5 Kasım 2008 İnsan Hakları İhlalleri Haberleri

TÜRKİYE HABERLERİ

5 Kasım 2008, Gündem

Kocaeli'de ülkücü saldırı: 1 yaralı

Kocaeli'ndeki İzmit Meslek Yüksek Okulu Yerel Yönetimler 1. sınıfında okuyan Derveş Taniş isimli öğrenci 25 kişilik ülkücü grup tarafından akşam saatlerinde darp edildi. Ülkücü grubun Kürtlere küfür ve hakaret etmesiyle çıkan tartışma kısa sürede kavga sonucu, Taniş'in dövüldüğü bildirildi.

5 Kasım 2008,

Antep'te Dengê Welat çalışanı gözaltına alındı

Dengê Welat gazetesi Antep çalışanı Mevlüde Geçgel, Şahinbey İlçesi'nde gazete dağıtımı yaparken, gözaltına alındı. İl Emniyet Müdürlüğü'ne götürülen Geçgel'in gözaltı gerekçesi öğrenilemedi.

5 Kasım 2008, Gündem

Adana-Malatya demiryolunda patlama

Osmaniye'nin Düziçi ilçesinde Adana-Malatya demir yolu hattına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu bir yük treninin vagonunda hasar meydana geldi.

Alınan bilgiye göre, Düziçi ilçesinin Taşoluk-Yarbaşı istasyonları arasında, raylara yerleştirildiği belirtilen bomba yük treninin geçişi sırasında patladı.

Patlamanın etkisiyle yük treninin vagonlarının birinde hasar meydana gelirken, rayların yaklaşık 4 metrelik bölümü tahrip oldu. Patlama nedeniyle tren seferlerine kapanan Adana-Malatya demir yolu hattının açılması için çalışmalara başlandı. Olayda ölen ve yaralanan olmadığı belirtildi.

5 Kasım 2008, Gündem

Dengê Welat gazetesi çalışanı gözaltına alındı

Dengê Welat gazetesi Ağrı çalışanı Nuri Yeşil ve Mecit Akkuş adlı vatandaş, polisler tarafından gözaltına alındı. Yol ortasında gözaltına alınan ve İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne götürülen Yeşil ile Akkuş'un gözaltı gerekçesi öğrenilemedi.

5 Kasım 2008, Gündem

Dersim Belediye Başkanı'na 'Sayın Öcalan' soruşturması

Dersim Belediye Başkanı Songül Erol Abdil hakkında, Munzur Kültür ve Sanat Festivali'nde yaptığı bir konuşmada, 'Sayın Öcalan' dediği için soruşturma başlatıldı.

Dersim'de 31 Temmuz-3 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilen Munzur Festivali sonrası polisin yaptığı suç duyurusu üzerine, Dersim Cumhuriyet Başsavcılığı, Belediye Başkanı Abdil hakkında 'suç ve suçluyu övme' iddiasıyla soruşturma başlattı.

Soruşturma kapsamında dava açılması durumunda Abdil hakkında 2 yıla kadar hapis cezası istenebilecek.

5 Kasım 2008, Gündem

Bursa Sarya Kültür ve Sanat Derneği'ne polis baskını

Sarya Kültür ve Sanat Derneği'ne dün baskın düzenleyen polisin dernek binasında bulunanlara fiziki baskı uyguladığı bildirildi.

Edinilen bilgiye göre, polis Bursa Sarya Kültür ve Sanat Derneği'ne dün saat 17:00 sıralarında baskın düzenledi. Sivil polislerin dernekte bulunan üyeleri kimlik kontrolünden geçirerek yer yer fiziki ve psikolojik baskı uyguladığı iddia edilirken, çeşitli yayınlara ise el koyduğu belirtildi. Baskının ardından Dernek Başkanı Deniz Çağlar'ın gözaltına alınarak Bursa Emniyet Müdürlüğü'nde götürüldüğü ve ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldığı öğrenildi. BURSA

5 Kasım 2008, Gündem

Haftalık yayın yapan Politika Gazetesi'ne kapatma kararı

Haftalık yayın yapan Politika gazetesine, 2. sayısının ardından İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bir ay kapatma cezası verildi.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi haftalık yayına başlayan Politika gazetesinin 2. sayısında 'Yasadışı örgüt propagandası yaptığı', 'Yasadışı örgütün açıklamalarını yayınladığı' ve 'Suç ve suçluyu övdüğü' gerekçesiyle 2. sayısının toplatılmasına karar verdi. Mahkeme ayrıca gazetenin yayınının da bir ay süreyle durdurulmasına karar verdi. 27 Ekim günü yayın hayatına başlayan Politika gazetesinin sadece 2 sayısı çıkmıştı.

5 Kasım 2008, Gündem

Batman Göç Der'e polis baskını

Batman Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Terörle Mücadele Şubesi polisleri Batman Göç Der'e baskın düzenledi. Baskın sırasında dernekte kimsenin bulunmadığı öğrenildi. Baskın sırasında dernekte yapılan aramada bilgisayar ve belgelere el konulduğu bildirildi. Arama sona erdi.

5 Kasım 2008, Gündem

Hastaneye sevk edilen tutuklulara saldırı

Kırıklar 1 No'lu F Tipi Cezaevi'nden muayene olmak için hastaneye sevk edilmek isteyen iki tutuklu jandarmanın saldırısına maruz kaldı.

Tutuklu yakınlarından alınan bilgiye göre, cezaevinden hastaneye sevk edilen Fehmi Çapan ile Ileri Kızılaltın, cezaevinin dış güvenlik bölümünde jandarmanın saldırısına maruz kaldı. Saldırı sonunca, Çapan'ın vücudunun çeşitli yerlerinde morluklar oluştuğu ve başına da dikiş atıldığı bildirilirken, Kızılaltın'ın da çeşitli yerlerinden hafif yaralandığı kaydedildi. Tutuklu yakınları, cezaevindeki yakınlarının hayatlarından endişe ettiklerini belirterek, benzeri uygulamalara son verilmesini istedi.

5 Kasım 2008, Gündem

Batman YDM'ye yapılan baskında 8 kişi gözaltına alındı

Batman Yoksullarla Dayanışma ve Mücadele Derneği'ne (YMD) yapılan polis baskının ardından aralarında dernek yöneticilerinin de bulunduğu 8 kişi gözaltına alındı.

Batman Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Terörle Mücadele Şubesi polislerince Batman YDM'ye yapılan baskın sona erdi. Baskın sırasında yapılan aramada derneğe ait 3 adet bilgisayar kasası, Dengê Welat gazetesi ve Yurtsever Gençlik dergisine el konuldu. Baskın sonrasında dernek yöneticileri İzzettin Onar, Arif Altan ve Mahmut Akıl'ın yanı sıra, Batman Yerel Gündem 21 Sekreteri Faruk Akyüz, Belediye Meclis Üyesi Talat Tuncer, DTP Üyesi Kerem Çiftçi ile dernekte bulunan Mehmet Şakar ve Bedriye Işık gözaltına alındı.

5 Kasım 2008, Gündem

Dengê Welat gazetesi çalışanı gözaltına alındı

Urfa'nın Birecik ilçesinde Dengê Welat gazetesinde çalışan Fadıl Özlen, Halfeti'nin Yenigöklü (Gogan) beldesinde gazete dağıtımı yaparken Yenigöklü Jandarma ekipleri tarafından gözaltına alındı. Dağıtım kimliğinin tarihi geçtiği gerekçesiyle gözaltına alınan Özlen, Yenigöklü Jandarma Karakolu'na götürüldü.

5 Kasım 2008, Gündem

'Sayın Öcalan'a 30 bin YTL para cezası

Urfa Halfeti Sulh Ceza Mahkemesi 'Sayın Öcalan' diyen 20 kişiye toplam 30 bin YTL para cezası verdi.

Halfeti'de 'Eğer Sayın Öcalan olarak hitap etmek suç ise ben de Sayın Öcalan diyorum ve bu suçu işleyip kendimi ihbar ediyorum' kampanyası çerçevesinde Halfeti Savcılığı'na dilekçe veren 20 kişiye para cezası verildi. Halfeti Sulh Ceza Mahkemesi tarafından verilen kararda, Anayasa'nın 5271 sayılı CMK'nin 223/5 maddesi uyarınca 'Suç ve suçluyu övmek' gerekçe gösterilerek verilen kararda 20 kişiye bin 500'er YTL para cezası verildi. Para cezalarının ödenmemesi halinde verilen para cezasının hapis cezasına çevrileceği belirtildi. Ayrıca para cezası verilen 20 kişinin Halfeti Yukarıgöklü Beldesi'nde bulunan evlerinin jandarma tarafından kameraya alındığı ve fotoğraflarının çekildiği öğrenildi.

