Resmi rakamlara göre 12 Eylül darbesinde; 650 bin
kişi gözaltına alındı, 50 kişi idam edildi, 171 kişi işkencede
öldürüldü, cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi, 144 kişi
kuşkulu bir şekilde öldü, 14 kişi açlık grevinde öldü, 16 kişi kaçarken
vuruldu, 95 kişi çatışmada öldü, 43 kişi intihar etti.. Resmi olmayan
rakamlar ise çok daha korkunç boyutlarda. Ancak üzerinden tam 28 yıl
geçen bu zulme neden olanlar yargılanmadı, yargılanamadı. Darbecilere
yaptıklarının hesabı sorulmadı. 12 Eylül askeri darbesinin 28. yılında
sivil toplum örgütleri Vakit aracılığıyla, "Darbeciler yargılansın,
darbeler son bulsun, cunta anayasası değişsin, demokrasi ve
özgürlüklerden artık ödün verilmesin" mesajı verdiler.
"GERİ VİTES İSTEMİYORUZ"
HAK-İŞ
Genel Başkanı Salim Uslu, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin yıldönümü
nedeni ile yaptığı açıklamada, ihtilal, darbe ve müdahaleleri
demokrasilerde 'geri vites' olarak nitelendirdi. Uslu, "Türkiye'nin
koştuğu demokrasi kulvarında anti demokratik sektelerin yeri yoktur"
dedi. Uslu, darbe ve ihtilal dönemlerinde en büyük zararı emeği ile
geçinenlerin gördüğünü belirterek, "Demokratik kurumlar olan siyasi
partiler ve sivil toplum kuruluşlarının kendilerini inkâr pahasına
birtakım demokrasi dışı taleplerde bulunuyor olmalarını, hak ve
özgürlükleri rafa kaldırma niyetlerini anlamak ve haklı görmek mümkün
değildir" diye konuştu.
TAKOZ KALKSIN
Memur-Sen
Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu ise, "12 Eylül darbesi ve kalıntılarının
izlerinin tamamen silindiği, yerine demokratik bir sistemin inşa
edildiği Türkiye istiyoruz" dedi. Darbelerin mimarlarının
yargılanmasını isteyen Gündoğdu, "Ülkemizin ve milletin önünde takoz
olan 12 Eylül Anayasası'nın evrensel hukuka, demokratik değerlere uygun
ve insanı merkeze alarak değişmesi halinde ülkemiz dünya demokrasi
liginde ön saflarda yerini alacak, insanlarımızın yaşamaktan keyif
aldığı bir ülke durumuna gelecektir. Bir yandan yeni anayasa
çalışmaları sürdürülürken, diğer taraftan da 12 Eylüllerin, 28
Şubatların mimarları sorgulanmalı, hesaba çekilmelidir" şeklinde
konuştu.
DİSK: "DARBECİLERİ NE UNUTURUZ, NE AFFEDERİZ"
DİSK
Genel Sekreteri Tayfun Görgün de, darbecileri kınadı ve sivil anayasa
taleplerini dile getirdi. Görgün, şunları söyledi: "12 Eylül'de Türkiye
çok şey kaybetti. Ne unuturuz, ne affederiz. Gönül huzuru içinde
darbelere, darbeciliğe ve demokrasi dışı bütün arayışlara karşı
olduğumuzu dün de söyledik, bugün de söylüyoruz. İşte bu nedenlerle
bugün ortaya çıkanların yalnızca su üstünde görünen yanlarıyla değil,
derinlemesine soruşturulmasını ve sonuna kadar gidilmesini istiyoruz."
"DARBECİLERİ ANAYASA İLE KORUYAN TEK ÜLKE BİZİZ"
"Aradan
geçen 28 yıla rağmen, Türkiye ne darbeci generallerle hesaplaşabildi,
ne de 12 Eylül'ün ürünü olan 1982 Anayasası'ndan kurtulabildi" diyen
KESK Genel Başkanı Sami Evren ise "Türkiye, darbecileri Anayasayla
koruyan yegane ülke olmanın ayıbıyla yaşamaktadır. Darbecilerden hesap
sorulmalıdır. 12 Eylül'ün etkisinden kurtulabilmek için atılması
gereken diğer adım da, başta 1982 Anayasası olmak üzere tüm darbe
hukukunun derhal tasfiye edilmesidir" dedi.
HİZMET-İŞ: "BU YASALARA TAHAMMÜLÜMÜZ KALMADI"
Hizmet-İş
Sendikası Genel Başkanı Mahmut Arslan da, 12 Eylül darbesinin Türk
demokrasisinin önüne aşılması zor bariyerler döşediğini söyledi. "Bu
günü demokrasi tarihimize yazılmış bir kara sayfa olarak niteliyoruz"
diyen Arslan, "Türkiye'nin 'olağanüstü dönem yasaları'na tahammülü
kalmamıştır" diye konuştu.
GEÇİCİ 15. MADDE HALEN YÜRÜRLÜKTE
Bem
Bir Sen Genel Başkanı Mürsel Turbay da, darbe süreçlerinde en çok zarar
gören kesimlerin sivil vatandaşlar, en az zarar gören kesimlerin ise
terör örgütleri olduğunu söyledi. Turbay, şöyle konuştu: "Terör
grupları nerdeyse hiç zarar görmezken ülkenin siyasi ve sosyal yaşamı
üzerindeki olumsuz etkileri halen süren 12 Eylül darbesinin Pentagon
tarafından büyük destek gördüğü her kesimce biliniyor. Sonra karşımızda
bir Yunanistan gerçeği var. Yunanistan darbecileri yargılayıp
cezalandırırken, biz halen sivil bir anayasaya bile kavuşamadık.
Yıllardır darbecilerin korunmasına olanak sağlayan geçici 15. maddeye
bile müdahale edemedik. Yunanistan'da 1967 yılında iktidara el koyan
cuntacı askerler yargılandılar ve cezaevlerine gönderildiler. Çok
geçmeden hedefledikleri AB'nin kapısından içeri sızdılar. Hesaplaşmanın
sonunda ülkeye demokrasi yerleşmekle kalmadı, milli gelirleri katlandı.
Biz ise halen kriz ve gerilimlerle uğraşıyoruz. Bu karanlıktan
kurtulmanın tek yolu özgürlükçü yeni bir anayasadır."
"ARTIK 12 EYLÜL KÂBUSU GÖRMEK İSTEMİYORUZ"
Memur-Der
Federasyonu Genel Başkanı Cengiz Özbay da "Sözlüğümüzden darbe
kelimesinin tamamen kaldırılmasını istiyoruz" dedi. Sivil Düşünce
Platformu kurucularından Eğitim Uzmanı Ufuk Coşkun ise, ülkedeki temel
sorunun 12 Eylül despotizmi olduğunu vurgulayarak, sivil ve özgürlükçü
bir anayasa ile sorunun üstesinden gelinebileceğini söyledi.
SIRP KARADZİÇ'TEN FARKSIZLAR
Öğretmen
Sen Genel Başkanı Yusuf Tanrıverdi ise, Türkiye'deki darbecilerin Sırp
katil Karadziç'ten daha ağır suç işlediklerini söyledi. Tanrıverdi, "Ha
Karadziç ha bizim darbeciler. Yeni Karadziçler çıkmasını istemiyorsak
derhal Geçici 15. madde kaldırılsın, darbeciler yargılansın." diye
konuştu.
HABERVAKTİM
FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı
Basın AçıklamalarıTarih
2008-09-12