DEMET BİLGE ERGÜN
İSTANBUL - Üç gün önce Kadıköy sahilinde bir kafede oturanlar, zayıf,
yaşlı bir adamın rahatsızlandığını gördü. Çevredekilerin haber
vermesiyle gelen ambulans yaşlı adamı hastaneye götürdü. Ancak
kurtuluşu yoktu. Akciğer kanseriydi ve artık ömrünün son anlarıydı...
Öldü. Cesedi iki gün boyunca morgda bekledi. Geleni gideni yoktu. Böyle
durumlarda hep yapıldığı gibi yaşlı adamın cenazesi 'Kimsesizler
Mezarlığı'na gömüldü.
Cenaze töreninde sadece avukatı Cesim Parlak, Mezarlıklar Müdürlüğü'nce
görevlendirilen bir imam ve diğer işçiler vardı. Avukatı cenazede saf
tutmuştu çünkü 63 yaşındaki Fuat Necdet Özerdil, yanılan adaletin
kurbanıydı. Yıllar önceki mutlu yaşamı 'yanlış bir mahkeme kararı'
nedeniyle kararmış, evini, ailesini kaybetmişti... Özerdil, sonu ölümle
biten bir 'pardon' hikâyesinin kahramanıydı.
Özerdil'in Kimsesizler Mezarlığı'nda biten hikâyesi 1946 yılında
İstanbul Kadıköy'de başladı. Ticarete atıldı. Emlak piyasasında tanınan
ve saygı duyulan bir isim oldu. Önemli inşaatların müteahhitliğini
yürütüyordu. İlk evliliğini bir Demokrat Parti dönemi bakanının kızıyla
yaptı. Düğün fotoğraflarında Celal Bayar'ın da olması güzel bir anıydı.
Yıllar sonra ikinci evliliğini yaptı, bir kızı oldu.
1997 yılı, kapıyı açtı ve...
Hayatı güzel gidiyordu. Ta ki 1997 yılı Mart ayında gece vakti evinin
kapısı çalınana kadar. Kapıyı açtığında, işlerinde ofisboy olarak
çalışan genç bir çocuğu kanlar içinde gördü. Neler olduğunu anlamaya
çalışırken, bir yandan da genç adamı hastaneye yetiştirmeye
çalışıyordu. Hastaneye gittiklerinde durum polise bildirildi. Sonradan
ortaya çıktı ki, yanında çalışan elemanı bir kavgaya karışmış ve Mansur
Ekşi isimli bir kişinin ölümüne neden olmuştu. Polisler Özerdil'i de
gözaltına aldı. Cinayete yardım etmekle suçlanıyordu. Dört gün süren
sorgusunda suçlamayı kabul etmedi.
Ancak çıkarıldığı mahkemede 'tutuklandı.' Yaşadıklarına inanamıyordu.
Kendisini görmeye gelen ailesine yakınlarına bir yanlış anlaşılma
olduğunu ve gerçeğin ortaya çıkacağını söylüyordu.
Aradan zaman geçiyor ancak Özerdil, umutla beklediği özgürlüğüne
kavuşamıyordu. Savunmasını üstlenen avukatları suçunu itiraf etmesi
halinde cezasının düşeceğini söylediği halde, bunu kabul etmiyordu. Bir
gün aklanacağından emindi. Cezaevinde geçen süre yaşamını altüst
ediyordu. Kızı iyi bir üniversiteyi kazanmıştı. Durumunun kızının
itibarını sarstığını düşünüyordu. Ailesinin kendisinden uzak
kalmasının, onlar için daha iyi olacağına inanmıştı. Böylece ilişkileri
soğumaya başladı. Geleni gideni azalıyordu. Dışarıdan gelen haberlerse
kötüydü. Ortakları gayrımenkullerini satıyor, malvarlığı eridikçe
eriyordu.
2000 yılında karar duruşması yapıldı. 16 yıl sekiz ay hapis cezasına
çarptırıldı. Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından 'suçu işlediği sabit
görülmediğini, beraat kararı verilmesi gerektiğini belirterek kararı
bozdu. Bu arada dört yıl süren tutukluluğun ardından Özerdil serbest
bırakıldı. Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 13 Haziran 2007 günü görülen
duruşmada Özerdil'in beraatına karar verdi.
Adalet 'pardon' demişti ancak kaybettiklerini geri getirmesi
imkânsızdı. Avukat Cesim Parlak'ın yanına gittiğinde, tazminat davası
açmaya karar verdiler. 'Haksız tutuklama' nedeniyle 1 milyon lira
tazminat istemiyle 2007'de dava açıldı. Umudunu bu davaya bağlamıştı
ancak bu kez adalet geciktikçe gecikiyordu. Kendine güveni kaybolmuştu,
korkuyordu da. Yeniden cezaevine girebileceğinden korkuyordu. Yakın
çevresine "Ticaret yapacak melekelerimi yitirdim" diyordu. Kalacak yeri
yoktu. Kadıköy'deki Balon Kafe'nin sahipleri orada kalmasına izin
vermişti. Hikâyesini anlattığı kişiler, "Keşke çocuğu hastaneye
götürmeseydin" dediğinde, "Ya kapıyı yüzüne kapatacaktım ya da
yaralıydı hastaneye götürecektim. İkincisi seçtim. Yine yapardım"
diyordu.
Geçen cuma akşamı Balon Kafe'de otururken fenalaştı. Vücuduna yayılan
kanser zaten uzun zamandır rahat vermiyordu. Haydarpaşa Numune Eğitim
ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Ancak tüm müdahalelere karşın
kurtarılamadı. Cenazesi hastane morgunda iki gün bekledi. Ne gelen
vardı ne giden. 'Kimsesizler Mezarlığı'na defnedilmesine karar verildi.
Törende tazminat davasını sürdüren avukatı Cesim Parlak, Mezarlıklar
Müdürlüğü'nce görevlendirilen bir imam, kafenin bazı çalışanları ve
işçiler vardı... Geriye kalansa 'hazin hikâyesi' oldu.
FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı
Basın AçıklamalarıTarih
2009-01-29