4 Kasım 2008 İnsan Hakları İhlalleri Haberleri

TÜRKİYE HABERLERİ

4 Kasım 2008, Haber 1

AKP irtibat bürosuna saldırı

Manisa'da AK Parti irtibat bürosuna, kimliği henüz tespit edilemeyen 3 kişi tarafından molotofkokteylli ve taşlı saldırıda bulunuldu.

Adnan Menderes Mahallesi'ndeki bürosunun önüne gelen 3 kişi, ellerindeki molotofkokteyllerini girişe attı.

Molotofkokteylleri kaldırıma düşerken, saldırganların attığı taşlardan büronun camı kırıldı.

Gürültüyü duyarak olay yerine gelen mahalle sakinlerinin kovaladığı 3 saldırgan ara sokaklarda izlerini kaybettirdi.

Olay yerine gelen polis ekipleri, AK Parti irtibat bürosu yakınında 6 molotofkokteyli buldu.

Manisa Emniyet Müdürü Adem Aydemir de olay yerine gelerek bilgi aldı.

İrtibat bürosuna gelen AK Parti Manisa Merkez İlçe Başkanı İsmail Önal, saldırıyı nefretle kınadığını belirterek, duyarlılıklarından dolayı mahalle sakinlerine teşekkür etti.

Söz konusu irtibat bürosuna 7 ay önce de molotofkokteylli saldırıda bulunulmuştu.

4 Kasım 2008, Milliyet

İzinsiz eyleme katılan iki DTP'li tutuklandı

Taksim'deki izinsiz oturma eylemine

katıldıkları gerekçesiyle gözaltına alınan 61 kişiden, bir siyasi partinin

İstanbul İl Başkanı ile Fatih İlçe Başkanı'nın tutuklandığı bildirildi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada, terör örgütü

elebaşına kötü muamele yapıldığını öne sürerek protesto gösterisi yapmak

amacıyla, bir siyasi partinin il ve ilçe teşkilatları organizesinde, 2 Kasım

Pazar günü saat 14.00'te Taksim Meydanı'nda geniş katılımlı kanunsuz gösteri

yapılacağı çağrısının internet sitelerinden öğrenilmesiyle, bu meydan başta olmak

üzere il genelinde emniyet tedbirleri alındığı ifade edildi.

Olay günü saat 13.30'da Taksim'de söz konusu siyasi parti il binasının

bulunduğu sokak ile bazı sokaklarda kanunsuz gösterilere başlayan, çevreye

saldırarak taşkınlık yapan kişilere yasal müdahalede bulunulduğu anlatılan

açıklamada, şöyle denildi:

"Gözaltına alınan 61 şahıstan söz konusu parti il başkanı ve Fatih İlçe

Başkanı, Terörle Mücadele Kanunu'nun PKK propagandası yapmak' ve 2911

sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Kanunu'nun 'kanunsuz eyleme çağrı' maddesine

muhalefet ettikleri gerekçesiyle 3 Kasım 2008 günü sevk edildikleri adli makamca

tutuklanmış, diğerleri de tutuksuz yargılanmak üzere serbest

bırakılmışlardır."

Tutuklanan 2 kişinin DTP İstanbul İl Başkanı Halil Aksoy ile aynı

partinin Fatih İlçe Başkanı Mehdi Tanrıkulu olduğu öğrenildi.

4 Kasım 2008, Milliyet

İzmir'deki bebekleri bakteri öldürmüş

İZMİR'de Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Hastalıkları Kliniği'nde bir gecede 13 bebeğin hayatını kaybetmesiyle ilgili araştırmasını tamamlayan İzmir Adli Tıp Kurumu, ölümlere bağırsaklara yerleşmiş 'entero bakteriyel kloseye'nin neden olduğunu tespit etti. Uzmanlar bunun mamadan bulaştığının kesinleştiğini, 1 litre halinde steril olarak fabrikadan hastanelere gönderilen mamanın, klinikte 200'er gram olarak bölünürken bakterinin bulaşmış olma ihtimalinin de çok yüksek olduğunu belirttiler. Bu hafta yazımı tamamlanacak raporda, hastanenin kusurlu olduğu da belirtildi. Rapor, savcılık ile Sağlık Bakanlığı'na gönderilecek.

İzmir'deki Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Hastalıkları Hastanesi Yeni Doğan Ünitesi'nde geçen eylül ayında, 24 saat içinde 13 bebek yaşamını yitirmişti. Kamuoyunda büyük tedirginlik yaratan olay üzerine, önce bebeklerin öldüğü Yeni Doğan Ünitesi'ne giriş çıkışlar durduruldu, birimde karantina benzeri önlemler uygulamaya konuldu. İzmir İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, bebek ölümlerinin nedenini saptamak için Yeni Doğan Ünitesi ve hastaneden örnekler alarak laboratuvarda inceleme başlatırken, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığıda olayı soruşturma konusu yaptı. Ölümlerle ilgili İzmir Adli Tıp Kurumu'ndan rapor hazırlaması istendi ve ayrıca Sağlık Bakanlığı'ndan gelen bilimsel heyet ve müfettişler de bir inceleme başlattı.

İzmir Adli Tıp Kurumu Başkanlığı, bebekler üzerinde yaptığı otopsi ve bakteriyel incelemeyi sonuçlandırdı. Bu hafta yazımı tamamlanacak rapora göre, 13 bebeğin çoğunun ölüm nedeninin bağırsaklarında rastlanan, 'entero bakteriyel kloseye' olduğu belirlendi. Bu hafta İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı ve Sağlık Bakanlığı'nın bilimsel inceleme kuruluna gönderilecek olan raporda, yetişkin bir insanda olabildiği gibi bebeklerde de bağırsaklara yerleşen bu bakterinin, ölümlere neden olduğu belirtildi. Adli tıp uzmanları, bağırsaklara yerleşen bu bakterinin, bu serviste çocukların beslenmesi için kullanılan mamayla alınmış olabileceğini belirtti. Uzmanlar, fabrikada tamamen steril ortamda 1 litre olarak hazırlanan bu mamaların yüksek ihtimalle, hastanede, bebeklere günlük verilecek miktarlar haline getirilirken, yani 1 litrelik mamanın 200 gramlık bölümlere ayrılması sırasında bakteri bulaşmasına neden olduğunu vurguladı. Uzmanlar, tamamen steril atmosferde üretilen bu mamaların şırınga ile hastanelerde bölünmesi sırasında ya da bölünmüş mamanın konulduğu şişelerde bakterinin üremiş veya karışmış olabileceğini belirtti. Yazımı halen devam eden raporda, bebek ölümleriyle ilgili olarak hastanenin kusurlu olduğu belirtildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı ve Sağlık Bakanlığı kurulu, rapora göre soruşturmayı şekillendirip, tamamlayacak.