5 Kasım 2008, Milliyet

Diyarbakır mitingine soruşturma

DİYARBAKIR'da, 31 Ağustos'ta düzenlenen, 'Kürt sorununa demokratik çözüm' başlıklı miting nedeniyle soruşturma başlatan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir'in de bulunduğu 15 kişiyi ifade vermeye çağırdı.

Diyarbakır İstasyon Meydanı'nda 31 Ağustos 2008 tarihinde Türkiye Barış Meclisi tarafından, 'Türkiye barışı için buluşuyor, Kürt sorununa demokratik çözüm' adı altında düzenlenen mitinge Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma açtı. Başsavcılık, tertip komitesinde yer alan ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir'in de aralarında bulunduğu 15 kişiyi ifade vermeye çağırdı.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Baydemir'in dışında sunucu Murat Batgi, İHD Diyarbakır Şube Başkanı Muharrem Erbey, Diyarbakır Tabipler Odası Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı, Dicle Üniversitesi Öğretim görevlileri Doç. Dr. Ahmet İnan, İrfan Açıkgöz, Diyarbakır Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü Ali Öncü, Bağlar Belediyesi Zabıta Amiri Sehid Narin, Şair Hicri İzgören, Eğitim-Sen Diyarbakır Şube Başkanı Abdullah Karahan, GÜNSİAD Başkanı Şahismail Bedirhanoğlu, DTP Diyarbakır İl Başkanı Nejdet Atalay, avukat Meral Danış Beştaş, Ahmet Yıldırım ve DP İl Başkanı Galip Ensarioğlu'nun da ifadelerinin alınmasını kararlaştırdı.

5 Kasım 2008, Milliyet (haberin devamı)

4 yaşındaki Rojhat'ın katil zanlısı 16 yaşındaki kız çıktı

KARS'ın Digor İlçesi'ne bağlı Dağpınar Beldesi'nde 27 Ağustos 2008 günü evinin önünde oynarken kaybolan ve 66 gün sonra cesedi bir çuval içinde bulunan 4 yaşındaki Rojhat Erkmen'in katil zanlısı olarak akrabası 16 yaşındaki Y.E. tutuklandı. İlköğretim Okulu mezunu kız, akrabası olan Rojhat'ı, onun anne- babasının kendisini dövmesi üzerine intikam için öldürdüğünü söyledi. Olayla ilgili davada gizilik kararı alındı.

Dağpınar Beldesi'nde oturan 2 çocuklu inşaat işçisi Asım ve ev kadını Meryem Erkmen çiftinin büyük çocukları olan Rojhat, Cumhuriyet Mahallesi'ndeki evlerinin önünde oynarken esrarengiz biçimde ortadan kayboldu. Başvuru üzerine güvenlik kuvvetleriyle birlikte Rojhat'ı ailesi de her yerde aradı. Çocuklarını bir türlü bulamayan aile İstanbul'a giderek, TV kanallarında seslerini duyurmaya çalıştı. Kaçırılma olayının üzerinden geçen 66 gün sonra 31 Ekim günü, vatandaşlar Şatıroğlu Köyü yolu kenarında çuval içinde bir çocuk cesedi buldu. İhbar üzerine olay yerine gelen jandarma, Erkmen Ailesi'ne haber verdi ve teşhisini yaptırdı. Rojhat Erkmen'in bir çuval içindeki cesedinin yabani hayvanlar ve köpekler tarafından parçalanan cesedini gören yakınları ve dedesi Rıdvan Erkmen sinir krizi geçirdi. Trabzon Adli Tıp Kurumu'nun otopsi yapmasından sonra Dağpınar'a getirilen Rojhat Erkmen'in cenazesi, gözyaşları arasında toprağa verildi.

Yapılan bir ihbar üzerine Rojhat Erkmen'i öldürdüğü iddiasıyla Dağpınar Beldesi'ndeki Çağdaş Yaşam İsmet Güresen İlköğretim Okulu'nda hizmetli olarak çalışan A.E. ile kızı Y.E., jandarma tarafından gözaltına alındı. Yakınları, Y.E.'nin 20 Ekim 2006 günü Dağpınar Yatılı İlköğretim Bölge Okulu'nda okuduğu sırada dördüncü kattan düşerek akli dengesini yitirdiğini ileri sürdü. Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi'ne gönderilen Y.E.'ye 'sağlam' raporu verilince, ifadesine başvuruldu. Y.E., akrabası olan Rojhat'ı, onun anne- babasının kendisini dövmesi üzerine intikam için öldürdüğünü söyledi. Y.E.'ye, beldede yer gösterme ve tatbikat yaptırıldı. Y.E., çıkarıldığı nöbetçi mahkeme tarafından tutuklanarak Kars Kapalı Cezaevi'ne konuldu. Baba A.E. ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Soruşturmanın sağlıklı yürütülebilmesi için Digor Cumhuriyet Başsavcılığı, davayla ilgili gizlilik kararı aldırdı.

5 Kasım 2008, Milliyet

Fünye ile patlatılacak şüpheli çantadan bebek çıktı

GİRESUN'da, bir dolmuş durağına bırakılan şüpheli çanta polisi alarma geçirdi. Çantayı patlatmak için fünye takmak üzere yaklaşan bomba imha uzmanı ağlama sesi duydu. Çantanın içinden 5 günlük olduğu tahmin edilen erkek bebek çıktı.

Bugün öğle saatlerinde Gedikkaya Mahallesi dolmuş durağında bulunan çöp kutusunun yanında bir çanta gören vatandaşlar, bomba olabileceği endişesiyle polise haber verdi. Olay yerine gelen ekipler çevrede önlem aldı. Bomba imha uzmanı, fünye takmak için çantaya yaklaşınca bebek sesi duydu. Çantanın içerisinden çıkarılan bebek Giresun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'ne kaldırıldı..

Giresun Emniyet Müdürlüğü, 5 günlük olduğu tahmin edilen erkek bebeğin anne ve babasının bulunması için soruşturma başlattı.

5 Kasım 2008, Zaman

Edirne'de 24 sığınmacı göçmen yakalandı

Edirne'nin Enez ilçesinde yasa dışı yollardan Yunanistan'a geçmeye çalışan Burma uyruklu 24 sığınmacı yakalandı.

Yeni Mahalle 1. derece askeri yasak bölgede hudut görevlileri tarafından yakalanan sahışlar hakkında soruşturma başlatıldığı bildirildi.

Yabancı uyruklu şahısların sınır dışı edilmek üzere emniyet yetkililerine teslim edilecekleri kaydedildi. (CİHAN)

5 Kasım 2008, Evrensel

Polis artık çocukların gözü önünde işkence yapıyor

9 polisin saldırısına uğrayan Yahya Satılmış, çocuklarının önünde nefes alamayacak duruma gelene kadar dövüldü ve o halde tutuklandı

Şiddeti artık çocukların gözü önünde uygulayan polis, görev ve yetkilerini düzenleyen Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu'nda yapılan değişiklikten itibaren skandallarıyla gündemden düşmüyor.

Sultançiftliği'nde özel araçla rutin kontrole takılan Yahya Satılmış, çocuklarının gözü önünde nefes alamayacak duruma gelene kadar dövüldü. Kaburgaları kırılan ve nefes alamadığı için hortum takılan Satılmış, "polise mukavemet" gerekçesiyle tutuklanarak Metris Cezaevi'ne gönderildi. Tıpkı, Sarıyer'de gözaltına alındıktan sonra sürekli dövülen ve aynı gerekçeyle tutuklanarak Metris'e gönderilen, burada ise dövüle dövüle yaşamını yitiren Engin Ceber gibi. Babalarını döven polislere "Ne olur babamı dövmeyin" diye yalvaran çocuklar ise, olayın şokunda. 7 yaşındaki Batuhan ve 9 yaşındaki Özge günlerdir okula gidemiyor, konuşamıyor.

