Kamerayı çekende stüdyo çalışanıydı. Bütün herkes
ondan sonra dağıldı. Can havliyle nereye gidebilirsek oraya sığındık.
Av. Akın Çağlar Göktürk-GÖZLEMCİ
Saat
18:00 civarında Alperenlerden yaklaşık 50 kişi İstiklal Marşı okuyor,
saygı duruşunda bulunuyor, açıklamalarını yapıyor ve dağılıyor.
Toplanılan, açıklama yapılan yer düğün salonun önü değil, karşı tarafta
Belediye'nin parkıdır. Olaydan birkaç gün sonra 20 kişi göz altına
alınıyor. Bunlardan 4'ü Alperenlerden, biriside il başkanları ve
ifadeleri alınıp serbest bırakılıyor bu 4 kişi. Diğer 16 sı üç gün önce
gelen şehidin yakınları, arkadaşları ve halktan insanlar. 16 kişinin
6'sı serbest bırakılıyor 10'u mahkemeye sevk ediliyor ve tutuksuz
yargılanmak üzere serbest bırakılıyor. Düğün salonu önünde gelişen olay
birilerinin organizesi ile olmamış, tepkisel olarak kendiliğinden
gelişen bir olaydır. DTP'liler yapacakları programın duyurularını
civardaki halka dağıtmışlar ve halk bu etkinlikten böyle haberdar
olmuştur.
Av. Tayfun ZEKİ-GÖZLEMCİ
Saat 18:00 civarında
Alperenler Belediye'nin Parkı'nda toplanarak İstiklal Marşı okuyup,
saygı duruşunda bulunup şehitler lehine basın açıklamalarını
yapmışlardır. İddia edildiği gibi Funda düğün salonu önünde
toplanmamışlardır. Belediye'nin parkı karşıda bir yerdedir. Basın
açıklamasının ardından gurup dağılıyor. Düğün salonu önündeki olay
21:30 civarında oluyor ve orada toplanan kalabalık 200-250 civarında.
DTP'liler düğün salonundan dışarı doğru el kol hareketleri yaptığı ve
dışarıda ki kalabalığı tahrik ettiği belirtiliyor. Bazı esnafın camları
kırılıyor ve bunları içeride ki kalabalık inerken kırıyor. Polis o
esnada geniş bir güvenlik kordonu oluşturuyor ve toplanan kalabalık
binaya yanaşamıyor. Camları kırma olayları bu kalabalık tarafından
yapılamaz. Bunların kamera kayıtları da vardır. Bu organizeli bir
kalabalık değildi, bir anda insanlar toparlanabilir, tepkisel bir olay.
İki gün önce şehit cenazesinin geldiği böyle bir ortamda halk kolay
organize olur. Olaydan birkaç gün sonra 20 kişi göz altına alındı. 4
kişi ifadeleri alınıp bırakıldı, bu 4 kişi Alperen Ocaklarından. 6 kişi
sonra bırakılıyor, 10'u da mahkemeye sevk ediliyor ve tutuksuz
yargılanmak üzere serbest bırakılıyor. Bunlar şehit yakınları, şehidin
arkadaşları ve halktan insanlar. DTP'liler yapacakları etkinliğin
broşürlerini şehir merkezinde dağıtmışlar. Alperen ocakları'nın
kapısına da bu etkinliğin duyurusu bırakılmış. Yapılan gece etik
değildi, daha iki gün önce şehit cenazesi gelmiş idi, insanlar acı,
üzüntü içindeydi. Burada idarenin büyük hatası var. Şehir merkezinde
İzmit' den, İstanbul'dan, Düzce'den insanlar toplandı bu programa
geldi. Çevre salonlar var, merkezi bir salonu vermek hata idi. Burada
Milliyetçi partilerin gençlik kolları suçlanıyor, halbuki Sakarya'nın
yüzde 65'i AKP'ye oy verdi. Halkın çoğunluğunun oy verdiği bir ortamda
Başbakan Meclis' de DTP' lilerin elini sıkmazsa ona oy veren halk ne
yapar? Başbakan onlarla tokalaşmıyor, bizimkiler tokalaşıyor, yer de
veriyorlar. Birilerini suçlayacaklarına olaya birde bu pencere den
baksınlar.