4 Kasım 2008, Milliyet

Öğretmene, 'Kardeşime niye tokat attın' dayağı

İZMİT'in Gültepe Mahallesi'nde aynı adla anılan Gültepe İlköğretim Okulu Fen Bilgisi Öğretmeni 28 yaşındaki Tuncay Narin, tokat attığı gerekçesiyle bir öğrencinin ağabeyinin saldırısına uğradı. Saldırgan Yener E., olaydan sonra kaçarken yüzü gözü kan içinde kalan öğretmen meslektaşlarının yardımıyla hastaneye götürüldü.

Olay saat 17.30 sıralarında Gültepe İlköğretim Okulu'nda meydana geldi. İddiaya göre bir gün önce sınıfta gürültü yaptıkları gerekçesiyle öğretmen Tuncay Narin, aralarında 7'nci sınıf öğrencisi S.E.'nin de bulunduğu birkaç öğrenciye tokat attı. S.E. de öğretmeninin kendisine tokat attağını evde ailesine anlattı. Bu akşam saatlerinde okula gelen S.E.'nin ağabeyi Yener E., "Sen kardeşime nasıl tokat atarsın" diyerek tartıştığı öğretmen Narin'e saldırdı. Aldığı darbelerle yüzü gözü kan içinde kalan ve başını da yere çarpan öğretmen Narin, meslekdaşları tarafından kurtarılırken, saldırgan Yener E. ise kaçtı.

Öğretmen Tuncay Narin, okula çağırılan ambulanstaki sağlık ekibi tarafından ilk müdahalesi yapıldıktan sonra Seka Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Polis olayla ilgili soruşturma başlattı.

4 Kasım 2008, Haber 7

Üç minibüs dolusu sığınmacı

Tekirdağ-Malkara-İpsala kara yolunda, 3 minibüste, yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmaya çalıştıkları belirlenen 11'i çocuk, 12'si kadın toplam 50 yabancı uyruklu yakalandı, 4 Türk gözaltına alındı.

Tekirdağ Valisi Aydın Nezih Doğan, Emniyet Müdürü Cemil Demir ve İl Jandarma Komutanı Albay Murat İnlek ile Tekirdağ'daki sığınmacı operasyonuyla ilgili basın toplantısı düzenledi.

Vali Doğan, jandarma ve polis ekiplerinin, Tekirdağ-Malkara-İpsala kara yolunda, 3 minibüste, yasa dışı yollardan Avrupa'ya gitmeye çalıştıkları belirlenen Afganistan, Irak ve Filistin uyruklu, 11'i çocuk, 12'si kadın toplam 50 kişiyi yakaladığını bildirdi.

Doğan, alınan tedbirler üzerine, sığınmacıların bulunduğu 3 minibüs ile bunlara öncülük ettiği belirlenen diğer minibüsün sürücülerinin de gözaltına alındığını bildirdi.

Olayla ilgili soruşturmanın devam ettiğini belirten Doğan, özellikle söz konusu yolda sık aralıklarla uygulama yapacaklarını sözlerine ekledi.

Sorgularının ardından Kayı köyün ile Malkara'daki barınma merkezine gönderilen sığınmacıların sınır dışı edileceği bildirildi.

4 Kasım 2008, Radikal

Düşes bizim 'Saray'dan bildirince...

York Düşesi Sarah Ferguson'ın Ankara'daki Saray'a, aralarında Amerikalı gönüllülerin de olduğu bir grupla girdiği ve 'bağışçı' olarak tanıtıldığı ortaya çıktı. Düşes, merkezde çocukların bağlandığı bir ipi, dünyaya göstermek üzere 'hatıra' olarak aldı.

İlkel koşulları 2005 tarihli uluslararası rapora girdiği halde manzarası değişmeyen Saray Bakımevi'ne bu kez İngiliz Düşes'in girip gizli çekim yapması, Ankara'yı karıştırdı

'İmaj' derdine düşen Dışişleri, Düşes'i İngilizlere şikâyet etti, Çubukçu soruşturma başlatsa da 'Ferguson art niyetli' dedi. SHÇEK: Bağlama dünya standartlarına uygun...

ANKARA - Türkiye, yıllardır 'ilkel yaşam ve tedavi koşulları'yla gündemden düşmeyen Saray Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi gerçeğiyle, bu kez Britanya Kraliçesi'nin eski gelini, York Düşesi Sarah Ferguson'ın 'dedektifliği' sayesinde yüzleşti. Ferguson ve Türkiye'ye birlikte geldiği İngiliz gazetecilerin hem Ankara'da bakıma muhtaç ve zihinsel engellilerin kaldığı SHÇEK'e bağlı Saray, hem de İstanbul'daki Zeytinburnu Zihinsel Engelliler Merkezi'nde gizlice yaptığı çekimler İngiliz basınında yer aldı. Türk yetkililer ise 'özürlülerin özür'leri üzerinden savunma yaptı, bağlama gibi yöntemler için "Dünya standartlarında" dedi.

Türk basınında da yer alan haber üzerine önce Meclis harekete geçti. İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı AKP'li Zafer Üskül, SHÇEK Genel Müdürü İsmail Barış'ı arayıp, Ferguson'ın ortaya çıkardığı görüntüleri sordu. Barış, yazılanların doğruluk derecesinin çok az olduğunu savundu: "Hiç kusur yok diyemem ama orada uygulanan standartlar dünya standartlarına uygundur. Orada kalanların bazılarının yemek saatlerinde sadece ellerinin bağlanması zorunluluktan. İki eliyle yemeğe saldırıp döküyor. Kendine ve bakıcısına zarar veriyor. Kakasını yiyenler var, bu nedenle eldiven takıp bağlamak gerekiyor. Geçmiş yıllarda eldiven olmadığı için sıkıntılar yaşanmıştı. Şimdi özel eldivenler yapıldı. Dünyanın her yerinde nasıl bir uygulama yapılıyorsa, o yurtta da aynısı yapılıyor."

Üskül'ün çocuğun elinden ranzaya bağlandığına ilişkin fotoğrafları sorması üzerine de Barış, "Bazı kişilerin durumları özel, onların ellerinin bağlı olması gerekiyor. Görüntülerde bir kişinin karyolaya bağlı olduğu görülüyor. Bunun tertip olduğunu düşünüyorum" dedi.

Üskül daha sonra merkezdeki uygulamaların, yayınlanan görüntülere bakılarak değerlendirilemeyeceğini söyledi:

"Zihinsel engellilerin, bazı özel durumlarda özel işlemlere tabi tutulması gerekebiliyor. Bu uygulamaların standartları bellidir. Dolayısıyla bu standartlara uyulup uyulmadığı elbette incelenmelidir."

'Tatile geliyorum' demiş

Ankara'da ikinci tepkiyi, Dışişleri Bakanı Ali Babacan verdi. Dışişleri, kılık değiştirip yurt ve bakımevlerine giren Ferguson'un Türkiye'ye gelmeden önce Türk makamlarına sadece "Tatile gidiyorum" bilgisini verdiğini belirtirken, Düşes'i Britanya makamlarına yazılı olarak şikâyet etti. Avrupa turuna çıkan Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Düşes Ferguson'ın Ankara'da yarattığı rahatsızlığı Britanyalı muhataplarına ileteceğini söylerken, "Görüntüler teyide muhtaç. Eğer bunlar doğruysa sorumluların üzerine gidilecek. Ancak, böylesi bir programın hazırlanış şekli de tasvip edebileceğimiz bir yöntem değil" dedi.

Çubukçu: Basına servis edildi

SHÇEK'in bağlı olduğu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu da dün 'soruşturmaların başlatıldığını ve sorumluların en ağır şekilde cezalandırılacağını' söylerken, Düşes'in 'gazeteciliği'ne de tepkiliydi:

"İki kurumumuza da ziyaret serbesttir. Sayın Ferguson'ın, Türkiye AB İlerleme Raporu'nun açıklanacağı bir dönemde; AB'ye üyeliğinize karşı çıkmasından, 'İstanbul'a turist olarak gitmeyin' çağrısına kadar Türkiye'yi karalama kampanyasının içinde bırakmaya çalıştığı bu hadisede, art niyetli olduğu son derece aşikârdır. Ankara'da gönüllülerimizi; İstanbul'da ise kızına refakat amacıyla verilen koruma polislerini suistimal ederek, kurumlarımıza izinsiz girmiştir. Ülkesinde yapamadığı gizli kamera çekimlerini Türkiye'de yapan Sayın Ferguson'ın ülkemizdeki basın organlarının dış haberler bölümüne görüntüleri servis ederek Türkiye'de infial yaratmaya çalışması ve Türk basınının da buna fırsat vermesi üzücüdür. İki kurumda da şartlar uluslararası standartlara uygun."

Dünya standartları böyle mi?

Yedikule Ermeni Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Birimi Sorumlusu Psikiyatrist Gürkan Odabaşıoğlu: Normal koşullarda bu tür durumlarda bir çocuğa bir eğitmen veya koruyucu anne olması gerekiyor. Türkiye'de hemen hemen tüm yuvaların koşulları çok kötü. Kaynak, yapı ve eleman eksiği var. Çok sayıda da yardıma muhtaç çocuk var. Bu çocuklar içinde ciddi mental problemi, otizmi olanlar bulunuyor ve saldırganlık, öfke nöbetleri sergileyebiliyorlar. Çocukların tümünü bir arada kontrol etmek oldukça güç. Batıda bizimki gibi yetimhane, çocuk yuvası çok yok. Sistem koruyucu aileyi özendirir. Fiziksel şartlar daha uygun, ayrılan kaynak fazla, eleman desteği yoğundur. Bir çocukla bir kişi ilgileniyor orada. Türkiye'de temel sorun, bu duruma eğilinmemesi.

Pedagog Prof. Dr. Melda Alantar: Rehabilitasyon merkezlerinin dünya standartlarına göre ele alınması gerekiyor. Personelin eğitilmesi, rehabilitasyon, yeterli sayıda uzman, psikiyatrist gerekiyor. El ayak niye bağlanır? Bazen engelli çocukların istem dışı hareketeri oluyor ama bu, vakaya göre önlenebilir. İstemdışı başını yere vurana uygun ilaç verilebilir, rehabilitasyon yapılabilir, kask takılabilir, oda çocuğa zarar vermeyecek süngerle kaplanabilir. Kendisine zarar veriyorsa bağlama da olabilir. (Radikal)

4 Kasım 2008, Evrensel

İşte sağlıkta dönüşüm

Muayene olmak isteyenler uzun kuyruklarda sinir krizi geçirdi. Aile hekiminden sevk almayanlar geri çevrildi

AKP'nin hayata geçirdiği 'sağlıkta dönüşüm' politikaları gereği devlet memurları dışındakiler, artık aile hekimlerinden sevk almadan hastanelere gidemeyecek. Sağlık Bakanlığı tarafından pilot bölge olarak seçilen 4 ilden biri olan Isparta'da uygulama, hastanelerde kargaşaya yol açarken, kimi hastalar sinir krizleri geçirdi.

Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sağlıkta sevk zinciri uygulamasını başlattığı Isparta'da, sabah saatlerinden itibaren sağlık kuruluşları önünde aşırı yığılmalar meydana geldi. Uygulamadan habersiz bazı hastalar, kapıdan geri çevrildiği için sinir krizi geçirdi. Yaşlı ve çocuklar saatlerce ayakta bekletildi. İlçe ve köylerden gelenler ise evraklarının eksikliği nedeniyle geri gönderilmek istenince görevlilerle tartıştı. Birçok kişinin aile hekimine kayıt yaptırmadığı ilde, doktorlar hasta yoğunluğundan muayeneye zaman ayıramadığı için hastaların yüzde 90'ını sevk etmek zorunda kaldı.

'Rezillik uygulaması'

Isparta'nın Eğridir ilçesinden Isparta'ya acil olarak gelen Ayşe Küçükcoşkun, hastaneye geldiğinde ikinci bir kez sevk istediğini, bunun üzerine sağlık ocağına gittiğinde kendisine 350'nci sıranın verildiğini söyledi. Öğle paydosuna kadar sıra gelmediğini ifade eden Küçükcoşkun, bu uygulamanın adının 'rezillik uygulaması'ndan başka bir şey olmadığını kaydetti.

Bir başka hasta Hamide Eryılmaz da kucağında çocuğuyla birlikte 3 saattir sevk sırası beklediğini anlattı. Eryılmaz, "Bu nasıl bir uygulama anlayamadım. Sabah saatlerinde geldim, ancak önümde 400 kişi daha var. Kucağımda çocuk ile güneşin altında bekliyoruz. Buradan sevk alıp, hastaneye gidip ne zaman muayene olacağım bilmiyorum. Bu uygulamadan vazgeçilmeli" dedi.

Siyasilere öfke duyan Mustafa Soydinç de, Aksu ilçesinin Yılanlı köyünden geldiğini belirterek, bu şartlar altında 2 günde ancak muayene olabileceğini bildirdi. Uygulamanın zaman ve işgücü kaybıyla birlikte vatandaşın psikolojisini de iyice bozduğunu ifade eden Soydinç, "Sağlıkta bu kadar yenilik yapılmışken, tekrar eski sisteme geri dönülmesi anlamsız. Vatandaşı bir sevk kağıdına mahkum etmek nasıl bir yenilik olabilir?" diye konuştu.

