2 Mayıs 2008,
Cuma
Türkiye Cumhuriyeti
İçişleri Bakanlığı, 23 Nisan 2008 günü hukuksuz şekilde, zorla sınırdışı
edilirken Dicle Nehri'nde boğulduğu rapor edilen 4 kişiyle ilgili derhal bir
açıklama yapmalıdır. Olayın sorumluları hakkında vakit geçirmeksizin resmi
soruşturma başlatılmalıdır ..
Birleşmiş Milletler
Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin (BMMYK) Cenevre'deki merkezinden 25 Nisan
2008 tarihinde yapılan yazılı açıklamaya göre, geçen Çarşamba günü (23 Nisan
2008) Türkiye devleti güvenlik güçleri tarafından kayıtdışı ve hukuksuz olarak
Irak'a sınırdışı edilmek üzere Habur yakınlarında Dicle Nehri'ni yüzerek
geçmeye zorlanan 18 kişiden 4'ü akıntıya kapılarak boğulmuş ve hayatlarını
kaybetmişlerdir.
BMMYK'nın sağ
kurtulanlarla yapılan ayrıntılı görüşmelere dayanarak yaptığı açıklamada, ölen
4 kişiden birinin BMMYK Türkiye Ofisi tarafından uluslararası hukuka göre
"mülteci" olarak tanınmış bir Iran vatandaşı olduğu; ayrıca nehri geçmeye
zorlanan 18 kişi arasında BMMYK tarafından "mülteci" olarak tanınmış aynı
durumda 4 kişi daha bulunduğu bildirilmektedir. Bu kişilerin BMMYK'nın
çabalarına rağmen hayatlarına kasteden bir biçimde, kayıtdışı ve hukuksuz
olarak sınırdışı edildikleri anlaşılmaktadır.
Uluslararası hukuka
göre "mülteci" durumunda bulunan kişilerin zulüm riski altında olacakları
yerlere geri gönderilmemesi temel bir kaidedir. Ayrıca "mülteci" durumunda
olsun olmasın, sınırdışı edilmelerine karar verilen kişilerin başta yaşam hakkı
olmak üzere, ulusal kanunlar ve Turkiye'nin uluslararası insan hakları hukuku
yükümlülüklerinden gelen temel hak ve güvencelerinin gözetilmesi, istisnaya yer
olmayan yasal bir zorunluluktur. Sınırdışı uygulamaları ancak yasal ve resmi
prosedürler dahilinde kayıtlı olarak gerçekleştirildiğinde meşru ve hukuki
kabul edilebilir.
BMMYK tarafından
uluslararası kamuoyuna duyurulan sözkonusu olayda, 18 kişinin hukuksuz ve
kayıtdışı olarak, üstelik yaşamlarını tehlikeye atmak pahasına Dicle Nehri'ni
geçmeye zorlanması ulusal ve uluslararası hukuk yükümlülüklerinin ciddi ve
aleni bir ihlalidir. Ancak son dönemde Türkiye'nin hukuksuz sınırdışı
uygulamalarındaki kaygı verici artış gözönüne alındığında, bu olayın şaşırtıcı
olduğunu söylemek malesef mümkün değildir.
Biz insan hakları
örgütleri olarak İçişleri Bakanlığı yetkililerinin bu vahim olayla ilgili
derhal resmi açıklama yapmalarını, ve sorumluların kanun önünde hesap vermesi
için ciddi bir soruşturma başlatılmasını talep ediyoruz. Olayın takipçisi
olacağız.
Malesef devletin
güvenlik güçleri eliyle kayıp edildiği bildirilen 4 insan hayatının telafisi
artık mümkün değildir; ama benzer bir insanlık utancının tekrar yaşanmaması
için Türkiye demokratik kamuoyunu göreve çağırıyoruz.
Helsinki Yurttaşlar Derneği / İnsan Hakları
Derneği / İnsan Hakları Gündemi Derneği / MAZLUMDER / Mültecilerle Dayanışma
Derneği / Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi