Sayın
Abdullah GÜL
T.C. Cumhurbaşkanı,
Konu: 6415 sayılı “Uluslararası Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun”un veto edilmesi talebimiz hakkında.
Adalet Bakanlığınca hazırlanan ve Bakanlar kurulunca 04.01.2011 tarihinde Meclis Başkanlığına arzı kararlaştırılan “Uluslararası Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı”, 07.02.2013 tarihinde TBMM’de görüşülerek 6415 sayı ile kanunlaşmıştır.
Söz konusu kanun hazırlıklarının temeli “G-7 ülkeleri (ABD, Japonya, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve Kanada) tarafından Temmuz 1989’da Paris’te gerçekleştirilen yıllık ekonomik zirve toplantısında, sadece bir ülkenin mücadele etmesi ile önlenemeyecek boyutta olan ve fonksiyonu gereği global seviyede cereyan eden aklama tehlikesine karşı çok taraflı mücadele esaslarını belirlemek, bu esasları organize etmek, bu konuda standartlar geliştirmek ve ülkeler arasında işbirliğini tesis etmek amacı ile bir Mali Eylem Görev Gücü (Financial Action Task Force–FATF) kurulmasına karar verilmesi” çalışmalarına dayandırılmaktadır.
Mali Eylem Gücü’nün tavsiye kararıyla kanunlaşma süreci başlamış, TBMM Genel Kurul tarafından kabul edilmiş ve onay aşamasına gelmiştir. Bu kanun Türkiye açısından vahim ve tehlikeli sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Çünkü;
1- Özellikle insani yardım kuruluşlarının ve daha genelde tüm STK’ların sıradan, küçük bir yardımlaşma faaliyeti dâhil her bir faaliyeti; hukuksuz güç kullanan devletlerin menfaatlerine göre veya istihbarat örgütlerinin çoğu zaman kurguladığı gizli bilgi ve belgelere göre keyfi bir biçimde kara listeye ve terörizm kapsamına alınabilecektir.
2- Bu kuruluşların malvarlıklarının dondurulması ve mallarına el konulması, faaliyetlerinin engellenmesi, bu kuruluşlarla ilişki kuran bütün kişilerin/örgütlerin kara listeye alınması yargısal bir süreç gerçekleşmeden tamamen idari bir tasarrufla sağlanacaktır.
3- “Terörizm” üzerinde uzlaşılmış bir tanıma sahip değildir. Türkiye’de mevcut Terörle Mücadele Kanunu(TMK) bile tartışılırken bu kanunun kapsamına tartışmalı TMK kapsamındaki fiiller de dâhil edilmiş, terörizm ile ilgili suçların kapsamı genişletilmiştir.
4- Aynı kanunda kapsamı genişletilen “terörizmin finansmanı suçu”na ceza verilebilmesi için fonun bir suçun işlenmesinde kullanılmış olması bile aranmamaktadır. Bu halde herhangi bir yardım kuruluşuna bağışta bulunan tamamen iyi niyetli kişi veya kuruluş töhmet altında kalabilecektir. Organize olmayan herhangi bir tepki eylemi bile terör kapsamına girebilecektir ki bunun ulusal ölçekli kötü sonuçlarına örnek verilebilecek pek çok dava Türkiye özelinde zaten mevcuttur.
5-Bu kanun ile bağımsızlık hakkı kısıtlanmakta, halkın temsilcileri tarafından halk ve insanlık aleyhine hükümler getirilmektedir. Yine insanlığın ortak kazanımlarından Örgütletme Hürriyeti, Mülkiyet Hakkı, Adil Yargılanma Hakkı ve Etkili Hukuk Yoluna Başvuru Hakkı gibi hak ve hürriyetler hiçe sayılmaktadır. Bu yönleriyle hem Uluslararası Antlaşmalara hem de Anayasaya da aykırılık teşkil etmektedir.
Son 10 yıla bakıldığı zaman, belli Coğrafyalar üzerinde sürdürülen işgaller, işkenceler, sivil katliamları, illegal yerleşimler, abluka ve saldırılar ile terörizmin tanımı ve mücadelesi arasında uluslararası aktörlerce sürdürülen ikiyüzlü bir tavrın varlığı görülmektedir. Dünya üzerinde egemen olan güçler, dünya çapında yaygınlaşan sivil herekteler ve dünya halkları arasındaki dayanışmayı arttıran, zulmü aşikâr eden sivil nitelikli çalışmalardan menfaatlerinin zarar görmesi ihtimali karşısında üye ülkelerce ilgili yaptırımların kanunlaşması için baskı uygulamaktadırlar. Burada “terör” ve “terörizm” tanımlarının bu ikiyüzlü tavır ve tek taraflı tanımla belirlenmiş olması ve tüm dünyayı dizayn etme çabası göz ardı edilmemelidir.
MAZLUMDER öncülüğünde bir çok STK’nın katılımıyla yasa TBMM’de görüşülürken Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne ve TBMM’ye yasanın yürürlüğe girmesi halinde oluşabilecek tehlikeli ve vahim sonuçları göz önüne alarak gerekli hassasiyeti göstermesi ve gerekirse FATF gibi yapılardan Türkiye’nin üyeliğini çekmesi dahil ilkeli adımlar atması hususunda çağrıda bulunmuştuk. (http://www.mazlumder.org/faaliyetler/detay/basin-aciklamalari/1/stklardan-teror-finansmani-yasasina-tepki-kanun-yeni-bir-kusatma-ve-otekilestirme-hareketidir/9702)
Özetle, yukarıda izah edilen sebeplerle içerdiği hükümlerin hukuka ve insan hak ve hürriyetlerine aykırı olması, sonuçları itibariyle de dünyada yeni bir kuşatma ve ötekileştirme anlamına gelen bu yasa için, Anayasa’nın makamınıza verdiği kabul ve tasdik etmeme yetkisini kullanarak veto etmenizi, temsil ettiğimiz kurum ve üyeleri adına arz ve talep ederiz.
Saygılarımla,
Ahmet Faruk ÜNSAL
MAZLUMDER Genel Başkanı