Acil olmayan hastalar geri çevrildi

Isparta Sağlık İl Müdürü Dr. Süleyman Önal, hasta sayısının bir anda yüzde 70 artmasından dolayı sağlık merkezlerinde olağanüstü bir yoğunluk yaşandığını belirterek, "Acil servislerimizde de sıkıntı var. Acil olmayan vakalar geri gönderildiğinde görevlilerimiz vatandaşla karşı karşıya kalıyor. Hastanın durumu acil değilse kurum bunun karşılığını ödemiyor. Ancak vatandaşlara bunu anlatmamız mümkün değil. Diğer bir sıkıntı da aynı gün ikinci polikliniğe gidip muayene olamıyorsunuz. Herkes kendi aile hekimine giderse yoğunluk azalır diye düşünüyorum" dedi. (Isparta/CİHAN)

4 Kasım 2008, Evrensel

Korucular dükkan taradı iddiası

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Hakkari'ye yaptığı ziyaret sırasında karşılama amacıyla il merkezine gelen korucuların geri dönerken bazı işyeri ve evi kurşunladığı öne sürüldü. Bir ekmek fırınının da kurşunlanmasına tepki gösteren Hakkari Fırıncılar Derneği üyesi 12 fırın sahibi, kepenk açmadı.

İddialara göre Başbakan'ın Hakkari Gençlik Spor Salonu'nda yaptığı konuşmadan sonra helikopterle ayrılırken, karşılamaya gelen Çanaklı (Kehê) ile Üzümcü (Dizê) köylerinden getirildikleri belirtilen korucular, Başbakanın kent merkezinden ayrılmasından sonra köylerine doğru araçlarla yola çıktı. Korucular Keklikpınar Mahallesi'nden geçerken halkın tepkisiyle karşılaştı. Bunun üzerine korucuların rasgele mahalleye ateş açtığı öne sürüldü. Bazı ev ve iş yerlerine kurşun isabet ederken yol güzergahında bulunan bir ekmek fırını kurşun yağmuruna tutuldu. Taramaya tepki gösteren fırıncılar ise dün kepenk açmazken, kurşunlanan fırının sahibi Ömer Kaplan, korucular hakkında suç duyurusunda bulundu. (Hakkari/DİHA)

4 Kasım 2008, Yeni şafak

DTP ilçe başkanı tutuklandı

Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde, Abdullah Öcalan'a kötü muamele yapıldığı iddiasıyla eylemlere katıldıkları belirlenen 16 kişiden 14'ü tutuklanarak cezaevine gönderildi. Edinilen bilgiye göre, Abdullah Öcalan'a kötü muamele yapıldığı iddiasıyla, geçtiğimiz günlerde düzenlenen eylemlere katıldıkları belirlenen DTP İlçe Başkanı Ahmet Yenilmez'in de aralarında bulunduğu 16 kişi bugün çıkarıldıkları Cumhuriyet Savcılığı'nda ifade verdi. İfadeleri tamamlanan 14 kişi tutuklanmaları talebiyle hakim karşısına çıktı. Hakim karşısına çıkan DTP İlçe Teşkilatı Başkanı Ahmet Yenilmez'in de aralarında bulunduğu 14 kişi, 'suçu ve suçluyu övmek', 'terör örgütünü simgeleyen bez parçalarını taşımak' suçlamalarıyla tutuklanarak cezaevine gönderilirken, 2 şüpheli ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

4 Kasım 2008, Yeni şafak

DTP İl ve Fatih İlçe Başkanları tutuklandı

İstanbul'da hafta sonunda izinsiz eylem yapmak isteyen Demokratik Toplum Partisi'nin (DTP) İstanbul İl Başkanı Halil Aksoy ile Fatih İlçe Başkanı Mehdi Tanrıkulu tutuklandı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün internet sitesinde yapılan basın açıklamasında eylemlerde 61 kişinin gözaltına alındığı belirtildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen bu şahıslardan DTP İstanbul İl Başkanı Halil Aksoy ile Fatih İlçe Başkanı Mehdi Tanrıkulu'nun tutuklandığı diğer şahısların ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığı kaydedildi. Emniyetin sitesinden şu açıklama yapıldı:

"Terör Örgütü elebaşına sözde kötü muamele yapıldığını protesto amacıyla bir siyasi partinin il ve ilçe teşkilatları organizesinde, 02.11.2008 Pazar günü saat 14:00'de Beyoğlu Taksim Meydanında geniş katılımlı kanunsuz gösteri yapılacağı çağrısının internet sitelerinden öğrenilmesiyle Taksim Meydanı başta olmak üzere ilimiz genelinde etkin emniyet tedbirleri alınmıştır. 02.11.2008 günü 13:30 sıralarında Taksim bölgesinde söz konusu siyasi parti il binasının bulunduğu sokak ve bazı sokaklarda kanunsuz gösterilere başlayan, çevreye saldırarak taşkınlık yapan kişilere yasal müdahalede bulunulmuş, yakalanarak gözaltına alınan 61 şahıstan söz konusu parti il başkanı ve Fatih İlçe Başkanı "Terörle Mücadele Kanununun 7/2 (terör örgütü propagandası yapmak) ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Kanununun 32/1. (Kanunsuz eyleme çağrı) maddesine muhalefet gerekçesiyle 03.11.2008 günü sevk edildikleri adli makamca tutuklanmış, diğerleri de tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmışlardır."

DÜNYA HABERLERİ

4 Kasım 2008, Zaman

Tayland'da bombalı saldırı: 62 yaralı

Tayland'ın güneyinde düzenlenen 3 bombalı saldırıda 62 kişinin yaralandığı bildirildi.

Polis yetkilisi Surachai Suebsuk, bombaların güney eyaleti Narathiwat'taki bir çay ocağıyla, iki manavın park yerinde patladığını söyledi.

Narathiwat eyaleti 2004 yılından beri Müslüman direnişçilerin eylemlerine sahne oluyor. Budist inancının yoğunlukta olduğu Tayland'ın güneyindeki Müslüman ağırlıklı üç eyalette, 2004 yılının ocak ayından beri meydana gelen şiddet olaylarında 3 bin 300'den fazla kişi öldü.

4 Kasım 2008, Milliyet

Bağdat'ta patlama: 7 ölü

Irak'ın başkenti Bağdat'ta meydana gelen patlamada 7 kişinin öldüğü bildirildi.

Polis, başkentin doğusundaki El Mestal bölgesinde bir otoparkta meydana gelen patlamada 18 kişinin de yaralandığını belirtti. Patlamanın sebebi hakkında açıklama yapılmadı.

4 Kasım 2008, Milliyet

Bağdat'ta yeni patlama: 4 ölü, 8 yaralı

Irak'ın başkenti Bağdat'ın kuzeyinde düzenlenen bombalı saldırıda 4 kişi öldü.

Kahira bölgesinde bir pazar yerinin yakınında patlayan bombanın 8 kişinin de yaralanmasına neden olduğu bildirildi.

Başkentin doğusundaki El Mestal bölgesinde bir otobüs durağında, bir aracın altına yerleştirilen bombanın patlamasıyla bu sabah 7 kişi hayatını kaybetmiş, 18 kişi yaralanmıştı.

4 Kasım 2008, Milliyet

Bağdat'ta bombalı saldırı

BAĞDAT (A.A)

Irak'ta saldırılar sürüyor. Başkent Bağdat'ta bugün düzenlenen saldırılarda 17 kişi öldü, 38 kişi yaralandı.

Yetkililerin açıklamalarına göre, Bağdat'ın doğu kesimindeki Şii nüfusun ağırlıkta olduğu El Mestal bölgesinde bir otobüs deposunda bomba yüklü aracın infilak etmesi sonucu 2'si kadın, 11 kişi öldü. Saldırıda 21 kişi yaralandı.

Bağdat'ın yine Şii ağırlıklı Kahira bölgesinde bir pazar yeri yakınında yola yerleştirilen bombayla düzenlenen saldırıda 4 kişi öldü, 8 kişi yaralandı.

Başkentin merkezinde, bir Şii yetkili ile Irak Yönetim Konseyinin 4 üyesinin bulunduğu konvoyu hedef alan yola yerleştirilen bombayla düzenlenen saldırıda da 1 kişi öldü. Yetkililerden ölen ya da yaralananın olmadığı saldırıda, 5 koruma ile çevredeki 4 sivil yaralandı. Bağdat'ın doğu bölgesinde düzenlenen silahlı saldırıda da bir polis öldü.

Bağdat'ın güneyindeki Madain'de havan topu mermisinin bir eve isabet etmesi sonucu 1 kadın ile 2 çocuğu hayatını kaybetti.

MUSUL

Son aylarda şiddetin arttığı Irak'ın kuzeyindeki Musul kentinde düzenlenen saldırılarda da 4 kişi öldü.

Musul'da, yola yerleştirilen bombanın patlaması sonucu 1 kişi öldü, 4 kişi yaralandı, düzenlenen silahlı saldırılarda da bir sivil ile bir polis öldü.

Kentin kuzey kesiminde, bir polis devriyesini hedef alan bomba yüklü araçla düzenlenen intihar saldırısında saldırgan ölürken, 4 polis yaralandı.

4 Kasım 2008, Milliyet

Yemen sahillerinde 16 sığınmacı göçmenin daha cesedi bulundu

Yemen hükümeti, güney sahillerinde 16 sığınmacı göçmenin cesetlerinin bulunduğunu bildirdi.

Göçmenlerin Somali'den Aden körfezi yoluyla kaçmaya çalıştıkları tahmin ediliyor. İçişleri Bakanlığı, bulunan cesetlerin güneydeki Abyan'da toprağa verildiğini açıkladı. Dün de Sınır Tanımayan Doktorlar örgütü, cuma-pazar günleri arasında Yemen sahillerinde 60 ceset bulunduğunu bildirmişti. Yemen 2007 yılında Afrika'dan kaçan toplam 1400 kadar kişinin öldüğünü veya kaybolduğunu bildirmişti.

4 Kasım 2008, Haber 7

İsrail askerleri Gazze'ye girdi

İsrail askerlerinin Gazze Şeridi'ne girdiği ve Hamas güçleriyle askerler arasında çatışma çıktığı bildirildi.

Hamas'ın açıklamasında, "Kassam savaşçıları Gazze Şeridi'nin doğusunu basan Siyonist güçle şiddetli silahlı çatışmaya girdi" denildi.

Bunun, 19 Hazirandaki ateşkesten beri İsrail ve Filistin güçleri arasındaki ilk çatışma olduğu belirtiliyor.

El Bureyc mülteci kampındaki Filistinliler, İsrail askerlerinin 300 metre kadar Gazze'nin içlerine girdiğini gördüklerini söyledi. Görgü tanıkları, ayrıca sınırın İsrail tarafında konuşlanmış askeri araçlardan ateş edildiğini duyduklarını, Hamaslıların ateşe ateşle karşılık verdiğini anlattı. İsrail askerlerinin, ayrıca çatışma bölgesine bir roket attığı da belirtildi.

Filistinli sağlık görevlileri, roket saldırısında 1 Hamas mensubunun öldüğünü, 2 kişinin şarapnel parçalarından yaralandığını söyledi.

İsrail ordusunun açıklamasında, askerlerin Gazze Şeridi'nde İsrail askerlerinin kaçırılmasında kullanılabilecek bir tünel bulduğunu ve tehdidi bertaraf etmek için bölgeye özel birlik gönderildiği bildirildi. Ordu, bunun ateşkesin ihlali anlamına gelmediğini vurguladı.

MAZLUMDER HABERLERİ

4 Kasım 2008, Yeni Şafak

'İnsanın değerini ilmi ortaya koyar'

Gaziantep'te faliyetlerini sürdüren Mazlumder, Ayder, Vahdet Vakfı, Bülbüzade Vakfı, Furkander, Anadolu Gençlik Derneği, Gaimder, Karder, Özerk Diyanet Evkaf Sendikası, Suffader, Şahinder, Kalemder, Öğder tarafından her ay düzenlen konferansın bu ayki konuğu yazar Ümit Aktaş oldu.

Bülbülzade Kültür Salonu'nda düzenlenen konferansa okuma gönüllüleri katıldı. Konferansın açılış konuşmasını yapan Mazlumder Gaziantep Şubesi Başkanı Mehmet Alkış, "Okumak ve öğrenmek kadar şerefli, lezzetli bir şey düşünülemez. İlk emri 'oku' ile başlayan Kur'ân, bilenlerle bilmeyenlerin bir olmadığını belirtirken, ilim sahiplerinin derecelerinin yükseltileceğini de bildirir. İnsan, ilmiyle değer kazanır.

Hz. Âdemi meleklere üstün kılan sır ilimdi. Ne tahripçi aydın, ne de bilmediğini bilmeyen yarı aydın! İkisi de zararlıdır. Bunlar insanlığın felâket tellâllarıdır. Biri, bilgisini yıkım için kullanır. Diğeri bilmediği halde 'biliyorum' diye yakar, yıkar. Gerçek aydın öğrenmenin hedef değil, insanlığa hizmet aracı olduğunu bilir" diye konuştu. Konuşmacı yazar Ümit Aktaş ise, "İnsan, ne olduğunu ve nerede olduğunu anlayabilmek için, sürekli bir okuma serüveni yaşar. İnsanın ilk okuma tecrübesi, kendisi dışındaki nesneler üzerinde gerçekleşir. O, çevresini, nesneleri, olayları, durumları, hayatı, insanları, kendisini ve nihayet kitapları okur durur. Okumak, yemek yemek, nefes almak, konuşmak kadar tabiî bir durum. İnsan hayatında, okumak, yazmaktan daha önce gelmektedir. Yazı yazmak külfetli ve hazırlık isteyen bir iş olduğu halde, okumak daha kolay ve hayatın bir parçası şeklinde cereyan eder. Kur'an-ı Kerim'in vahyedilen ilk sözü, 'oku' emridir. Bu, aynı zamanda Müslümanların okuma ile ilişkisinin ne olması gerektiğini de göstermektedir" şeklinde konuştu.

4 Kasım 2008, Bianet

Hak Savunucuları Başbakanı Şiddet Söyleminden Acilen Vazgeçmeye Çağırıyor

Başbakan Erdoğan'ın, eylemcilere pompalı tüfekle ateş açılmasını "o da kendini savunuyor" diyerek meşrulaştırması hak savunucuları arasında tepki doğurdu. Umut Vakfı, "silah edinmeyi zorlaştırın" diyor; MAZLUMDER'e göre, "Bu halkı karşı karşıya getiren bir dil."

Umut Vakfı koordinatörü Esengül Ayyıldız ve MAZLUMDER Genel Başkan yardımcısı Emrullah Beytar, Başbakan Erdoğan'ı "söylem" değiştirmeye çağırdı; eylemcilere pompalı tüfekle ateş açılmasının "anlayışla" karşılanamayacağı konusunda başbakanı uyardı.

Bireysel silahlanmaya karşı çaba gösteren Umut Vakfı Koordinatörü Başbakanın "eğer vatandaşın hayatına kastederseniz, onun da elinde böyle bir tedbir alma imkanı varsa, kendini savunma yoluna gidecektir" yaklaşımını eleştirdi:

"Bu sözler, yurttaşın can güvenliğini devletin koruyamadığının ve yurttaşın kendi kendisini koruması gerektiğinin iktidar tarafından kabul edilmesidir.

İnsan Hakları ve Mazlumlar için Dayanışma Derneği (MAZLUMDER) sözcüsü Emrullah Beytar da Başbakanın toplumu yatıştırmaktan ziyade "tahrik edici" bir söylem kullandığı" görüşünde. Beytar Başbakanı "daha çok yatıştırıcı, toplumu sağduyuya davet eden ve temkinli bir söylem kullanmaya davet" etti.

Başbakan: O da kendini savunma yoluna gidecektir

Başbakan'ın silahlı saldırıyı mazur gören yaklaşımı dün (3 Kasım) Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora'yı kabulünden sonra gazetecilerin sorularını yanıtlarken duyuldu. Erdoğan bir gazetecinin, "Bir vatandaş PKK sempatizanı gruba pompalı tüfekle kendince müdahale etti. Bu konuda vatandaşlara ne tavsiye ediyorsunuz?" sorusuna şu karşılığı verdi:

"Vatandaşlarıma özellikle sabır tavsiye ediyorum. Fakat tabii, bu sabır nereye kadar olacak. Bunun da endişesi içerisindeyim. Eğer siz vatandaşın mağazasının camlarını indirirseniz, vatandaşın hayatına kast ederseniz hayatına kast ettiğiniz vatandaş kalkıp da eğer elinde böyle bir tedbiri böyle bir imkanı varsa, o da kendini savunma yoluna gidecektir. Yani bu tür yollara bu bir sevktir...."

Ayyıldız: Silahlanmayı teşvik etmeyin, zorlaştırın

Ayyıldız, Başbakan'ın yurttaşa "elinde böyle bir tedbir alma imkanın varsa, kendini savunma yoluna gidersin" demesinin bireysel silahlanmanın yaygın ve silah edinme prosedürlerinin "son derece kolay" olduğu Türkiye'de bireysel silahlanmayı meşrulaştırdığı görüşünde. Bunun asayiş için de bir tehdit olduğunu düşünen Umut Vakfı Koodinatörü "yurttaşların can ve mal güvenliğini sağlama"nın devletin kolluk güçlerinin görevi olduğunu vurguladı.

"Yurttaşların silahlanmasını üstelik 'güvenlik' gerekçesiyle teşvik etmek yerine, bu pompalı tüfeğin ruhsatlı olup olmadığı, bir dükkan sahibinin neden bu tüfeği bulundurduğu sorgulanmalı. Bireysel silahlanmanın ne şekilde engellenebileceği ve yasal düzenlemelerin silah edinmeyi zorlaştıracak, cezai müeyyideleri paraya çevirmeden ve hafifletmeden uygulayacak şekilde yeniden ele alınması gerekir."

Beytar: Diyaloga davet eden bir dil benimsemeli

Beytar da Başbakanın Demokratik Toplum Partisi'ne (DTP) yönelik son günlerdeki dil ve söyleminin "ileri demokrasilerdeki başbakanlara yakışmayan bir dil" olduğunu belirtti.

"Can çekişen demokrasimize uygun bir dil bu. Başbakan, görevi kolluk kuvvetlerinden ziyade halka veren, halkı karşı karşıya getiren bir dil ortaya koyuyor."

Bu söylemi "tehlikeli, tahrik edici" bulan Beytar, bianet'e "Başbakan acil olarak dilini değiştirmeli, diyaloga davet eden bir dil benimsemeli" dedi. (EÖ)

4 Kasım 2008, Gündem

İnsan hakları savunucularından Başbakan'a sert tepki

Başbakan Erdoğan'ın Hakkari'de 'Beğenmeyen çekip gider' söyleminden sonra İstanbul'da bir vatandaşın göstericiler üzerine pompalı tüfekle ateş açmasını savunması insan hakları örgütleri tarafından büyük tepkiyle karşılandı. TİHV, 'İlk defa Türkiye'de bir Başbakan bu kadar açık bir şekilde kışkırtmacı laflar söylüyor' derken, meydana gelecek muhtemel olayların birinci sorumlusunun da Başbakan Erdoğan olacağını söyledi. Türkiye Barış Meclisi, söylemleri, 'milliyetçi' ve 'ırkçı' olarak nitelerken, İHD ise Başbakan'ın ne dediğini bilmediğini ifade etti. Söylemleri doğru bulmadıklarını ifade eden MAZLUMDER de 'Devlet görevlilerinin vatandaşları birbirine kırdırması değil, onları sakinleştirici olması lazım' dedi.