RESMİ YETKİLİLERLE YAPILAN GÖRÜŞMELER:
İbrahim BİNİCİ DTP Şanlıurfa Milletvekili
27.04.2008
tarihinde Sakarya ilinde partimizin(DTP) düzenlemiş olduğu kültür-sanat
gecesine katılmak üzere Sakarya'ya gittim. DTP il binasında iken saat
19:15'te tertip komitesinde bulunan bir arkadaşım, ili arayıp bir
grubun Alperen ocaklarından çıkıp düğün salonuna doğru hareket
ettiklerini, şölene gelen halkı tehdit ettikleri ve slogan attıklarını
bize bildirdi. Ben o esnada Sakarya valisini aradım ve bir grubun düğün
salonu önünde halkı tahrik ettiklerini söyledim. Konuyla ilgili
güvenlik güçlerinin zafiyet gösterdiğini bunun tehlikeli bazı sonuçları
doğurabileceğini söyledim. Müdahale edilmesi gereğini vurguladım. İl
valisi münferit bir olay olduğunu ve dağıtılacağını söyledi. Doğrusu 15
dakika sonra grubun dağıldığı haberi salonda bulunan arkadaşlarımızca
bize bildirildi. 19:30 Ben ve yanımda bulunan tertip komitesi başkanı
Veysel SAKA ile bazı yöneticiler beraber salona gittik. İlçe
başkanımızın konuşmasından sonra anons edilmiştim ve mikrofona davet
edildim. Halka hitaben duygu ve düşüncelerimi dile getiriyordum ki o
esnada salonun kuzey cephesinde bulunan camların kırılarak taşların
içeri girdiğini fark ettim, konuşmamı kestim. Dışarıdan slogan sesleri
gelmekteydi. Bu sırada hemen il valisini tekrar aradım, durumu
söyledim. Dışarıda ciddi bir tehlikenin oluştuğunu, yasa dışı bu
gösteriye neden müdahale edilmediğini, içeride bulunan kitlenin
çoğunluğu olan kadın, çocuk ve yaşlı insanların tedirgin olduğunu
belirttim. Konuya el koymasını talep ettim. İl valisinin bana izahatı
yine "münferittir, bir sorun çıkmaz, önlem alıyoruz, gereken
yapılacaktır" oldu ama buna rağmen hiçbir müdahale yapılmadığını ve
dışarıdaki kitlenin giderek arttığını gözlemliyorduk. Kısacası ilk
görüşmemden sonra dört kez sıkıntılarımızı ve tereddütlerimizi il
valisine bizzat izah ettim. Ancak daha sonra il valisini aramama rağmen
polis memuru olduğunu söyleyen bir zatın valinin müsait olmadığını,
müsait olunca arayacağını söyledi ve bir daha bana dönmedi. Sanırım
saat gece 23:30 civarında saldırılar ve içeriyi taşlamalar devam
etmekteydi. Bizim artık bunun bir provokasyon olmadığını bazı güçlerin
hatta siyasi organizasyonu olduğunu anladık. Bu saatte il başkan
yardımcısına birinci katın merdiven başında elinde telsiz olan birinin
hakaret ettiğini gördüm. Hemen yanlarına gidip kim olduğunu, neden
bağırdığını sordum. İl başkan yardımcısı tedirginlik içerisinde
Milletvekilim ile görüşün demişti. O şahıs "ben sizinle konuşurum ben
onun milletvekilliğini tanımam, benim için de çok önemli değildir"
dediğinde kimsiniz dediğimde adeta bana düşman bakışıyla "sizi
tanımıyorum, milletvekilliğinizi de tanımıyorum" dedi ve hızlı
adımlarla aşağı doğru indi. Ne istiyor bu adam demiştim. İçeride
bulunan kitlemizin beşer onar şekilde derhal salonu terk etmesini
istediğini yoksa sonucun çok kötü olacağını söylediğini bana iletti. Bu
durumu duyunca durumun çok vahim olduğunu, dışarı çıkaracağımız
insanların nelerle karşılaşacağını artık net anlamıştık. Buna müsaade
etmeyeceğimizi, bir gün de olsa, iki gün de olsa bu insanların
güvenliği sağlanıncaya kadar salonu terk etmeyeceğimize karar verdik.
Yine aramızda bulunan Ebubekir KALKALI adındaki partilimiz kalp krizi
geçirdiği esnada ambulans istedik, maalesef bir saate yakın beklememize
rağmen gelen ambulansta (Ebubekir ile giden arkadaşların anlattığına
göre) herhangi bir sağlık görevlisinin bulunmadığını, ilk yardım bile
yapılmadığından vatandaşımızın ölümüne adeta göz yumulduğunu öğrendim.
En son düğün salonunda ben, eşim ve üç partili arkadaşım çıkmak üzere
polis aracının tarafımıza tahsis edilmesi ve il binamıza yakın bulunan
24 saat hizmet veren garajda bulunan aracımıza kadar götürülmemizi
talep etmiştim. Bizi ilgili garaja götüren minibüs tam garajın önünde
durduğunda garajın içinde park halinde olan çevik kuvvete ait bir
otobüs inmemizle beraber hızlı bir şekilde ayrılmak istediğinde bekler
misiniz dememe rağmen bu gergin ortamda sorumsuzca bizleri bıraktığı
gibi, bizi getiren minibüs de hareket haline geçti minibüsü zor
şartlarda durdurmak zorunda kaldık. Ortada garaj görevlisi yoktu.
Derhal garaj görevlisinin bulunmasını istedim. Kısa bir süre
tartışmamızın ardından bir polisin garaja girerek görevliyi adeta
eliyle saklamış gibi getirip araç anahtarımızı alır almaz polis
minibüsü biz hareket etmeden süratli bir şekilde bulunduğumuz bölgeden
ayrılmıştı. Oysa TBMM'nin bir üyesi olarak ilde bulunuyordum,
güvenliğimden de kendilerinin sorumlu olduğu gibi, gece yarısı uluorta
yerde bırakıp kaçmaları bizleri bir hayli tedirgin etmişti. Biz olup
bitenlerin bilinciyle otel yerine partili bir ailede kalmamızın daha
güvenli olacağına karar verdik.
İkinci gün olay esnasında
güvenlik güçlerinin ihmali ve ilgisizliği sonucu kalp krizinden vefat
eden Ebubekir KALKALI'nın cenazesinin defin işlemleri için Sakarya'da
kalmıştım. Maktulun ev güzergâhı ile mezarlık bölgesi arasında korkunç
bir şekilde güvenlik kordonu oluşturulmuştu. İşte açıkça görülüyor ki
bir evvelki gün düğün salonunun bulunduğu bölgede bu güvenliğin yarısı
bile alınmamıştı.
Sonuç olarak bu olayların, il valisinin dediği
gibi münferit bir olay olmadığı bazı siyasi oluşumların ve çetelerin
daha önceden organize edilmesiyle beraber ilde bulunan sorumluların
sorumsuzluklarının bir sonucu olduğu açıkça görülmektedir. Ülkede
ırkçı, şoven, milliyetçi akımlar, halklar arası çatışmaların başlaması
için bu kez de bilinçli bir şekilde Sakarya'da düğmeye basmıştı.
03.05.2008
G. Resmi bir açıklama olmaksızın bilgi verebileceğini belirten Valilik' den bir yetkili
Olayı
takip ediyoruz. Büyük bir sıkıntı yaşanmadan olay sona ermiştir. Vali
bey, olayları sürekli ve dikkatle takip etmiştir. Emniyet güçlerimiz
iyi bir şekilde olayı sonlandırmıştır. Büyük bir olay olmadan konunun
üstesinden gelinmiştir. Orada kesinlikle altını çiziyorum yasal bir
toplantı yapılmıştır. Ancak gazetelerin yazdığı gibi belki zamanı
değildi. Karapürçek'ten bir grup geldi. Düğün salonu önünde toplanan
kalabalığa dağılın uyarısı yapıldı. Ancak biliyorsunuz ki dağılın
uyarısı yapılsa da toplanan kalabalığı Emniyet'in dağıtma gibi bir
durumu yoktur.