'Top oynar gibi oynadılar'

Yahya Satılmış'ın eşi Mükerrem Satılmış, 31 Ekim cuma akşamı özel araçla Sultançiftliği'nde oturan ailesinin evine giderken rutin polis çevirmesine takıldıklarını söyledi. Ekip otosunun anonsuyla durduklarını dile getiren Satılmış, babasıyla eşinin araçtan inip kimliklerini polislere verdiklerini aktardı ve olayı şöyle anlattı: "Polis memuru benim kimliğime bakarken 'bu senin karın mı lan' diye hitap edince eşim sinirlendi. Ona karşılık vermiş. Eşim arabayı ileri almak için çocuklarla beraber 100 metre ileri gittiğinde ekip, yardım çağırmış. 2 tane daha ekip otosu gelmiş. Biz eve gittik. Çocuklarımla beraberken eşimi yakalayıp 2 çocuğumun gözü önünde büyük abdestini yapana kadar dövüyorlar, linç ediyorlar, top oynar gibi oynuyorlar eşimle oynuyorlar."

Nefes alması için delik açtılar

Çocuklarını eve getiren polis aracından eşinin karakolda olduğunu öğrenen Satılmış, çocuklarının eve ağlayarak geldiğini dile getirdi. Eşini döven 9 polisten 2'sinin Esenyurt Emniyeti'ne bağlı olduğunu öğrendiğini belirten Satılmış, eşinin götürüldüğü Sultançiftliği Karakolu'nda da dövülmeye devam edildiğini söyledi. "Yerde elleri kelepçeli, göğsünü tutar vaziyette ağlıyordu eşim, 'ölüyorum' diye" diyen Satılmış, polislerin ise eşine 'numara yapma lan' diye bağırdığını iddia etti. Eşinin Haseki Hastanesi'ne götürüldüğünü, oradan da Yedikule Göğüs Hastanesi'ne sevk edildiğini söyleyen Satılmış, "Eşimin karnından delik delmişler nefes alması için. Kaburga kemikleri kırık. Çok zor durumda sağlık açısından. Tutuklayıp Metris Cezaevi'ne götürdüler" diye konuştu. Motor tamirciliği yapan eşinin sağlığının çok kötü olduğuna dikkat çeken Satılmış, Niye böyle yaptılar bilmiyorum. 9 tane polis eşimi linç etti çocuklarımın gözü önünde. Bizim başımıza gelen başkalarının başına gelmesin. Bu vaziyete biri dur desin" dedi.

Çocuklar perişandı

Çocukların teyzesi Gülbahar Gürbaz, yeğenleri eve geldiğinde perişan olduklarını vurguladı.

Gürbaz, "Çığlık çığlığa ağladılar. Yalvarmışlar yakarmışlar, 'babama vurmayın, babamı bırakın, babamın hiçbir suçu yok' diye. Suçsuz bir insana çocukların gözü önünde bu kadar eziyet edilmez. Çocukların psikolojisi çökmüş, okula gidemiyorlar" diyerek çocukların durumunu anlattı. Eniştesini birkaç gün önce hastanede gören Gürbaz, gördüklerini unutamadığını ve eniştesinin nefes alamadığını dile getirdi. Yapılanların polislerin yanına kalmaması gerektiğini belirten Gürbaz, yapılanların insanlığa sığmadığına işaret etti. "O durumdaki bir insanı nasıl nezarete atarlar? Şu an hastanede tedavi altında olması gerekiyor, o zor durumdaki insanı nasıl cezaevine atarlar?" diyen Gürbaz, eniştesinin o halde cezaevinde yaşamını sürdüremeyeceğine dikkat çekti.

'Unutamıyorum'

Babasını döven polislere durmaları için yalvaran 7 yaşındaki Batuhan, ablasını ittiklerini, kendisinin ise kafasına vurduklarını söyledi. Batuhan, "'Susun lan' dediler bir de ablamla bana. Sonra bizi arabaya bindirdiler. Evi tarif ettirdiler, buraya getirdiler" diyerek yaşadıklarını anlattı. 9 yaşındaki Özge ise konuşmakta güçlük çekiyor. Sık sık ağlayan Özge, yalnızca "Unutamıyorum" diyebildi. İlkokul 1'inci ve 3'üncü sınıf öğrencisi olan çocuklar, olay gününden beri okula gidemiyor. (İstanbul/EVRENSEL)

--------------------------------------------------------------------------------

Ceber'e işkence davasında 6 gardiyan tutuklandı

İstanbul'da polis merkezi ve cezaevinde gördüğü işkence sonucu hayatını kaybeden Engin Ceber'in ölümüyle ilgili açılan soruşturma kapsamında ihmali bulunduğu gerekçesiyle 6 infaz koruma memuru tutuklandı. Engin Ceber'in işkence görmesiyle ile ilgili soruşturmayı yürüten savcının talimatıyla, 6 infaz koruma memuru dün Bakırköy Adliyesi'ne ifade için geldi. Nöbetçi mahkemede ifadeleri alınan Metris Cezaevi'nde görevli infaz koruma müdürü Fuat K, 'görevi ihmalden ölüme sebebiyet verme' suçundan, diğer infaz koruma memurları Selahattin A, Yavuz U, Murat C, Sami E. ve Nihat K, 'ölüme sebebiyet verecek şekilde kasten yaralama' ve 'yaralanmaya sebebiyet verecek şekilde kişiye eziyet etme' suçlarından tutuklanarak Paşakapısı Cezaevi'ne gönderildi.

5 Kasım 2008, Evrensel

9 yaşındaki çocuk örgüt üyesiymiş!

Şırnak'ın Cizre ilçesinde 9 yaşındaki çocukları 'yasadışı örgüt üyeliği'nden tutukladılar

Bölgede çocukların boylarından büyük suçlarla yargılanarak tutuklanması devam ediyor. Cizre'de tutuklanma yaşı 9'a kadar indi.

DİHA'nın haberine göre Abdullah Öcalan'a yönelik kötü muamele iddialarını protesto etmek amacıyla Şırnak'ın Cizre ilçesinde yapılan gösterilere katıldıkları gerekçesiyle 9'u çocuk 11 kişi tutuklandı. Cizre'de daha önce de 5 çocuk tutuklanmıştı. Böylece son olaylarda ilçede tutuklanan çocukların sayısı 14'e yükseldi.

11 kişiden 9'u çocuk

Cizre'de 18-26 Ekim tarihleri arasında yapılmak istenen basın açıklamalarına polisin sert müdahale etmesi sonucunda olaylar çıktı. Cizre Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Terörle Mücadele Şubesi polislerinin yaptığı ev baskınları ardından gösterilere katıldıkları iddiasıyla gözaltına alınan 11 kişi, dün savcılığa çıkarıldı.

Aralarında 9 yaşındaki çocukların da bulunduğu belirtilen 11 kişi, savcılıktaki ifadelerinin ardından tutuklama talebi ile mahkemeye sevk edildi. 18 yaşından küçük olan 9 çocuk ve Osman Acu (18) ile Selim Bağana (19) "yasadışı örgüte üye olmak, yasadışı gösteri yapmak ve yasadışı örgüt propagandası yapmak" gerekçeleriyle tutuklandı. Tutuklanan 11 kişi, Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi'ne gönderildi. Cizre'de tutuklananların sayısı 25'e yükseldi.

Başbakan'ı protesto eden tutuklanıyor

Öte yandan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Hakkari gezisini protesto amacıyla yapılan gösterilerin ardından çıkan olaylarda gözaltına alınan 4 kişi tutuklandı.

Başbakan Erdoğan'ın Hakkari'ye yaptığı geziyi protesto etmek amacıyla yapılan gösterilerin ardından çıkan olaylarda ve ev baskınlarında gözaltına alınan Süleyman Akboğa, İdris Engin, Engin Turan ve İsmail Demir'in emniyetteki ifadeleri tamamlandı. Savcılığa sevk edilen 4 kişi "örgüt propagandası yapmak" iddiasıyla Sulh Ceza Mahkemesi'ne çıkarıldı. Mahkeme, 4 kişinin tutuklanmasına karar verdi. Tutuklananlar Hakkari Kapalı Cezaevi'ne gönderildi. (HABER MERKEZİ)

5 Kasım 2008, Star

Baba Tursun'un 301'den yargılanmasına onay

'Dur' ihtarına uymadığı gerekçesiyle açılan ateşle ölen Baran Tursun'un babası ve 8 kişinin 301. maddeden yargılanmalarına Bakanlık izin verdi.