Erdoğan'ın protestolu Hakkari gezisinde söylediği 'Biz tek millet dedik. Tek bayrak dedik. Tek vatan dedik. Tek devlet dedik. Buna kim karşı çıkabilir? Buna karşı çıkanın bu ülkede yeri yok. Buyursun istediği yere gitsin' sözleri tartışılırken, İstanbul'da bir vatandaşın göstericilere pompalı tüfekle ateş etmesi ile ilgili, 'Vatandaş imkanı varsa kendisini savunacaktır' sözleri insan hakları savunucuları tarafından sert tepkiyle karşılandı. Başbakan Erdoğan'ın hem Hakkari'de hem de İstanbul'daki olay için sarfettiği sözleri kışkırtıcı bir konuşma olarak değerlendiren Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Genel Başkanı Yavuz Önen, 'Barış, demokrasi, insan hakları talepleriyle çatışan, Türk ve Kürt halkını birbirine karşı kışkırtan bir açıklamadır. Muhalefet etme hakkı her zaman vardır. Bunun biçimi tartışılabilir. Ama Başbakan Erdoğan'ın yaptığı kışkırtmayı ilk defa Türkiye görüyor. İlk defa bir başbakan Türkiye'de bu kadar açık bir şekilde kışkırtmacı laflar söylüyor. Başbakan herkesin başbakanıdır ama o bir parti başkanı gibi, bir militan gibi, sokaktaki öfkeli bir vatandaş gibi konuşuyor. Bunlar bir başbakana yakışmayan laflardır. Bundan sonra olması muhtemel bütün olayların da birinci dereceden sorumlusudur Başbakan' diyerek sert tepki gösterdi.

Barış Meclisi: Gelişecek olayların vebali altından Başbakan nasıl kalkar?

Başbakan'ın söylemlerini 'milliyetçi' ve 'ırkçı' olarak niteleyen Türkiye Barış Meclisi Sözcüsü Yüksel Mutlu ise, 'Başbakan kısa bir süre önce Kürt sorunun kabul ediyordu, 'Hepimiz eşitiz' diyordu. Sonra 'Ya sev ya terk et' dedi. Bunları talihsiz konuşmalar olarak görüyoruz. Başbakan 'medeniyetler arası buluşma' diyor, 'dinler arası buluşma' diyor. 'Farklılıkları bir arada görmemiz gerekir' diyordu. Şimdi ise halkları birbirine düşürecek söylemler sarfediyor. Başbakan'ın bundan vazgeçmesi gerekir. Kaygılıyız' dedi. Başbakan Erdoğan'ın 'Vatandaş imkanı varsa kendisini savunacaktır' sözlerine de değinen Mutlu, 'Bir ülkenin başbakanı bunu söylerse yarın pompalı olay dışında olaylar da meydana gelir. Bunun vebali altında başbakan nasıl kalkar. Bu ülkede halkların birbirine girme ihtimali varken, başbakanın bunu artırıcı söylemler kullanması esef verici. Kürt sorununun çözümü bu değil. İmha ve inkar ile, yurttaşları birbirine düşürerek çözülmez bu sorun' diye konuştu.

MAZLUMDER: Başbakan'ın söylemleri doğru değil

Kürt sorununda sertleşmenin olmaması gerektiği uyarısında bulunan MAZLUMDER Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu ise, Başbakan Erdoğan'ın söylemlerinin doğru olmadığını söyledi. Gergerlioğlu şunları kaydetti: 'Sonuçta toplumsal olaylar olabilir şiddete varan olaylar olabilir ama devlet görevlilerinin vatandaşları birbirine kırdırması değil, onları sakinleştirici olması lazım. Sonuçta her tarafta bu linç olayları oluyor bunun karşılığında vatandaşa 'silahını çekip vurursun' söylemi, bir Başbakana yakışmaz. Devletin yapması gereken bu tür olaylarda yan tutmaksızın toplumsal barış için rol oynaması gerekir.' Devletin uygulamaları ve pratikleriyle ortaya çıkardığı bir Kürt sorunu olduğunu hatırlatan Gergerlioğlu, 'Herkesin Türk olduğunu söylemek, tek bayrak tek millet demek doğru değil. Anayasal değişiklikler yaparak bu sorunu çözmekten başka bir çare yok. Gerginliği artıracak politikalar yapmak doğru değil. Ortaya çıkan olaylar hadiseler yanlış da olabilir. Ama bunun karşısında bir Başbakan'ın böyle söylemlerde bulunması doğru değil' dedi.

İHD: Başbakan ne dediğini bilmiyor

İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ise Başbakan Erdoğan'ın söylemlerini yadırgadığını belirterek, şöyle dedi: 'Bir polis aracının yanındaki yurttaş pompalı tüfekle göstericilere ateş açıyor. Başbakanın olayı araştırması lazım. Orada bir vatandaş polisin ve polis aracının yanında göstericilere ateş açıyorsa öncelikle güvenlik güçlerinin tutumunu sorgulaması lazım. O vatandaşın sanki kendiliğinden vermiş olduğu bir tepki gibi kamuoyuna sunup diğer insanları da tahrik etmesi çok talihsiz ve sorumsuz bir açıklamadır. Bu açıklamalardan hareketle yarın öbür gün değişik bölgelerden insanlar birbirine girdiğinde ve etnik kökeni nedeniyle kavgalar yayıldığında, Başbakan bunun hesabını nasıl verecek. Dolayısıyla Başbakan öfkesine sahip olmalıdır.'Bu tür açıklamaların toplumda bireysel silahlanmaya da neden olacağı uyarısında bulunan Türkdoğan, 'Bu açıklamadan sonra herkes kendini korusun. o zaman güvenlik güçlerine ne gerek var. Vatandaşlar kendini koruyacaksa güvenlik güçlerine gerek yoktur. Bence Başbakan ne konuştuğunu bilmiyor. Aklı selim davranmalı. Başbakanın kafası çok karışık' dedi.

4 Kasım 2008, Kurdshov

Savunuculardan Başbakan'a sert tepki

Başbakan Erdoğan'ın Hakkari'de 'Beğenmeyen çekip gider' söyleminden sonra İstanbul'da bir vatandaşın göstericiler üzerine pompalı tüfekle ateş açmasını savunması insan hakları örgütleri tarafından büyük tepkiyle karşılandı. TİHV, 'İlk defa Türkiye'de bir Başbakan bu kadar açık bir şekilde kışkırtmacı laflar söylüyor' derken, meydana gelecek muhtemel olayların birinci sorumlusunun da Başbakan Erdoğan olacağını söyledi. Türkiye Barış Meclisi, söylemleri, 'milliyetçi' ve 'ırkçı' olarak nitelerken, İHD ise Başbakan'ın ne dediğini bilmediğini ifade etti. Söylemleri doğru bulmadıklarını ifade eden MAZLUMDER de 'Devlet görevlilerinin vatandaşları birbirine kırdırması değil, onları sakinleştirici olması lazım' dedi.