Aziz KOÇAK- DTP merkez ilçe başkanı. MAĞDUR
"20
Senedir burada yaşıyorum. Tüm etkinliklerimizde asayişin bozulmaması
için özen gösteriyoruz. Konuşmalarım sırasında polise, "bu kadar
zamandır herhangi bir olay yaşanmaması için hassasiyet göstermediğimizi
gördünüz mü?" şeklinde sordum. Bundan önce düzenlediğimiz imza
kampanyasına saldırıldı; Halepçe katliamıyla ilgili yaptığımız basın
açıklamasına hem polis, hem bazı vatandaşlar saldırdı; yine Mahir
Çayan'ın posteri asıldığında PKK bayrağı asıldı bahanesiyle bize
saldırdılar. Anlaşılacağı üzere yapılan her etkinliğimize saldırılıyor.
MHP İl binasına bomba koyuldu hiçbir alakamız olmamasına rağmen bizim
üzerimize atmak istediler. Bu Sakarya'da yaşanan altıncı olay.
Yaşananlar nedeni ile şaşkınım ve olayın şokunu hala üzerimden
atamadım. Olay akşamı 19.00 sularında düğün salonun önünde Alperen
Ocaklarından olduklarını öğrendiğimiz 100-150 kişinin toplandığı
haberlerini aldık. Ardından Valiyi, Emniyeti aradık ve toplanan grubu
haber verdik. Vali "bunlar münferit olaylar, dağıtırız" cevabı verdi.
Kısa bir süre sonra küçük grubun dağıldığını öğrendik, ancak dağılan
grubun Çark Caddesi'ne gittiğini oradan düğün salonunda vatan hainleri
var oranın önüne gidelim sloganları attıklarını, ve yeniden daha
kalabalık bir şekilde döndüklerini gördük. O esnada ben DTP İl Örgüt
binasındaydım. Herhangi bir saldırı olması ihtimali nedeni ile, dışarı
çıkmaya çekiniyordum. Salondan beni arayarak konuşma sıramın geldiğini
belirtiyorlar ve gelmemi söylüyorlardı. Bu esnada polis ile de bir
yandan konuşuyoruz. Polis binadan teker teker çıkmamızı, böylece fark
edilmeyeceğimizi söyledi. Düğün salonuna gittim konuşmamı yaptım, saat
20,30 sularında programı durdurmak zorunda kaldık. Normalde saat 23:00
de bitirmeyi planlıyorduk. Dışarından bağırtılar, gürültüler geliyordu
ve camlara taş atılıyordu. İçeride yaklaşık 1000-1500 kişi vardı ve
bunların 500'e yakını kadın ve çocuklardı. İçeride pencereleri
kapadığımız için nefes almak da güçlük çekiyorduk. Dışarıdan bağırtılar
geldikçe, içeride bulunan kendi kitlemizin de dışarı çıkmaması için
zincir oluşturduk. Biz Emniyete kitleyi dağıtın dedik. Emniyet Müdürü
kitlenin hassasiyetlerinin olduğunu daha yeni asker cenazesi geldiğini,
sonra bu kitleyle yüz yüze bakacakları için kitleye sert müdahale
ederek dağıtamayacaklarını söylediler. Ayrıca "Müziği çaldığınız an
dışarıdaki kalabalık azıyor" diyerek müzik çalmamıza da engel oldular.