İZMİR'DE polisin 'dur' ihtarına uymadığı gerekçesiyle açılan uyarı ateşi sonucunda vurularak hayatını kaybeden Baran Tursun'un Babası Mehmet Tursun, annesi Berrin ve kız kardeşi Şelale Tursun ile aralarında İHD İzmir Şubesi üyelerinin de bulunduğu 6 kişi hakkında, TCK'nın 301. maddesinden açılan davada yargılanmalarına Adalet Bakanlığı izin verdi. Karara şaşırdığını belirten Baba Mehmet Tursun star'a çarpıcı açıklamalarda bulundu: '301, Türkiye'nin başına bela, musallat olmuş, ne idüğü belirsiz bir maddedir. AB'den oğlumun öldüğü davaya herhangi bir destek, ilgi, alaka görmemiştik. Ancak 301'den yargılanıyor olmamızdan ötürü yabancı gazeteciler, ayrı ayrı ropörtaj yaptı. Ülkemiz bunlara müstahak mı? Neden Türkiye'de bu maddeden dolayı dış basının ilgisini çekecek pozisyon yaratıyor?' Adalet Bakanlığı'nın verdiği iznin kendileri için mahkumiyet anlamına gelmediğini kaydeden Tursun, 'Yaşadığımız acı nedeniyle söylediğim sözler yüzünden dava açıldı. Suç işlediğimize inanmıyorum. Kendimizi savunacağız' diye konuştu. Aile'nin avukatları, 'Bakanlık izniyle yargılamanın önünde engel kalmadı. Dava yeniden görülmeye başlanacak' dedi. ARDA YAVUZ

301 davasının geçmişi

İLK duruşmada, Tursun'un kardeşi Şelale Tursun, yanındaki yumurtaları, sanık O. Emre Atar'a atmıştı. Baba Mehmet Tursun ise dava görülürken Karşıyaka Adalet Sarayı önünde basına açıklamalar yapmıştı. Cebinden çıkardığı kalemi kıran Tursun, 'Mahkemede figüran olmak istemiyoruz. Adalete güvenmiyoruz' açıklaması yapmıştı. Cumhuriyet Savcısı Erol Bingöl, açıklamaları nedeniyle 9 sanık hakkında TCK'nın 301 ve 277. maddelerinden dava açmış, yargılama yasadaki değişiklik nedeniyle Adalet Bakanlığı'ndan izin çıkıncaya kadar durdurulmuştu.

5 Kasım 2008, Star

Sabire'yi öldürüp çöplüğe attılar

KIRŞEHİR Boztepe yolu üzerindeki şehir çöplüğünde 7 parçaya ayrılmış kız çocuğu cesedi bulundu. Temizlik firmasına ait çöp aracı, Bağbaşı Mahallesi'nden aldığı çöp konteynırını şehir çöplüğüne döktü. Çöp ayıran işçiler, çalışma sırasında, 7 parçaya ayrılmış kız çocuğuna ait cesetle karşılaştı. İşçilerin durumu güvenlik güçlerine bildirmeleri üzerine olay yerine gelen polis, yüzü tanınmayacak hale gelmiş kızın cesedini torbaya koyarak morga kaldırdı. Yapılan araştırmada, cesedin, cumartesi günü kaçırılan ve ilköğretim öğrencisi Sabire Akçakaya'ya ait olduğu belirlendi. Soruşturma çok yönlü olarak devam ederken, kız çocuğunun annesinin, bir yakınının yanına ekmek yapmak için gittiği, evde dayısı ile kardeşinin bulunduğu sırada 'Ben dışarıya çıkıyorum. Bir saat sonra gelirim' diyerek ayrıldığı öğrenildi. Sabire'ye ait cesedin 8 farklı yerden bıçak darbesi aldığı, ağzının pamukla kapalı olduğu belirtildi.

5 Kasım 2008, Star (haberin devamı)

Katil en yakın arkadaşı çıktı

Antalya'da yaklaşık üç ay önce bir apartman girişinde cesedi bulunan genci öldürdüğü iddiasıyla, ölen gencin arkadaşı olan ve cesedin bulunduğu apartmanda oturan bir kişi gözaltına alındı.

Yener Ulusoy Bulvarı'ndaki bir apartmanın girişinde cesedi bulunan Emre İsmail Diribaş'ın (27) cinayet zanlısı olarak, cesedin bulunduğu apartmanda oturan arkadaşı U.M.S. (27) gözaltına alındı.

Zanlının, Asayiş Şube Müdürlüğündeki ifadesinde, Emre İsmail Diribaş'la birlikte alkol aldıklarını ve ''basit nedenler yüzünden'' kavga ettiklerini söylediği öğrenildi. Diribaş'ın daha sonra geç saatlerde evine gelerek kendisinden para istediğini, para vermemesi üzerine çıkan kavgada da arkadaşını bıçakladığı itiraf eden U.M.S, kendisini yaralı olarak evden çıkarken gördüğünü öne sürdü.

Diribaş'ı öldürmek istemediğini, sadece kendisini savunmak için bıçak kullandığını iddia eden zanlının, Emre İsmail Diribaş'la ölümünden yaklaşık 5 ay önce tanıştıklarını söylediği belirtildi.

Almanya doğumlu Emre İsmail Diribaş, 10 Ağustosta Yener Ulusoy Bulvarı'nda bir apartmanın girişinde, başının arkasından ve göğsünden bıçaklanarak öldürülmüş olarak bulunmuştu. Ailesi, Diribaş'ın Almanya'da yaşadığını, ancak askerliğini yapmak amacıyla ölümünden bir süre önce Antalya'ya geldiğini söylemişti.

5 Kasım 2008, Hürriyet

Ankara'da YÖK protestosuna 6 gözaltı

Kızılay'da üç ayrı noktada Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve hükümeti protesto eden 6 kişi gözaltına alındı.

Kızılay kavşağı ile Demirtepe Köprüsü'nde pankart açmak isteyen 4 kişi ile aynı amaçla Kızılay Meydanı'nda bulunan kan merkezi otobüsünün üzerine çıkmaya çalışan 2 kişi, Çevik Kuvvet ekiplerince gözaltına alındı.

Araçlara bindirilirken hükümet ve YÖK aleyhinde slogan atan 6 kişinin, ifadeleri alınmak üzere Emniyet Müdürlüğüne götürüldüğü öğrenildi.

5 Kasım 2008, Hürriyet

Kamyon TIR'a çarptı, sığınmacılar yakalandı

TEM Otoyolu'nun Sapanca geçişinde önünde giden TIR'a çarpan kamyon devrildi. Kamyonun kasasında gizlendikleri ortaya çıkan Pakistanlı ve Afganistanlı sığınmacılar, kaçmaya çalışırken yakalandı. 12 sığınmacı ise aranıyor.

TEM'in Sapanca Güldibi Mahallesi geçişindeki kaza, bu sabah saat 09.30 sıralarında meydana geldi. Van'dan İstanbul yönüne gelen ve sürücüsünün kimliği henüz belirlenemeyen 21 FG 105 plakalı kamyon, iddiaya göre, sürücünün direksiyon başında uyuklaması sonucu önde giden TIR'a arkadan çarptı. Kazada yan yatan kamyonun brandayla örtülü kasasında saklanan ve hafif yaralanan Afganistan ve Pakistan uyruklu sığınmacılar, dağılarak kaçmaya çalıştı.

Olay yerine gelen polis ve jandarma ekipleri, sığınmacıların bir bölümünün karayoluna çok yakın olan Güldibi Mahallesi'ne doğru kaçtıklarını belirledi. Çevrede yapılan araştırmada, 50 sığınmacı yakalandı.

Jandarma, Sapanca Emniyet Müdürlüğü ve Halk Eğitim Merkezi'ne götürülen sığınmacıların iki gündür yemek yemedikleri ve aç oldukları belirlendi. Sapanca Kaymakamı Osman Sarı'nın da yakından ilgilendiği sığınmacılara yemek verildi.

Kamyonda 62 kaçağın bulunduğunu belirleyen polis ve jandarma ekipleri, 50'sinin yakalandığını, kaçan 12 kişinin ise arandığını belirtti.

Sığınmacılar, İran üzerinden yasa dışı yollarla Van'a geldiklerini, buradan Avrupa ülkelerine gitmek üzere adını bilmedikleri kişilerle para karşılığında anlaştıklarını söyledi.

5 Kasım 2008, Yeni Şafak

Lojistik firmasına saldırı: 3 ölü

Bir lojistik firmasının sahibi Orkun Numan ile Turgay Tarım (34) ve Metin Torman (38) iş yerinde kimliği henüz belirlenemeyen kişilerin silahlı saldırısına uğradı. Saldırıda, Orkun Numan iş yerindeki yazıhanede hayatını kaybetti. Yaralanan Tarım ve Torman da hastaneye kaldırılırken yolda öldü. Polis, firmada sekreterlik yapan kişiyi bilgisine başvurmak üzere Gebze İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne götürdü.

5 Kasım 2008, Haber 7

Çukurca'da AKP ilçe binasında patlama

Hakkari'nin Çukurca ilçesindeki AK Parti İlçe Teşkilatı binasında büyük bir patlama meydana geldi.

Edinilen bilgiye göre, Cumhuriyet Caddesi üzerindeki bir binanın 2. katında bulunan AK Parti ilçe binasında, saat 19.30 sıralarında büyük bir patlama meydana geldi.

Patlama sonucu binada büyük çapta maddi hasar oluşurken, olayda ölen ve yaralanan olup olmadığı konusunda açıklama yapılmadı.

Polis ekipleri olay yerinde incelemelerini sürdürürken, AK Parti İlçe Teşkilatı'nın alt katında bir tüp bayisinin bulunduğu bildirildi.

DÜNYA HABERLERİ

5 Kasım 2008, Star

Irak'ta bombalı saldırı: 4 ölü

Irak'ın başkenti Bağdat'ta havaalanı yolu üzerindeki bir kontrol noktası yakınlarında bombalı araçla düzenlenen saldırıda 4 kişinin öldüğü bildirildi.

Yetkililer, ölenlerden 2'sinin polis olduğunu, yaralanan 9 kişi arasında da 3 polisin bulunduğunu belirtti.

5 Kasım 2008, Star

Afganistan'da bir İngiliz askeri öldürüldü

İngiltere Savunma Bakanlığı, dün Afganistan'ın Helmand vilayetinde bir İngiliz askerinin öldüğünü açıkladı.

Bakanlık açıklamasında, İngiliz askerinin İSAF'a bağlı olarak görev yaptığı ve Afgan silahlı kuvvetleri ile İSAF'ın ortaklaşa düzenlediği bir operasyon sırasında öldüğü belirtildi.

Açıklamada, düşman ateşinde yaralanan askere olay yerinde tıbbi müdahalede bulunulduğu, ancak askerin kurtarılamadığı da ifade edildi.

Bu askerin ölümüyle, 2001'den beri Afganistan'da görev yaparken ölen İngiliz askerlerinin sayısı 122'ye yükseldi. Afganistan'da 7800 civarında İngiliz askeri bulunuyor.

5 Kasım 2008, Star

Afganistan'da yine sivil katliamı

Afganistan'ın güneyinde, bir düğün sırasında düzenlenen hava saldırılarında onlarca sivilin öldüğü ya da yaralandığı belirtildi.

Kandahar'da yaralıların kaldırıldığı hastanede konuşan görgü tanıkları, ölenler ve yaralananlar arasında onlarca kadın ve çocuğun bulunduğunu ifade etti.

Amerikan ordusu, olayla ilgili bilgisi bulunmadığını bildirdi. Devlet Başkanı Hamid Karzai de ABD'de başkanlık seçimini kazanan Barak Obama'yı kutlamak için düzenlediği basın toplantısında, Kandahar vilayetine bağlı Şah Vali Kot bölgesinde düzenlenen hava saldırılarında sivil ölü ya da yaralıların olduğunu belirtti, ancak sayı vermedi.

MAZLUMDER HABERLERİ

5 Kasım 2008, Gündem

MAZLUMDER: Tüm kesimleri kapsayan bir Anayasa hazırlansın

MAZLUMDER Urfa Şubesi, 7 Kasım 1980'de darbe rejimi tarafından hazırlanan 12 Eylül 1980 Anayasası olarak tanımlanan 1982 Anayasası'na ilişkin şube binasında basın toplantısı düzenledi. MAZLUMDER Şube Başkanı Mustafa Arısüt, düşüncelerin açıklanmasına, tartışılmasına, irdelenmesine müsaade etmeyen ve tek bir ideolojiyi mutlak doğru olarak yansıtan yönetim şekline 'demokrasi' diyen tek ülkenin Türkiye olduğuna dikkat çekti. Anayasa'nın milyonlarca insanı mağdur ettiğini ifade eden Arısüt, 12 Eylül Anayasası'nın çağdışı olduğunu vurguladı. 1995'ten bu yana uyum sağlamaya yönelik yapılan değişikliklerin ise sistemin mantığını değiştirmediğine dikkat çeken Arısüt, 'Bu Anayasa'nın değişme zamanı gelmiştir. Ama bu kez askerler değil biz siviller yeni Anayasayı oluşturacağız. Bir daha kimsenin darbe, postmodern darbe, e-darbe, y-darbeyi aklından geçirmemesi için. Partilerin devlet memurları tarafından kapatılmaması için. İnsanların etnik kökenlerinden, inançlarından, yaşam biçimlerinden, dolayı itilip kakılmaması için. Üniversitelerde, okullarda hamaset değil bilim yapılması için. Uğruna seve seve can verdiğimiz değil, hayatımızı daha iyi hale getirmek için uğraşan bir devlet için' diye konuştu. Askeri darbe ile değil, halkın iradesi ile başlayan geniş katılımlı ve her vatandaşın kendisini asli unsur olarak görebileceği bir Anayasa'nın oluşturulması gerektiğini belirten Arısüt, kapsayıcı bir Anayasa'nın acilen ihtiyaç olduğunu söyledi. Arısüt, 7 Kasım'da Karakoyunlu İş Merkezi önünde yapılacak açıklamaya duyarlı herkesin katılmaya davet etti.

5 Kasım 2008, Taraf

Başbakan 'tek millet' derken ne kastediyor

EMRULLAH BEYTAR* / Vicdanını başbakana teslim etmemiş AKP'nin Kürt kökenli milletvekillerine soralım; acaba onlar sihirli "tek millet" kavramından ne anlamaktadırlar? Ne dediğini veya ne anlama geldiğini merak etmeyen vatandaşımızın veya milletvekillerinin durumu Siirt sokaklarında def çalarak Kürtçe beyit söyleyen dervişlerin ne dediğine bakmadan onlara para veren vatandaşlarımızı andırmaktadır.

Başbakanın Kürt sorununu çözümünü temel insan hak ve özgürlükleri zemininden "tek millet, tek bayrak, tek devlet" zeminine kaydırması manidardır. Başbakan söz konusu sihirli formülünü özellikle Doğu ve Güneydoğu ziyaretlerinde vurgulu bir şekilde dile getirmektedir. Sayın başbakanın sesi gür çıktığından, onu dinlemeye gelen Kürt kökenli vatandaşlarımızın arasında gür çıkan sesinin ve kelimeler arasındaki uyumun cazibesine kapılarak çözüm için ürettiği sihirli formülü alkışlayanlar da yok değildir.

Peki, bu söylemi alkışlayan Kürt kökenli vatandaşımız acaba "tek millet"ten ne kastettiğini/ne demek istediğini merak etmiyor mu? Bu soruyu, isterseniz, vicdanını başbakana teslim etmemiş AKP'nin Kürt kökenli milletvekillerine soralım. Acaba onlar sihirli "tek millet" kavramından ne anlamaktadırlar? Ne dediğini veya ne anlama geldiğini merak etmeyen vatandaşımızın veya milletvekillerinin durumu Siirt sokaklarında def çalarak Kürtçe beyit (din büyüklerini dile getiren methiyeler) söyleyen dervişlerin ne dediğine bakmadan onlara para veren vatandaşlarımızı andırmaktadır.

BAŞBAKANIN MİLLET KAVRAMI

Siirt sokaklarını dolaşırken Kürtçe beyit söyleyen iki kişiye rast gelen müdekkik bir arkadaşın bunların çaldıkları defin sesine kapılmayarak ne söylediklerini merak edip sözleri anlamaya çalışmış ve ne dediklerini zor da olsa sonunda anlamıştır. Defin ritmine kapılarak söylenen sözlerin ne olduğunu fazla uzatmadan söyleyeyim. Bu dervişler def eşliğinde "serok derket ji Rihaye / Başkan Urfa'dan çıktı" sözleriyle başlayan beyitleri söylüyorlarmış. Sayın başbakanın kafiyeli ve birbiriyle uyumlu olan sihirli formülasyonun içindeki "tek devlet, tek vatan" kavramından ne anlaşılması gerektiğini ortalama her Kürt vatandaşımızın anlayabildiği kanaatindeyim. (En azından ben bu iki kavramdan Kürtlerin ayrı bir bayrak ve devletlerinin olmayacağını sonucuna varıyorum. Zaten Kürtler bu en doğal haklarından kurtuluş savaşı sırasında din ve kardeşlik adına feragat etmişti. Bugün de bu meşru talebin sahiplerini Kürtlerin çok az bir kesimi oluşturmaktadır.) Ama başbakanın sihirli formülünün içindeki "tek millet" kavramından ne anlaşılmaktadır. Başbakanın kulağa hoş gelen bu nakaratı hangi niyetle ve amaçla kullandığını tespit edememiş benim gibi on binlerce Kürt ve Türk kökenli vatandaş olduğu kanaatindeyim. Belki de başbakan bunu bilinçli bir şekilde kullanmamaktadır. Başbakanın kullandığı tek millet kavramı gerçekten sorunu çözmeye yetecek midir? Bu soruya vereceğimiz cevap bu ifadenin hangi anlamda kullanıldığına göre farklılık göstermektedir.

ETNİSİTE Mİ, DİN BİRLİĞİ Mİ KASTEDİLİYOR

Millet kavramını iki anlamda kullanmak mümkündür. Bugün kullanıldığında ilk akla gelen anlamı bir etnisiteye aidiyeti çağrıştırmaktadır. İkinci anlamı ise Kur'an'ı Kerim'de kullanıldığı şeklidir. Kur'an millet kavramını din birlikteliği anlamında kullanmaktadır. Bu kavram İlâhî kitabın hiçbir ayetinde etnisite/ırk anlamında kullanılmamıştır. Genel hatlarıyla millet kavramını bu şekilde izah ettikten sonra başbakanının millet kavramını hangi anlamda kullandığı ve sorunu çözmeye katkı sunup sunmadığı noktasında analizler yapmaya çalışalım.

Başbakan, eğer millet kavramını etnisite anlamında kullanıyorsa -ki bu kullanım 86 yıllık inkârcı cumhuriyetin resmî söylemidir- bu inkârcı söylem, yüz binin üzerinde vatandaşımızı toprağa gömen, milyonlarca doların boş yere harcanarak insanımızın açlık sınırında yaşamasına sebep olan ve toplumsal bölünmüşlüğü intaç eden kirli bir savaşın yaşanmasına sebep olmuştur. Kısacası bu inkârcı resmî söylem bu coğrafyayı cehenneme dönüştürmüştür. Bu anlamda kullanılan millet kavramının sorunu çözmediği açıktır. Bugüne kadar AKP hükümetinin demokratikleşme ve Avrupa Birliği süreciyle ilgili politikalarına baktığımızda başbakanın tek millet söylemi ile inkârcı resmî ideolojinin millet söyleminin vardıkları noktanın aynı olduğunu görmekteyiz. Başbakan her ne kadar Kürt sözcüğünü kullanıyorsa da Kürtleri tanıdığını veya kabullendiğini söylemek mümkün değildir. Zira Arapça kökenli olan "tanıma" kavramının karşılığı kişiye hakkını vermek olarak karşımıza çıkmaktadır. AKP hükümeti döneminde Kürtlerin inkârcı cumhuriyet döneminde gasp edilmiş hiçbir insani hakkının verilmediğini başbakan ve vicdanını başbakana teslim etmemiş her Kürt kökenli milletvekilinin bizden daha iyi bildikleri kanaatindeyim.

Başbakan, millet kavramını din birlikteliği anlamında kullanıyorsa bu kullanımın birkaç noktadan sorun teşkil ettiği düşüncesindeyim.

Bir taraftan laikliğin teminatı olduğunu yani bütün dinlere eşit mesafede olduğunu dile getirirken diğer taraftan millet kavramını Kur'an dışı bir anlamda kullanıyor olması Kasımpaşalılığa yakışmadığı düşüncesindeyim. Mert olan insan suç işlemeye tenezzül etmez, işlese de inkâr etmez. Başbakanın da bir taraftan laikliğin teminatını olduğunu söyleyip diğer taraftan laikliğe aykırı hareket edeceği düşüncesinde değilim. Zira bu davranış mertlik ve dürüstlükle bağdaştırmak mümkün değildir. Çok yaşasın, "hukuktan şaşmaz" yüce Anayasa Mahkememiz'in değerli dokuz üyesinin bizimle aynı düşüncede olmadıkları da malumdur.

Başbakan eğer gerçekten millet kavramını din birlikteliği anlamında kullanıyorsa o zaman dinin afyon yüzünü kullanmaktan vazgeçip dinin şefkat yönünü kullanma irade ve cesaretini göstermelidir. Başbakan 'dinin şefkat yönünü kullanıyorum' diyorsa o zaman insanı özne alan evrensel İslâm dininin başta Kürtlere, dindarlara, Alevilere ve diğer mağdur sınıflara vermiş olduğu insani hakları tanımalıdır. Yoksa o da Erbakan gibi Bingöl'de anadilde Kürtçe eğitimi vaat edip Nevşehir'de 'Kürtlere anadilde eğitim hakkını vererek sosyalizmin propagandasını yapmalarına izin mi vereceğiz' düşüncesiyle hareket ederek Allah'ın insanlara vermiş olduğu hakları şarta mı bağlamak istiyor?

Bu toplumda, özellikle de ezilen sınıfların, artık dervişlere çaldıkları def için değil ağızlarından çıkan kelimelerin anlamlarına göre para verdiklerini sayın başbakan ve vicdanlarını başkalarına teslim etmeyen milletvekilleri farkında olmalıdırlar.

* MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı; Avukat / emrullahbeytar@gmail.com

5 Kasım 2008, Sivil Toplum Akademisi

ŞİDDETİN ÖZGÜRLÜKLE HİÇBİR İLGİSİ YOK

MAZLUMDER Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu; "Şiddeti teşvik etmeyen toplantılar demokrasinin gereği. Ancak şiddet içeren gösterilerin düşünce özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü ile ilgisi bulunmamaktadır"

MAZLUMDER Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu, şiddet içermeyen, şiddeti teşvik etmeyen toplantıların demokrasinin gereği olduğu olduğunu belirterek, "Ancak şiddet içeren gösterilerin düşünce özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü ile ilgisi bulunmamaktadır" dedi.

Gergerlioğlu şöyle devam etti: "Herkesi kendini ifade etmede barışçı yolları kullanmaya özen göstermeye, hukuka aykırı ortamlardan, mal emniyeti ihlâl etmekten sakınmaya davet ediyoruz. Türkiye'nin var olan sorunlarını barış ortamında çözmekten başka şansı yoktur. Şiddet olayları var olan sorunların tanımını güçleştirmekten başka bir şeye yaramamaktadır."

5 Kasım 2008, Bianet

"Plan Yapmayın Plan" Klibine Dava 16 Aralık'a Kaldı

Yapmayın Plan" şarkısı klibiyle Dink cinayetini övdükleri ve düşmanlığa tahrik ettikleri gerekçesiyle açılan dava savcı mütalaasını bekliyor. Arif Şirin, İsmail Türüt, Zeynel Abidin Mutlu ve Hakan Öztekin'in hapsi isteniyor.

"Plan Yapmayın Plan" adlı şarkı için hazırlanan ve İnternet ortamında yayımlanan klipte Hrant Dink cinayetinin övüldüğü gerekçesiyle dört kişiye açılan dava sürüyor.

Agos gazetesi yayın yönetmeni Hrant Dink'in 19 Ocak 2007 tarihinde öldürülmesinden sonra kamuoyuna yansıyan görüntüler nedeniyle şarkının yazarı Ozan Arif olarak tanınan Arif Şirin ile parçayı seslendiren kişi olarak türkücü İsmail Türüt de tutuksuz sanık olarak yargılanıyor.

Davaya 16 Aralık'ta devam edilecek

İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesi, Arif Şirin ve İsmail Türüt dışında Zeynel Abidin Mutlu ve Hakan Öztekin'i de "suç ve suçluyu övmek" ve "halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek" suçlarından 1,5 ile 7,5 yıl arasında hapis istemiyle yargılıyor.

Mahkeme Başkanı Hakim Muhlis Sarıkaya, bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunması için daha önce de süre verilen Cumhuriyet Savcısı Özer Kaya'ya bir kez daha süre verilmesine karar verdi. Yargılamaya 16 Aralık'ta devam edilecek.

Gelecek duruşmada, Savcı Kaya bilirkişi raporuyla ilgili görüşünü açıklayacak ve sanık avukatı Yusuf Sur'un sunduğu delil değerlendirilecek.

Aktivistler kipbe karşı çıktı; Türüt arka çıktı

Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe Girişimi, İnsan Hakları Derneği ve MAZLUMDER gibi çok çeşitli hak örgütleri, "Plan Yapmayın Plan" türküsünde gazeteci Hrant Dink cinayetinin zanlıları olarak yargılanan Yasin Hayal ve Ogün Samast'ı övücü sözlere yer verdiği gerekçesiyle türkücü İsmail Türüt'e tepki göstermişlerdi.

Çeşitli televizyon kanallarına telefonla bağlanan Türüt ise, youtube video paylaşım sitesinde klip eşliğinde yayımlanan türküsünün sonuna kadar arkasında olduğunu, türkünün böyle bir amaç taşımadığını, klibiyse tasvip etmediğini savundu.

İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi de, Youtube sitesindeki video görüntülerinin erişiminin engellenmesine karar vermişti. (EÖ)

5 Kasım 2008, Yeni Asya

Şiddetin özgürlükle hiçbir ilgisi yok

MAZLUMDER Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu, şiddet içermeyen, şiddeti teşvik etmeyen toplantıların demokrasinin gereği olduğu olduğunu belirterek, "Ancak şiddet içeren gösterilerin düşünce özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü ile ilgisi bulunmamaktadır" dedi.

MAZLUMDER Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu, şiddet içermeyen, şiddeti teşvik etmeyen toplantıların demokrasinin gereği olduğu olduğunu belirterek, "Ancak şiddet içeren gösterilerin düşünce özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü ile ilgisi bulunmamaktadır" dedi. Gergerlioğlu, yaptığı yazılı açıklamada, son zamanlarda DTP'li milletvekilleri ve belediye başkanlarının katıldıkları ve öncülük ettikleri gösterilerde çocuk istismarı dikkat çektiğini, taşlı sopalı çatışmaların yaşandığı, yollara barikatlar kurulup ateşlerin yakıldığı, araçların ateşe verildiği ortamlarda çocukların bulunmasını sağlamak veya onay vermek kabul edilemez olduğunu, bunun da hukuka ve çocuk hakları sözleşmesine aykırı olduğunu söyledi. Gergerlioğlu şöyle devam etti: "Şiddet içermeyen, şiddeti teşvik etmeyen toplantıların demokrasinin gereği olduğu açıktır. Devlet yetkililerinin ve toplumun bir kısmının hoşuna gitmese de farklılıklara tahammül çoğulcu demokrasinin de gereğidir. Ancak şiddet içeren gösterilerin düşünce özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü ile ilgisi bulunmamaktadır. Herkesi kendini ifade etmede barışçı yolları kullanmaya özen göstermeye, hukuka aykırı ortamlardan, mal emniyeti ihlâl etmekten sakınmaya davet ediyoruz. Türkiye'nin var olan sorunlarını barış ortamında çözmekten başka şansı yoktur. Şiddet olayları var olan sorunların tanımını güçleştirmekten başka bir şeye yaramamaktadır."

5 Kasım 2008, Moral Haber

Şiddetin özgürlükle hiçbir ilgisi yok

MAZLUMDER Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu, şiddet içermeyen, şiddeti teşvik etmeyen toplantıların demokrasinin gereği olduğunu belirterek...

MAZLUMDER Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu, şiddet içermeyen, şiddeti teşvik etmeyen toplantıların demokrasinin gereği olduğunu belirterek, "Ancak şiddet içeren gösterilerin düşünce özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü ile ilgisi bulunmamaktadır" dedi.

MAZLUMDER Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu, şiddet içermeyen, şiddeti teşvik etmeyen toplantıların demokrasinin gereği olduğu olduğunu belirterek, "Ancak şiddet içeren gösterilerin düşünce özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü ile ilgisi bulunmamaktadır" dedi. Gergerlioğlu, yaptığı yazılı açıklamada, son zamanlarda DTP'li milletvekilleri ve belediye başkanlarının katıldıkları ve öncülük ettikleri gösterilerde çocuk istismarı dikkat çektiğini, taşlı sopalı çatışmaların yaşandığı, yollara barikatlar kurulup ateşlerin yakıldığı, araçların ateşe verildiği ortamlarda çocukların bulunmasını sağlamak veya onay vermek kabul edilemez olduğunu, bunun da hukuka ve çocuk hakları sözleşmesine aykırı olduğunu söyledi. Gergerlioğlu şöyle devam etti: "Şiddet içermeyen, şiddeti teşvik etmeyen toplantıların demokrasinin gereği olduğu açıktır. Devlet yetkililerinin ve toplumun bir kısmının hoşuna gitmese de farklılıklara tahammül çoğulcu demokrasinin de gereğidir. Ancak şiddet içeren gösterilerin düşünce özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü ile ilgisi bulunmamaktadır. Herkesi kendini ifade etmede barışçı yolları kullanmaya özen göstermeye, hukuka aykırı ortamlardan, mal emniyeti ihlâl etmekten sakınmaya davet ediyoruz. Türkiye'nin var olan sorunlarını barış ortamında çözmekten başka şansı yoktur. Şiddet olayları var olan sorunların tanımını güçleştirmekten başka bir şeye yaramamaktadır."

5 Kasım 2008, Evrensel

Başbakan çıldırmış olmalı

DTP'lileri insan düşmanı olmakla suçlayan Başbakan, bu kez de DTP'lilere silahla ateş edenleri savunarak lincin önünü açıyor

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Taksim'de basın açıklaması yapmak isterken polis saldırısına uğrayan DTP'lilere pompalı tüfekle saldıranlara 'savunma' diye destek çıkmasına tepki yağıyor.

Bu açıklamanın toplumda kamplaşmayı körükleyeceği ve linç kültürünü meşrulaştıracağı uyarısı yapılırken, konuya ilişkin gazetemize değerlendirmelerde bulunan öğretim üyeleri, hukukçular, siyasetçiler, sosyologlar, meslek odaları ve insan hakları örgütü temsilcileri Başbakan'ı sorumlu davranmaya çağırdı.

Van'da yaptığı konuşmasında "Kürt kökenli, Kürtlüğüyle övünebilir" diyen Erdoğan, önceki gün DTP'lileri insan düşmanı, insan onuruna saygısız ve oy devşirme çabası içinde olmakla itham etti ve "Sabır nereye kadar kendisini savunacaktır?" dedi.

Lübnan Başbakanı Fuat Sinyora ile düzenlediği ortak basın toplantısında bir gazetecinin, pompalı tüfek olayını hatırlatarak, "Ülke çatışma ortamına mı sürüklenmek isteniyor? Vatandaşlara ne tavsiye ediyorsunuz" sorusuna Erdoğan şu yanıtı verdi: "Eğer siz vatandaşın mağazasının camlarını indirirseniz, hayatına kastederseniz, hayatına kastettiğiniz vatandaş kalkıp da eğer elinde böyle bir tedbiri, böyle bir imkanı varsa o da kendisini savunma yoluna gidecektir."

Şiddeti körükler

İstanbul Bilgi Üniversitesi Siyaset Bilimi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayhan Kaya, Erdoğan'ın bu söyleminin aslında siyasi iktidarın içinde bulunduğu yönetme zafiyetini gösterdiğini vurguladı. Kaya, "İnsanlar toplumsal sorunların çözümü sürecinde düzenleyici ve sorun çözücü nitelikteki devlet kurumlarının ve siyasal aktörlerin etkin olamadığı durumlarda kendi çözümlerini üretme eğilimine girerler" diye konuştu. Başbakan'ın söyleminin siyasi erki elinde bulunduranlar tarafından söylendiği için çok tehlikeli olduğuna dikkat çeken Kaya, bunun doğal durumu meşrulaştıracak ve şiddeti körükleyecek bir riski de beraberinde taşıdığını dile getirdi.