Erdoğan'ın protestolu Hakkari gezisinde söylediği 'Biz tek millet dedik. Tek bayrak dedik. Tek vatan dedik. Tek devlet dedik. Buna kim karşı çıkabilir? Buna karşı çıkanın bu ülkede yeri yok. Buyursun istediği yere gitsin' sözleri tartışılırken, İstanbul'da bir vatandaşın göstericilere pompalı tüfekle ateş etmesi ile ilgili, 'Vatandaş imkanı varsa kendisini savunacaktır' sözleri insan hakları savunucuları tarafından sert tepkiyle karşılandı. Başbakan Erdoğan'ın hem Hakkari'de hem de İstanbul'daki olay için sarfettiği sözleri kışkırtıcı bir konuşma olarak değerlendiren Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Genel Başkanı Yavuz Önen, 'Barış, demokrasi, insan hakları talepleriyle çatışan, Türk ve Kürt halkını birbirine karşı kışkırtan bir açıklamadır. Muhalefet etme hakkı her zaman vardır. Bunun biçimi tartışılabilir. Ama Başbakan Erdoğan'ın yaptığı kışkırtmayı ilk defa Türkiye görüyor. İlk defa bir başbakan Türkiye'de bu kadar açık bir şekilde kışkırtmacı laflar söylüyor. Başbakan herkesin başbakanıdır ama o bir parti başkanı gibi, bir militan gibi, sokaktaki öfkeli bir vatandaş gibi konuşuyor. Bunlar bir başbakana yakışmayan laflardır. Bundan sonra olması muhtemel bütün olayların da birinci dereceden sorumlusudur Başbakan' diyerek sert tepki gösterdi.

Barış Meclisi: Gelişecek olayların vebali altından Başbakan nasıl kalkar?

Başbakan'ın söylemlerini 'milliyetçi' ve 'ırkçı' olarak niteleyen Türkiye Barış Meclisi Sözcüsü Yüksel Mutlu ise, 'Başbakan kısa bir süre önce Kürt sorunun kabul ediyordu, 'Hepimiz eşitiz' diyordu. Sonra 'Ya sev ya terk et' dedi. Bunları talihsiz konuşmalar olarak görüyoruz. Başbakan 'medeniyetler arası buluşma' diyor, 'dinler arası buluşma' diyor. 'Farklılıkları bir arada görmemiz gerekir' diyordu. Şimdi ise halkları birbirine düşürecek söylemler sarfediyor. Başbakan'ın bundan vazgeçmesi gerekir. Kaygılıyız' dedi. Başbakan Erdoğan'ın 'Vatandaş imkanı varsa kendisini savunacaktır' sözlerine de değinen Mutlu, 'Bir ülkenin başbakanı bunu söylerse yarın pompalı olay dışında olaylar da meydana gelir. Bunun vebali altında başbakan nasıl kalkar. Bu ülkede halkların birbirine girme ihtimali varken, başbakanın bunu artırıcı söylemler kullanması esef verici. Kürt sorununun çözümü bu değil. İmha ve inkar ile, yurttaşları birbirine düşürerek çözülmez bu sorun' diye konuştu.

MAZLUMDER: Başbakan'ın söylemleri doğru değil

Kürt sorununda sertleşmenin olmaması gerektiği uyarısında bulunan MAZLUMDER Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu ise, Başbakan Erdoğan'ın söylemlerinin doğru olmadığını söyledi. Gergerlioğlu şunları kaydetti: 'Sonuçta toplumsal olaylar olabilir şiddete varan olaylar olabilir ama devlet görevlilerinin vatandaşları birbirine kırdırması değil, onları sakinleştirici olması lazım. Sonuçta her tarafta bu linç olayları oluyor bunun karşılığında vatandaşa 'silahını çekip vurursun' söylemi, bir Başbakana yakışmaz. Devletin yapması gereken bu tür olaylarda yan tutmaksızın toplumsal barış için rol oynaması gerekir.' Devletin uygulamaları ve pratikleriyle ortaya çıkardığı bir Kürt sorunu olduğunu hatırlatan Gergerlioğlu, 'Herkesin Türk olduğunu söylemek, tek bayrak tek millet demek doğru değil. Anayasal değişiklikler yaparak bu sorunu çözmekten başka bir çare yok. Gerginliği artıracak politikalar yapmak doğru değil. Ortaya çıkan olaylar hadiseler yanlış da olabilir. Ama bunun karşısında bir Başbakan'ın böyle söylemlerde bulunması doğru değil' dedi.

İHD: Başbakan ne dediğini bilmiyor

İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ise Başbakan Erdoğan'ın söylemlerini yadırgadığını belirterek, şöyle dedi: 'Bir polis aracının yanındaki yurttaş pompalı tüfekle göstericilere ateş açıyor. Başbakanın olayı araştırması lazım. Orada bir vatandaş polisin ve polis aracının yanında göstericilere ateş açıyorsa öncelikle güvenlik güçlerinin tutumunu sorgulaması lazım. O vatandaşın sanki kendiliğinden vermiş olduğu bir tepki gibi kamuoyuna sunup diğer insanları da tahrik etmesi çok talihsiz ve sorumsuz bir açıklamadır. Bu açıklamalardan hareketle yarın öbür gün değişik bölgelerden insanlar birbirine girdiğinde ve etnik kökeni nedeniyle kavgalar yayıldığında, Başbakan bunun hesabını nasıl verecek. Dolayısıyla Başbakan öfkesine sahip olmalıdır.'Bu tür açıklamaların toplumda bireysel silahlanmaya da neden olacağı uyarısında bulunan Türkdoğan, 'Bu açıklamadan sonra herkes kendini korusun. o zaman güvenlik güçlerine ne gerek var. Vatandaşlar kendini koruyacaksa güvenlik güçlerine gerek yoktur. Bence Başbakan ne konuştuğunu bilmiyor. Aklı selim davranmalı. Başbakanın kafası çok karışık' dedi.

4 Kasım 2008, Dicle Haber Ajansı

İnsan hakları savunucularından Başbakan'a sert tepki


Başbakan Erdoğan'ın Hakkari'de "Beğenmeyen çekip gider" söyleminden sonra İstanbul'da bir vatandaşın göstericiler üzerine pompalı tüfekle ateş açmasını savunması insan hakları örgütleri tarafından büyük tepkiyle karşılandı. TİHV, "İlk defa Türkiye'de bir Başbakan bu kadar açık bir şekilde kışkırtmacı laflar söylüyor" derken, meydana gelecek muhtemel olayların birinci sorumlusunun da Başbakan Erdoğan olacağını söyledi. Türkiye Barış Meclisi, söylemleri, "milliyetçi" ve "ırkçı" olarak nitelerken, İHD ise Başbakan'ın ne dediğini bilmediğini ifade etti. Söylemleri doğru bulmadıklarını ifade eden MAZLUMDER de "Devlet görevlilerinin vatandaşları birbirine kırdırması değil, onları sakinleştirici olması lazım" dedi.

FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basın AçıklamalarıTarih 2008-11-06
Okunma Sayısı : 1391
Şube ve Temsilcilerimiz
mazlumder-genel-merkez
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER GENEL MERKEZ
Adres: Molla Gürani Mh. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk, No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: mazlumder[a]gmail.com | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2438

Ziyaretçi Sayımız : 5587392