Bu arada dışardan "3-4 cenaze istiyoruz intikam, intikam, kahrolsun
PKK, teroristlere ölüm" sloganları atılıyordu. Sanki bir Madımak olayı
yaşıyorduk. Bu esnada 3-5 cam kırıldığı söylendi, onları kimin
kırdığını sordum, tanımadığımız eli sopalı gençlerin kırdığı söylendi,
ben ve sorduğum hiç kimse o gençleri tanımıyordu. Muhtemelen provokatör
olabilirler. Polis kordon altına alalım sizi çıkaralım dedi, bizde
dışarıda bulunan kitleyi dağıtmazsanız çıkmayız dedik. O sırada
sularımızı kestiler korkudan sesimizi çıkartamıyorduk. İçeride DTP
Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici'de vardı, görüşmek
istediklerinden vekilimiz burada onunla görüşün dedik, vekilimizi
muhatap almadılar. Polis, kitleyi dağıtmadı, uzun süre bekledik. Vali,
Emniyet Müdürü, Hükümet keyfi bir şekilde süreyi uzattı. Birisi kalp
krizi geçirdi. Ambulans istedik 45 dakika ambulans gecikti. İçeride
fenalaşan hamile kadınlar vardı. Ambulans kalp krizi geçiren kişiyi
götürdü, ardından hamile kadınları aldı. Saat 01:00 civarında
belediyeye ait 10 tane otobüs geldi ve içerideki insanlar çıkarılmaya
başlandı. Hendek tarafına giden otobüste bulunan iki öğrencinin
yaralandığını öğrendik. Saat 03:30 gibi düğün salonundan biz
çıkabildik. Daha olayın şokunu üzerimden atamadım.
Erdem ERCAN- Sakarya Alperen Ocağı Başkanı
Biz
saat 18:00 sıralarında Belediye'nin parkında toplandık. Demokratik
yollarla toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkımızı kullandık. Hiçbir olaya
meydan vermeden, hiçbir sorun, sıkıntı yaşanmadan İstiklal Marşını
okuduk, saygı duruşunda bulunduk ve basın açıklamamızı yaptık. İddia
edildiği gibi düğün salonunun önünde toplanmadık, Belediyenin parkı
karşı taraftadır. Olaylar çıkmadan iki buçuk saat önce biz
etkinliğimizi yapıp, dağıldık. Bizim aramızda bulunan hiçbir
arkadaşımız sonradan çıkan olayların arasına katılmamıştır. Bu
Emniyet'in kamera kayıtlarından da anlaşılabilir. Basın açıklamasından
sonra herkes evine dağılmıştır. İddia edildiği gibi biz birilerinin
toplanmasını örgütlemedik, maçtan çıkan kalabalık da yada toplanan
kalabalık arasında bizden arkadaşlar yoktur. Sağduyulu bir şekilde,
açıklamamızı yapıp hiçbir olaya mahal vermeden dağıldık.
H: TAZİYE EVİ ZİYARETİ
Yapılan
Gözlemler: Sakarya da 27 Nisan akşamı DTP'lilerin düzenlemiş olduğu
geceye yapılan müdahalenin ardından 30 Nisan sabahı heyet olarak
Sakarya da gözlemlemelerde bulunduk. içinde 1 milletvekil olmak üzere
olay yerinde olan mağdurlar, tanıklar ve Vali yardımcısı ile görüşme
gerçekleştirildi. Gerek mağdurlarla, gerekse tanıklarla yapılan
görüşmelerde insanların olayın şokunu üzerlerinden atamadıklarını
gördük. Taziye evinde vefat eden kişinin yakınları sorularımıza kısa
cevaplar verebildi. İnsanlarla yaptığımız görüşmelerde daha önce Ahmet
Kaya tişörtü giyenlere yapılan saldırı, imza kampanyası standına
saldırı ve fındık işçilerine yönelik ortaya çıkan vakarla dikkate
alındığından Funda Düğün salonu olayının diğerlerine göre daha geniş
çaplı bir vaka olduğu gözlemlenmiştir. Kürtlerin, Çerkezlerin,
Lazların, Çingenelerin ayrı mahalleleri olduğunu bu mahalleler arasında
anlaşmazlık, geçimsizlik hususunda ciddi bir vaka yaşanmadığı, ancak
son yıllarda Funda Düğün salonunda yaşananlara benzer linç girişimi
vakaların Sakarya'da yoğunlukla gerçekleştiğini ve giderek bir linç
kültürünün oluştuğu gözlenmiştir. Bu tip vakalarda yaşanalar farklı
etnikteki kesimleri birbirine karşı tutum geliştirici bir ortama
sürüklemektedir.
AYRICA;
-Sakarya da DTP İl Örgütü'nün
düzenlemiş olduğu programda çıkan olaylar boyunca salon içerisinde
bulunan, Ebubekir KALKALI kalp krizi geçirerek yaşamını yitirmiştir.