Vahşi Batı kültürü oluşturuluyor

Bu sözlerin 'bireysel silahlanmayı hoş görme' tavrı olduğunu söyleyen Sosyolog Neşe Erdilek, toplumda zaten şiddet yanlısı bir eğilim olduğuna dikkat çekerek "Her gün polisten şiddet gören birileri ortaya çıkıyor. Zaten ailede de şiddet var" dedi. Erdilek, 'Vahşi Batı' kültürünün oluşturulmaya başlandığına dikkat çekti. Başbakan'ın açıklamalarının 'ürkütücü' olduğunu dile getiren Erdilek, toplumun zaten korku içinde yaşadığını söyledi. Erdoğan'ın 'tek millet, tek vatan' sözlerini eleştiren Erdilek, "Bu Kürtler için kullanılmış ama herkes için de kullanılabilir. Kendi gibi görünüp düşünmeyenlere 'sen git burası benim' diye herkes söyleyebilir. Hem şiddet kültürünün gelişmesi hem de hoşgörüsüz bir ortamın oluşması çok ürkütücü" diye konuştu.

Başbakan çığırından çıktı

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Başkanı Serdar Harp, Başbakan Erdoğan'ın sözlerine tepki göstererek, "Ateşle oynamaktan vazgeçin. Çünkü bu ateş sadece sizin elinizi değil, tüm ülkeyi yakacaktır" uyarısında bulundu. Harp yaptığı açıklamada, "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın son günlerde yaptığı açıklamalarla çığırından çıkmış" dedi. (İstanbul/EVRENSEL)

--------------------------------------------------------------------------------

2008'de pompalı, 2006'da kılıçlı

Geçtiğimiz pazar günü Taksim'de basın açıklaması yapmak isteyen DTP'lilere pompalı tüfekle saldırıda bulunulan bölgede daha önce de benzer olaylar yaşanmıştı. Bu olaylar saldırının tesadüf olmadığını gösterirken, Başbakan'ın çağrısının ne kadar tehlikeli olduğunu göler önüne serdi. 2006'da yapılan eyleme, bölgede bulunan kişi ve çevreler tarafından kışkırtıldığı belirtilen bir grup kılıç ve döner bıçaklarıyla saldırmıştı. Döner bıçaklarının ve kılıçların kullanıldığı çatışmadan, pompalı tüfeklerin kullanıldığı çatışmalara yaşanan süreç uzun süre hafızalardan silinmeyecek.

--------------------------------------------------------------------------------

DTP İstanbul İl Başkanı tutuklandı

Pompalı saldırının gerçekleştiği eylem nedeniyle Demokratik Toplum Partisi (DTP) İstanbul İl Başkanı ve Fatih İlçe Başkanı tutuklandı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün internet sitesinde yapılan basın açıklamasında, eylemlerde 61 kişinin gözaltına alındığı ifade edildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şahıslardan DTP İstanbul İl Başkanı Halil Aksoy ile Fatih İlçe Başkanı Mehdi Tanrıkulu'nun tutuklandığı diğer DTP'lilerin ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığı kaydedildi. DTP'li il ve ilçe başkanları 'terör örgütü propagandası yapmak ve kanunsuz eyleme çağrı' iddialarıyla tutuklandı. Öteyandan il binalarında açıklama yapan DTP'liler tutuklama kararına tepki gösterdi.

--------------------------------------------------------------------------------

Linç kültürüne 'açık çek'

Hukukçular, insan hakları örgütleri ve eski milletvekilleri, Başbakanın linç kültürünü ve toplumda kamplaşmayı hızlandıracak açıklamalar yaptığına dikkat çekerek Başbakanın çığırından çıktığını belirtti.

Erdoğan'ın sözlerini, linç girişimlerini meşrulaştırmayı sağlayacak 'açık çek' olarak değerlendiren Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Mithat Sancar, "Kuşkusuz bunun kitlesel olaylarda yansıması çok daha vahim olur. Tek kişinin girişimi olmaktan çıkıp, bunu kendilerine meşru dayanak sayan gruplar, DTP eylemlerine silahla ya da başka şeylerle saldırabilir" diye konuştu. Başbakanın hukuka aykırı çağrıda bulunarak açık linç işareti vermesinin akıl alacak bir şey olmadığını ifade eden Sancar, "Bunu şimdiye kadar başkaları yaptı. Ama sürekli demokrasiden bahseden birkaç ay önce 'ya sev ya terk et' sloganını milliyetçi bulan başbakanın bunları söylemesi çok vahim" dedi.

'Kabul edilebilir değil'

Her şeyin hukuk ve meşru çerçevelerde olmasını istediklerini belirten Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok, herkesin düşüncelerini açıkça söylediği bir ülkede ifade özgürlüğünden yana olduklarının altını çizdi. Özok, "Herkesin birbirini anlamaya çalışması gerekiyor. Biz her aşamada, her koşulda soğukkanlı ve peşin hükümsüz anlayışımızı yaymaya çalışıyoruz, çalışmalıyız" dedi.

Başbakanın sözlerinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını belirten MAZLUMDER Genel Başkanı Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu, Altınova'da yaşanan olayları hatırlattı. Yaşanan olaylarda güvenlik güçlerinin gerekli tedbirler alarak müdahale edebileceğini anlatan Gergerlioğlu, "Vatandaşı birbirine düşüren ve 'bu doğaldır' demek de yanlış bir şey" dedi. Başbakanın sözlerinin linç kültürün kışkırtılabileceği uyarısında bulunan Gergerlioğlu, Başbakanın başlattığı gerginliği bir kenara atması gerektiğini belirterek, Kürt sorununun çözümünün barışın uzlaştırılması olduğunu söyledi.

'Ateş edenin yanında polis var'

İHD Genel Başkanı Avukat Öztürk Türdoğan, Başbakanın açıklamasını "talihsiz ve kendi bulunduğu mevkii ile bağdaşmayan" bir konuşma olarak yorumladı. Açıklamanın hak ihlallerinin ve bireysel silahlanmanın önünü açabileceğine işaret eden Türdoğan, "Güvenlik güçlerinin işi vatandaşlara havale edilerek, güvenlik güçlerinin başka işleri olduğunu ima eden bir yaklaşım var. Başbakan olayı iyi analiz edip açıklama yapsaydı daha iyi olurdu. Çünkü aynı olayı biz de televizyonlarda izlediğimizde ateş açan vatandaşın yanında polis de var. Bu doğal vatandaş tepkisi şeklinde değerlendirilemez. Umuyoruz ki başbakan olayları iyi analiz eder ve açıklamasını düzeltir" dedi. Açıklama ile linç kültürünün önünün de açılacağını belirten Türdoğan, Başbakanı sorumlu davranmaya çağırdı.

'Kamplaştıracak açıklamalardan uzak durmalı'

Hakkari CHP eski Milletvekili Esat Canan, Başbakan'ın sözlerini kınadığını belirterek, "Bir ülkenin başbakanının üzerine düşen görev, her ne olursa olsun tüm kesimleri sağduyulu olmaya davet etmektir" dedi. Başbakan'ın toplumu kışkırtacak, kamplaştıracak ve çatışma ortamını körükleyecek açıklamalardan uzak durması gerektiğini belirten Canan, Başbakan'ın açıklamalarının, linç ortamını ve şiddetten medet umanları cesaretlendireceğini kaydetti. Canan, Başbakan'ın üzerine düşen görevin toplumun sağduyulu davranmasını sağlayacak önlemleri almak ve Kürt sorununun demokrasiyle çözülmesini sağlayacak adımları atmak olduğunu ifade etti. Canan, "Bu adımlar atılırsa herkes görecektir ki bu şiddet ortamı son bulacaktır. Başbakan artık bu sorunu bir güvenlik sorunu olarak görmekle sorunun çözülemeyeceğini anlamak ve buna uygun adımlar atmak zorundadır" diye konuştu.

FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basın AçıklamalarıTarih 2008-11-06
Okunma Sayısı : 1876
Şube ve Temsilcilerimiz
mazlumder-genel-merkez
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER GENEL MERKEZ
Adres: Molla Gürani Mh. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk, No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: mazlumder[a]gmail.com | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2438

Ziyaretçi Sayımız : 5587392