Hakkari’nin Dağlıca bölgesinde yaşanan ve halen devam etmekte olan çatışmalarda şu an itibarıyla 36 insan hayatını kaybetti, 19 kişi de yaralandı.
Üzerinde konuşulmamış herhangi bir detay kalmayan “çözülmemiş Kürt sorunu”nun gün geçtikçe ağır bir beşeri tablo ile ülke gündemine oturması, sadece kayıpları ve yakınlarını değil, halklar arasında husumeti körüklediği için ülke geleceğini de karanlık bir tabloya doğru sürüklüyor.
Halen devam etmekte olan KCK operasyonları ile siyaset imkânları neredeyse tamamen kapanan legal Kürt siyasi hareketinin “Öcalan’a ev hapsi” ve seçmeli Kürtçe dersleri gibi, hükümet tarafından teklif edilen “yetmez ama evet” adımlar konusunda duydukları güven ve samimiyet kuşkusu, çözümü şiddette gören arayışlara daha fazla alan ve imkân açıyor.
Öncelikle hükümetin ve tüm kurumlarıyla devletin, Kürt sorunu bağlamında temel hakları vermede daha fazla tedrice ve temkine ihtiyaç duymadan samimiyetle ve hızlı adım atarak şiddeti bir seçenek ve imkân olmaktan çıkarması gerekmektedir. Bu konudaki sorumluluk ve öncelikli vebal yetki sahiplerine aittir. Kürt sorunu bağlamında kendini taraf gören tüm diğer toplumsal, siyasal aktörlerin de, barışın sabote edilmesi demek olan şiddeti bir çözüm yöntemi olmaktan çıkarması gerekmektedir.
Bu saldırıyı şiddetle kınıyoruz.Türkiye toplumu, tüm detayları konuşulmuş bir sorunun çözümü için atılması gerektiği halde geciken adımlardan, şiddeti doğuran sağırlar diyalogundan, şiddeti yaşamaktan, ölüm haberlerinden ve bu tip saldırılardan artık bıktı.
Ahmet Faruk ÜNSAL
MAZLUMDER Gn. Bşk.