-Üç
hamile kadın içeride rahatsızlanmış, bunlardan baygınlık geçiren
hastaneye kaldırılmıştır. Hamile kadınlar bebeğini kaybetmemiş, ancak
şok ve travma yaşamışlardır
-İçeride bulunan hayati tehlike
içinde olan hamile kadın tahliye esnasında kalabalık tarafından tacize,
saldırı girişimine uğramıştır.
-Düğün salonu önünde toplanan ve
hava kararmasına rağmen uzun saatler orada toplu halde bekleyen grubu
dağıtmayan Emniyet güçleri ayrıca görevlerini ihmal suçu işlemişlerdir.
-Funda
Düğün salonunda bulunan kalabalığın otobüslerle tahliyesi esnasında
bazı otobüslerin camları kırılmış ve içeride bulunan biri çocuk olmak
üzere 6 kişi yaralanmıştır.
-Olayın geçtiği Funda Düğün salonunu
3. kat olması ve camlarda kalın tel örgülerin olması münasebeti ile
maddi zarar görülmemiştir. Tel örgülere takılı kalmış taşlara
rastlanmıştır.
-Düğün salonunun alt katında bulunan bazı işyerlerinin camları kırılmıştır.
-Olay
gecesi programa gelen, salon içinde olan bütün insanlar bu ülkede
geçmişte de yaşanan olaylardan da yola çıkarak, ciddi bir panik ve
korku yaşamıştır.
-Yaşanan panik ve korkudan kaynaklanan travma yı ve şoku görüşme sırasında da atlatamadıkları görülmüştür.
-7
saat gibi uzun bir süre kapalı bir mekanda 600 kişilik kapasiteye sahip
olan salonda 900-1000 kişinin olması, bunun yaklaşık 500 ünün çocuk,
kadın ve yaşlı olması ve bu süre içerisinde yiyecek ve içecek
ihtiyaçları karşılanmamış olması, salonda bulunan insanların baygınlık
geçirmesine vesile olmuştur.
-Baygınlık geçiren insanlara
müdahale etmek için eksikte olsa gelen, sağlık ekiplerinin çok kısa
kalması, insanların kendi kaderine terki anlamına gelmektedir.
-Zaten
geç gelen ambulansın da doktorsuz ve hemşiresiz olması, baygınlık
geçiren ve kalp krizi geçiren Ebubekir KALKALI'ya müdahalenin çok
geciktiği anlaşılmaktadır.
-Sakarya'nın Hendek ilçesine doğru
yola çıkan otobüse hem göstericiler tarafından saldırılmış, ayrıca
otobüsün içinde bulunan insanlar emniyete götürülerek kamerayla
görüntüleri alınmışlardır.
AYDINLATILMASI GEREKEN HUSUSLAR
Heyetimiz
yapmış olduğu araştırma ve incelemeler neticesinde aşağıdaki hususların
aydınlığa kavuşturulması gerektiği kanaatine ulaşmış ve kanaatini bu
rapor vasıtasıyla yetkililerin ve kamuoyunun dikkatine sunmayı uygun
görmüştür.
-Funda Düğün salonu önünde toplanan kalabalık uzun saatler boyunca neden dağıtılmamıştır?
-Düğün
salonu içinde bulunan DTP İl yetkilileri ile, Sakarya Emniyet Müdürlüğü
ve Valilik ile irtibat halindeyken kapı önünde toplanan kalabalığın
dağıtılmaması ve içeride bulunan insanlar mahsur kalmış vaziyette
bekletilmesinin ardından tahliye işlemi neden 7 saatin sonunda
gerçekleşebilmiştir?
-İçeride ve dışarıda bulunan yetkililer
diyalog halindeyken hayati tehlikesi bulunan insanlar var iken ambulans
neden gecikmiştir ve gelen sağlık görevlileri neden kısa süreli içeride
kalmıştır?
-Gelen ambulansa neden doktorsuz ve hemşiresiz gönderilmiştir?
-Ambulans hastaneye ulaştığında neden kimse karşılamamıştır?
-27 Nisan akşamı olay yerinde bulunan ve kalabalığa yön verdiği iddia edilen insanlar tespit edilmişmidir.
-Ayrıca
kalabalığın toplanması sürecinde aralarında bulunduğu iddia edilen
Sakarya Emniyet Müdürü Yardımcısı Mehmet İşbitiren hakkında ki iddialar
aydınlatılmalıdır.
-Sakarya Emniyeti salondan tahliye edilen
insanların bindiği otobüsleri takip eden ve birisi çocuk 6 kişinin
yaralanmasına neden olan ve salondan çıkan hastalara müdahale edenleri
tespit edip haklarında işlem başlatmış mıdır?
-Konu hakkında genişlemesine bir soruşturma başlatılmış mıdır?
-Sürekli intikam sloganları atan göstericilere neden bu kadar izin verilmiştir?
-Karapürçek beldesinden 3 otobüsle geldiği iddia edilen 50 kişilik grubun kimler olduğu tespit edilmiş midir?
-Sakarya'da sürekli tekerrür eden linç olaylarını sayın Vali neden münferit olarak yorumlamıştır?
-Sakarya nın Hendek ilçesine giden otobüsteki insanlar neden Emniyete götürülerek kameralara çekilmişlerdir. Burada amaç nedir?
-Cenaze otopsiden çıkarıldıktan sonra neden aileden bir ambulansa bile konulmadan kaçırılmıştır?
HEYETİMİZ YAŞANAN OLAYLARLA İLGİLİ OLARAK AŞAĞIDAKİ KANAATLERE ULAŞMIŞTIR.
-Meydana gelen olaylarda başta yaşam hakkı olmak üzere, işkence yasağı,
göz altına alınanlar ve salonda mahsur kalanlar açısından kişi
güvenliği hakkı ihlal edilmiştir. Toplantı düzenleyen DTP yetkilileri
ve salonda bulunan halkın ifade ve örgütlenme özgürlüklerinin ihlal
edildiği kanaatine ulaşılmıştır.
-İlk olarak düğün salonu
içerisinde bulunan hastaların tahliyesinde ve sonrasında salonda
bulunan insanların çıkarılması esnasında güvenlik güçlerinin etkin ve
önleyici tedbir almadığı anlaşılmaktadır.
-Yine muhtemel bir
vakanın önüne geçilmesi için salon önünde toplanan kalabalığın
dağıtılması için etkin uyarı yapılmadığı ve kalabalığın dağıtılmadığı
kanaatine varılmıştır.
-Geçmişte Sakarya'da yaşanan linç olaylarından hiç bir şekilde ders çıkarılmadığı kanaatine varılmıştır.
-Salon toplantısına katılan insanların tahliyesi sonrasında yaşanan
gözaltılar nedeniyle yine kişi güvenliği ve özgürlüğü hakkı ihlal
edilmiştir.
-İlk olarak 40-50 kişilik grup dağıtılmış olsaydı olayların büyümesinin önüne geçilebileceği kanaati oluşmuştur.
-Düğün salonu önünde toplanan ve hava kararmasına rağmen uzun saatler
orada toplu halde bekleyen grubu dağıtmayan Emniyet güçleri ayrıca
görevlerini ihmal suçu işlemekten haklarında dava açılmalıdır.
-Sakarya ilinde ilk defa gerçekleşmeyen linç teşebbüslerinin sonuncusu
olan bu tip vakaların bir daha yaşanmaması için etkin tedbirler
alınmalıdır.
VEYSİ ALTAY İHD MERKEZ YÖNETİM KURULU ÜYESİAYŞE YILMAZ İHD MERKEZİ YÖNETİM KURULU ÜYESİNİGAR GÜMRÜKÇÜOĞLU MAZLUMDER KOCAELİ ŞUBE BAŞKANITURGAY ETÇİBAŞI MAZLUMDER SAKARYA ŞUBE BAŞKANISEMİH GÖKDEMİR İHD SAKARYA ŞUBE BAŞKANI
ŞEYHO DEMİR İHD İST YÖNETİM KURULU ÜYESİ
FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı
Basın AçıklamalarıTarih
2008-05-06